29 Mayıs 2018 Salı 00:34
Asıl iyilik azlıkta verebilmektir

Cenab-ı Hak, Kur'an'da fedakarların fazileti hakkında buyuruyor ki: “Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekemezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.” (Haşr, 9).

İmam Sâdık (a.s.) kamil mü'minlerin nitelikleri hakkında şöyle buyurmuştur: “Onlar kolaylıkta ve zorlukta kardeşlere iyilik eden, zorluklarda başkalarını kendilerine tercih eden kimselerdir. Allah da onlar hakkında şöyle buyurmuştur: Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar.” (el-Bihar, 67/351/54).

İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve Celil olan Allah az gelirli kimseleri (az gelirlerine rağmen) övmüş ve şöyle demiştir: Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar.” (el-Hisal, 97/42).

Yine İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur: “İyilik çoklukla değildir. Şüphesiz bu yüzden Aziz ve Celil olan Allah, Kitabında şöyle buyurmuştur: 'Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar.' Allah böylesine tanıttığı kimseleri şüphesiz sever.” (el-Kafi, 2/206/6).

Ebu Bâsir şöyle diyor: İmam Bâkır veya İmam Sâdık’tan birine, "Hangi sadaka daha üstündür?" dedim."

Şöyle buyurdular: “Az gelirlilerin verdiği... Aziz ve Celil olan Allah’ın sözünü duymadın mı: 'Kendilerine tercih ederler.' Burada bir fazilet görmüyor musun?” (Nur’us Sakaleyn, 5/287/60).

Resûlullah’a (s.a.a.) birisi geldi ve açlıktan şikayette bulundu. Resûlullah (s.a.a.) birini eşlerinin evlerine gönderdi. Onlar, “Sadece suyumuz var.” dediler. Resûlullah (s.a.a.), “Bu adamı kim bu gece ağırlar?” diye buyurdu. Ali b. Ebi Talib (a.s.), “Ben onu ağırlarım ya Resûlallah!” dedi. Fâtıma’nın (a.s.) yanına gidip ona şöyle dedi: “Ey Resûlullah’ın kızı! Yiyecek olarak ne var?” Fatıma, “Sadece (bize yetecek) akşam yemeği var. Ama misafirimizi tercih ederiz” dedi. Hz. Ali, “Ey Muhammed’in (s.a.v.) kızı! Çocukları yatır, ışıkları söndür” dedi. Sabah olunca Ali (a.s.) Resûlullah’ın (s.a.a.) yanına vardı ve olayı kendisine bildirdi. Çok geçmeden “Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler” ayeti nazil oldu.” (a.g.e., s. 285/53).

İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Fâtıma’nın (a.s.) bir miktar arpası vardı. Arpadan helva yaptı. Hazırlanınca ve (yemek için) önüne koyunca o anda bir fakir çıkageldi. Fakir, 'Allah size merhamet etsin' dedi. Ali (a.s.) kalktı ve yemeğin üçte birisini ona verdi. Çok geçmeden bir yetim geldi ve 'Allah size merhamet etsin' dedi. Ali (a.s.) kalkıp diğer üçte birini de ona verdi. Sonra da bir esir geldi. Esir de, 'Allah sizlere merhamet etsin' dedi. Ali (a.s.) kalan üçte birini de ona verdi. Böylece o yemekten hiç tatmadılar. Münezzeh olan Allah onlar hakkında ayetler indirdi. Bu ayetler Aziz ve Celil olan Allah için fedakârlık eden herkes için geçerlidir.” (Nur’us Sakaleyn, 5/470/20; s. 469/18, 19 ve s. 471/21). (Muhammed Muhammed Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).

OKAN EGESEL

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.