23 Şubat 2017 Perşembe 17:28
527 Okunma
Allah Teâlâ eşsiz ve birdir
 (dünden devam…)

Kelam âlimi İmran’ın sorularını, İmam Rıza (a.s.) cevaplandırmaya şöyle devam etti: “Bilesin ki sıfatlanansız sıfat, mânasız isim ve sınırsız da sınır olmaz. Bütün sıfat ve isimler, kemal ve vücûda delalet ederler. Sınırlar gibi; -üçer, dörder ve altışar da olduğu gibi- kuşatma ve kapsama delalet etmezler. Zira Allah Azze ve Celle, isim ve sıfatlar vasıtasıyla tanınır; uzunluk, genişlik, azlık, çokluk, renk, ağırlık ve buna benzer sınırlamalarla idrak edilmez; bunlardan hiçbirinin Allah hakkında geçerliliği yoktur; mahlûkat, onları tanımakla (bu sınırlar vasıtasıyla) Allah’ı tanımış olabilirler. Ama Allah’ın sıfatlarıyla ona kılavuzluk edilir, isimleriyle idrak edilir ve yaratıkları vasıtasıyla ona delil getirilebilir; öyle ki, hakikat talep eden insan artık gözle görmeye, kulakla işitmeye, elle dokunmaya ve kalple kavramaya ihtiyaç duymaz.

Eğer isim ve sıfatları O’na delalet etmeseydi mahlûkatın ilmi O’nun mânasını idrak edemezdi. O halde mahlûkat O’nun mânasına (özüne) değil, isim ve sıfatlarına ibadet etmiş olurlardı; eğer bu şekilde olmasaydı tapılacak tek vücut Allah’tan başkası olurdu. Zira O’nun isim ve sıfatları O’ndan başka bir şeydir, anladın mı?”

İmran: “Evet ey efendim! Daha fazla anlat.”

İmam (a.s): “Kalp gözleri kör ve sapık olan cahillerin sözlerinden sakın; onlar Allah Teâlâ’nın ahirette sevap ve azap hususunda hesap sormak için hazır olduğunu ama dünyada kulların itaat etmeleri ve ümitli olmaları için hazır olmadığını zannederler. Eğer Allah’ın hâzır olması O’nun için bir eksiklik ve aşağılık olsaydı ahirette de hiçbir zaman hâzır olmazdı. Ama böyle düşünenler şaşakalıp bilmedikleri yönden hakka karşı kör ve sağır olmuşlardır. İşte şu ayet de buna işaret etmektedir: ‘Kim bu dünyada kör ise ahirette de kördür ve yol bakımından daha şaşkın bir sapıktır.’ (İsra/72). Bu ayette körden maksat, hakikatleri görmekten kör olandır. Akıl sahipleri biliyorlar ki ahirette olanlara delil getirmek, ancak bu dünyada olanlarla mümkündür. Kim O’nu kendi görüşüyle bilmek ve idrak etmek isterse, bu tutumuyla sadece O’ndan uzaklaşır. Zira Allah Teâlâ, özellikle O’nun ilmini akıl eden, bilen ve anlayan kimselerin yanında bırakmıştır.”

İmran: “Efendim, bana ibdâın mahlûk olup olmadığını anlatır mısınız?”

İmam (a.s): “Suskun bir mahlûktur; (fakat) suskunlukla idrak edilmez. Hâdis olduğu için mahlûk olmuş, Allah onu icat etmiş, sonuçta o da O’nun mahlûku olmuştur. Allah ile onun arasında üçüncü bir şey yoktur. Allah’ın yaratmış olduğu şey, mahlûk olmaktan dışarı çıkmaz. Yaratıkları ya suskun, ya hareketli, ya çeşitli, ya aynı, ya bilinen veya benzerdir. Sınırlanabilen her şey Allah’ın mahlûkudur. Bil ki hislerin sana bulduğu her şey, hislerle idrak edilen bir mânadır. Bütün hisler, Allah Teâlâ’nın idrakında onun için karar kıldığı şeye delalet eder. Bunların hepsini kavrayış, kalpten (akıldan) kaynaklanmaktadır.

Yine şunu da bil ki; hiçbir takdir ve sınırlama olmaksızın ayakta duran o tek vücut, takdirli ve sınırlı bir mahlûk yarattı. Yarattığı iki şey takdir ve mukadderdir. Bunlardan hiçbirinde renk, ağırlık ve tadılabilme özelliğine sahip bir şey yoktur. Onlardan birini diğerlerinin idrak edilmesine vesile kıldı ve her ikisini de kendiliğinden idrak edilir bir şekilde kararlaştırdı ve kendi başına ayakta durabilen hiç bir şey yaratmadı. Çünkü böylelikle kendi varlığını ispatlamak istiyordu. Allah Teâlâ eşsiz ve birdir; O’nu ayakta tutacak, O’na yardım edecek ve koruyacak ikinci bir şey yoktur. Ama mahlûkat, Allah Teâlâ’nın izni ve iradesiyle birbirini koruyorlar. Halk bu konuda ihtilafa düştü, hatta ne yapacağını şaşırdı ve hayrete kapıldı. Allah’ı kendi sıfatlarıyla vasıflandırarak karanlıktan karanlık vasıtasıyla kurtulmaya çalıştılar. Böylece haktan daha da uzaklaştılar. Eğer Allah’ı kendi sıfatlarıyla ve mahlûkatı da kendi sıfatlarıyla vasıflandırsalardı kavrayış ve yakîn ile konuşup ihtilafa düşmezlerdi. Ama içinden çıkamadıkları (şaşkınlığa kapıldıkları) şeyi talep edince karışıklığa ve içinden çıkılamaz bir keşmekeşe yakalandılar. Allah dilediğini doğru yola hidayet eder.”

(bu bahis devam edecek…)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100