Ülkemizde eğitim denildiği zaman iktidarlarla değişen ve yapboz tahtası biçimine getirilen bir çaba anlaşılır. Ben kendimi bildim bileli hep eğitim-öğretim üzerinde durulur ve değiştirilir. Bu yaklaşım ülkemize ve ülkemiz insanına  olumsuzluk vermektedir..
Hâlbuki eğitim, belirli amaç doğrultusunda bireyde davranış değişikliği yaratmayı hedefleyen çabaların bütünüdür. Biz eğitim denilince, yalnız okullarda verilen bilgileri amaçlamıyoruz. Asıl işi okumak olan ve sonunda diploma denilen belge verilen eğitim, özünde bir toplumun olmazsa olmazıdır. Diğer eğitimler ilk, orta lise ve üniversite eğitimlerinin üzerine konulan güzelliklerdir.
Farklı konulardaki metotlu bilgilendirme sürecini yıllar önce sonlandırmış bulunan yetişkin, yaşamında konumuna göre de eğitim almalıdır. O, meslek dalında yeterli olan kişilerin, karşılıklı etkileşimi içeren bir süreçtir.
Öğretmen yetiştiren bir kuruluştan mezun olan kişi, okul bilgileri ile mesleğini ve yaşamını sürdürmekle yetinirse o öğretmenden çağdaş bir eğitim bekleyemezsiniz. Öğretmenler için düzenlenmesi gereken yetişkin eğitimi öğretmenin bakış açısını değiştirmesini hedeflemelidir. Öğretmenin konulara ve olaylara bakış açısı değişmeli ve kültürel yönden de çağın koşullarını kapsayacak bilgi donanımını hedeflemelidir.
Yalnız alan bilgisi ile bir insan, kendi mesleğini başarılı biçimde götüremez. Sanatın, edebiyatın güzellikleri ile kişi tanıştırılmalıdır. İnsan hak ve özgürlüklerinin temel değerlerine saygılı olmayı öğretmeli ve birey olarak kişiye özgüven verilmelidir.
Biz diyoruz ki tüm kurumlar, kendi amaçları doğrultusunda çok çeşitli eğitimler vermelidirler. Şu bir gerçek ki, hangi kurum veya kuruluş etkin eğitim faaliyetlerini akıllıca yürütürse kendi kurumundaki amacına daha çabuk ulaşır. Çünkü başarının temel anahtarı etkili eğitimdir.
Doktorlar, katıldıkları seminerlerde bilgilerini tazelerler. Öğretmenler alacakları yetişkin eğitimle çağı yakalamanın çabasını gösterirler. Dernekler, sendikalar, kendi üyelerini hem mesleki hem de çağın özelliklerini kavratırlar. Geçmişin deneyimleri ve günün gereksinimleri ve yarının hedefleri yetişkinler eğitimi ile sağlarlar.
Ülkemiz 28 Ocak kararları ile liberal ekonomiyi benimsedi. Özel teşebbüs bir ölçüde devletin önüne geçti. Özel kuruluşlar güçlendi, devlet zayıfladı. Devlet olanakları ile yapılan kurumlar, el değiştirdi ve yok pahasına satıldı. Toplum bu konuda yeteri kadar bilgilendirilmedi. Hâlbuki güçlü ve eğitim almış sendikalar, meslek kuruluşları eğitilseydi Türkiye bugünkü duruma getirilmezdi.
Toplumun üstüne ölü toprağı dökülmüş sanki. Sistemin getirdiği toplumsal pasifizelik bizleri “Neyime lazım. Bana dokunmasın da ne yaparsa yapısın” yaklaşımını getirdi. 
Tarımla uğraşan köylümüz eğitilmiyor, işçilerimiz haklarının ne olduğunu unutur oldular. Sendikalar baskı altında, mesleki kurum ve kuruluşlar kendi mesleklerini koruyamadığı gibi toplumsal hak hukuku da koruyamıyorlar.
Bunun olumsuz sorumlusu ilk bakışta iktidar görünür gibi. Ancak sistem ahtapotun kolları gibi kurum ve kuruluşları hatta hükümeti bile öyle sarmıştır ki kendi kurallarını uygulamayanları hemen yok ediyor.
İşte temel eğitim kurumları, mesleki eğitim kurumları ve yetişkinler eğitimi veren kuruluşlar toplumu bilinçlendirmediği zaman sistem hedefine daha çabuk ulaşır ki o zaman yazık olur topluma. Oluyor da.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100