Bu haber kez okundu.

‘Cahil susarsa, ihtilâf biter’

İmam Cevad (a.s.), cahillerin çokluğundan ve âlimlerin onlarla imtihan edilmesinden büyük acı duyuyordu. İmam, insanların ihtilâfa düşmelerinin sebebini, cahillerin cehaletleri sonucu ortaya attığı şeyler olarak  görüyordu. Dedesi Emîrü'l-Mü’minîn'den (a.s.) şöyle rivâyet etmiştir:

“Âlimler gariplerdir; aralarındaki cahillerin çokluğundan dolayı.” (Müstedrek-u A'vâlimi’l-Ulum, 23/287).

İmam Cevad'ın (a.s.) kendisi de şöyle buyurmuştur:

“Eğer cahil susarsa, insanlar ihtilâf etmezler.” (Müstedrek-u A'vâlimi’l-Ulum, 23/279).

Emîrü'l-Mü’minîn'den (a.s.) şöyle rivâyet etmiştir:

“Tevbenin dört dayanağı vardır: Kalpte pişmanlık, dilde istiğfar, bedende amel ve bir daha dönmeme kararlılığı.

Üç şey kulu Allah'ın hoşnutluğuna ulaştırır: Çokça istiğfar etmek, mütevazı olmak ve çok sadaka vermek.” (Müstedrek-u A'vâlimi’l-Ulum, 23/279).

Ayrıca İmam (a.s.) tevbenin âcilen yapılmasına işaret etmiştir:

“Tevbeyi ertelemek aldanmaktır. Sürekli ertelemek ise şaşkınlıktır. Allah'a karşı gerekçeler, bahaneler üretmek helâk olmaktır. Günahta ısrar etmek, Allah'ın tuzağından emin olmanın ifadesidir. Oysa, ‘Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın (böyle) mühlet vermesinden emin olamaz.’(A’râf, 99).” (bk. Tuhefu'l-Ukûl, s. 456).

İmam Cevad’ın dostlarını Gaybet dönemine hazırlaması

Hiç kuşkusuz İmam (a.s.) ile tâbileri arasında iletişim devam ediyordu. Ama bunun bir kısmının gizli olduğu da bir gerçektir. Çünkü İmam'a (a.s.) mektup yazanlardan bazılarının isimlerinin deşifre olmasından korkuluyordu. İmam'ın (a.s.) içeriden, eşi tarafından denetlendiğini göz önünde bulundurursak, bunun gerekliliğini kavrarız.

Öte yandan İmam'a (a.s.) bazı isimsiz mektuplar da ulaşıyordu ve İmam özel bir yöntemle bu mektupların kimlere ait olduklarını biliyordu. Eğer, “İmam bir şeyi bilmek istediği zaman Allah ona bildirir”   hadisinden hareketle bunu, Mâsum İmam'ın (a.s.) gaybı bilmesiyle izah etmesek, bu takdirde bu gibi mektuplarda özel bir şifrenin, sembolün bulunması ihtimali esas alınabilir.

Ebû Hâşim Dâvud b. Kâsım el-Ca’ferî anlatıyor:

“Ebû Ca’fer'in (a.s.) evine gittim. Yanımda üç mektup vardı ve bu mektupların kimlere ait oldukları belli değildi. Mektupları karıştırdığım için üzüldüm. İmam birini eline aldı, ‘Bu mektup Reyyan b. Şebib'indir’ dedi. Sonra ikincisini aldı ve, ‘Bu, Muhammed b. Hamza'nındır’ dedi. Ardından üçüncüsünü aldı ve, ‘Bu da falanındır’ dedi. Şaşırıp kaldım. Bana baktı, gülümsedi.” (İ'lâmu'l-Vera bi-A'lâmi'l-Huda, 2/98).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.