Bu haber kez okundu.

‘Ali’nin yüceliğine bir son yoktu’
 Abdülbaki Gölpınarlı, Emirü’l–Mü’minin Ali (a.s.) isimli eserinde şöyle yazıyor:
“Ali’nin evsafını yazmaya seciyelerini sayıp dökmeye kalkışsak, sonu gelmez bir kitap olur; gene de onun övgüsünü almaz bu kitap. Onu öven, onun kadrince değil, kendi kadrince över ancak.
İslam olarak doğan, davete ilk uyan, hicretten önce ve hicret gecesi, canını Resûlullah’a (s.a.a) feda etmeyi şükür secdesine kapanarak kabul eden, Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, bütün savaşlarda İslam’ı yücelten, Hayber’i alan Ali... Resûlullah’ı (s.a.a) yıkayan, defneden, O’ndan sonra kendisinin dediği gibi “Sel kendisinden aktığı, hiçbir kuş, uçtuğu yere uçamadığı” halde “gözlerine toz–toprak dolmuş, boğazında kemik durmuş” olarak (Nehcü’l–Belaga; Şıkşıkiyye Hutbesi; s. 168) ancak İslam’ın bölünmemesi için sabreden Ali...
Mesudi’ye göre Osman’ın bin dinar bir milyon dirhemi, yüz bin dinarlık emlakı; deve sürüleri, atları kaldığı, Talha’nın Irak’ta günlük geliri bin dinarı tuttuğu, Kûfe’de ve Medine’de evleri bulunduğu, Zübeyr’in dört yüz bin dinarı, bin atı, bin cariyesi, Abdurrahman b. Avf’ın bin atı, bin devesi, on bin koyunu olduğu halde; hilafetinde, Şam ülkesinden başka bütün İslam diyarına hüküm yürüten fakat vefatında ancak dört yüz dirhemi kalan Ali... “Nerede bir yapı yükselmişse orda bir hak zayi olmuştur. Bir zengin, onun hakkını yemedikçe bir yoksul aç kalmaz” diyen, geçimde kendisini taklide kalkışana, “Ben, Mü’minlerin Emiriyim; onların en yoksulunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım” buyuran, kışın ısınmak için sırtına attığı köhne kadife parçasını bile Beytü’l–Malden almayıp Medine’den getirten Ali...
Kuru ekmeği yemeye çalıştığını görüp şaşana, “Resûlullah, bundan katısını yerdi diyen Ali... Anbarlılar, eski göreneklerine uyup karşısında yeri öpmeye kalktıkları zaman, “Ben de sizden biriyim; aramızda bir fark var; o da benim, sizin sorumluluğunuzu yüklenmiş olmamdır” diyen, kendisini haddinden fazla övmeye kalkışan bir riyakâra, “Ben, senin övdüğün dereceden aşağıyım fakat gönlünde gizlediğinden de yüceyim” buyuran Ali...
Hz. Peygamber (s.a.a.), “Ben Kur’an’ın inişi üzerine, onu kabul ettirmek için savaşmadayım; Ali, onun te’vili için, hükmünün gereğini bildirmek için savaşır” buyurmuş. (Hasais, 40; Müsned, c.3, s.33,82; Müstedrek; c.3, s.122; İstiab; c.2, s.39).
Resûlullah (s.a.a.) onun, biatinden dönenlerle, gerçekten sapıp zulmedenlerle ve ok yaydan çıkar gibi dinden çıkanlarla savaşacağını buyurmuştu. Kendisi de bunu, Hz. Resul’den (s.a.a.) rivayet etmişti. (Müstedrek; c.3, s.139; Üsdü’l–Gâbe; c.4, s.32–33; Kenzü’l–Ummal; c.6, s.72,82,88,319,392; c.8, s.215; Tarih–i Bagdad; c.8, s.340; Dürrü’l–Mensur, 43. sûrenin 41. ayet–i kerimesinin tefsirinde, 72. sûrnin 14. ayet–i kerimesinde).
Cemel savaşında, biatinden dönenlerle, Sıffin’de, gerçekten sapıp zulmedenlerle, Nehrevan’da dinden dönenlerle savaşmıştı Hz. Ali. Ve en yüce makam olan şehadet makamına ermiş, canından fazla sevdiği Resûlullah’a kavuşmuştu.
Muâviye, bir gün, Hz. Ali’yi sevenlerden Dırar’a ısrarla, “Ali’yi anlat bana” demişti. Dırar söze başladı: “O’nun yüceliğine bir son, ululuğuna bir sınır yoktu. Gücü–kuvveti çetindi; sözü kesindi. Adaletle hükmeder, her yanından bilgi fışkırırdı. Sözünde hikmet dile gelirdi, coşardı. Dünyadan, dünya lezzetlerinden çekinirdi. Gece garipliğiyle esenleşirdi. Çok ağlardı, uzun düşünürdü. En değersiz elbise giyer, en değersiz şeyleri yerdi. İçimizden birisi gibiydi; o kadar yakındık ona; gene de heybetinden söz söyleyemezdik. Din ehlini ağırlar, yoksullarla düşer kalkardı. Kuvvetli, o varken kötülük edemez; zayıf, adaletinden meyus olmazdı. Bazı vakitler gördüm, yasa batanlar gibi ağlar, ‘Ey dünya, benden başkasını aldat; ömrün kısadır senin, değerin az. Ah ah azığın azlığından, yolun uzunluğundan, yatılacak yerin katılığından, varılacak yerin ululuğundan’ derdi.” (İstiab, 2, 76; Sosyal Açıdan İslam Tarihi, s.402–404).
Bu sözleri duyan Muaviye, ne düşündü acaba? Kendisini, hareketlerini, yaşayışını gözünün önüne getirebildi mi?!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.