27 Mart 2017 Pazartesi 16:59
894 Okunma
‘Çünkü O Gaybet’e çekilecektir’
Ali b. Esbat şöyle diyor:

İmam Rıza (a.s)'a şöyle dedim: “Bazen hükmünün bilinmesi zaruri olan (ve sabredemediğim) bir meseleyle karşılaşıyorum ve yaşadığım şehirde kendisinden sorabileceğim dostlarınızdan biri de yok.”

İmam şöyle buyurdu: “Şehirdeki bir fakihin yanına gir ve meseleyi ona sor. Eğer fetva verirse aksiyle amel et, zira hak odur.”

Hasan b. Ali bin Fazzal, İmam Rıza (a.s)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Adeta yârenlerimizi görüyorum ki evlatlarımdan üçüncüsünü arıyorlar da bulamıyorlar. Birisinin işlerini eline almasını ve yürütmesini istiyorlar ama onu bulamıyorlar.”

Ben şöyle dedim: “Neden ey Resûlullah’ın oğlu?”

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurdu: “Zira İmamları Gaybet’e çekilecektir.”

Ben, “Neden?” diye sorunca da şöyle buyurdu: “Çünkü böylece kılıcıyla kıyam ettiğinde boynunda hiç kimsenin biati olmasın.” (Zorla ve zulümle kendi zamanındaki zalimlere biat etmemiş olsun).

Ebu Selt Herevî diyor ki:

İmam Rıza (a.s)'ın şöyle buyurduğunu duydum: “Allah Teâlâ peygamberlerinden birine şunları buyurdu: ‘Yarın sabah gördüğün ilk şeyi ye, ikincisini sakla, üçüncüsünü kabul et, dördüncüsünü yapma, beşincisinden kaç.’

Ertesi gün, sabah yola düştü. Yolda siyah ve büyük bir dağa rastladı. Kendi kendine şöyle dedi: ‘Rabbim bana bunu yememi emretti.’ (Bu emir karşısında) şaşkınlığa düştü. Sonra, ‘Rabbim bana gücümün yettiği şeyi emreder’ dedi ve o dağa doğru onu yemek için hareket etti. Gittikçe yaklaşıyor ve dağ küçülüyordu. Yanına varınca onu bir lokma gibi gördü. Onu yedi ve yemekten lezzetli aldı. Daha sonra hareket etti, leğen dolusu altın gördü. ‘Rabbim bana bunu saklamamı emretti’ diyerek bir çukur kazdı ve o leğeni gömdü. Üzerini toprakla örttü ve yoluna devam etti. Arkasına bakınca leğenin gözüktüğünü gördü. Kendi kendine, ‘Ben Rabbimin dediğini yaptım’ dedi. Sonra yine yoluna devam etti. Aniden arkasında bir kartal olan bir kuş gördü. Kuş o peygamberin etrafında dönüp duruyordu, peygamber, ‘Rabbim bana bunu kabul etmemi emretti’ dedi. Kollarını açtı, kuş elbisesinin kolundan içeri girdi. Kartal, ‘Kaç gündür peşinde olduğum avımı aldım’ dedi. Peygamber, ‘Rabbim bana bunu ümitsiz kılmamamı emretti’ dedi. Sonra bacağından bir parça koparıp ona doğru attı ve yoluna devam etti. Yolda kurtlanmış kötü kokulu bir leşe rastladı. Kendi kendine, ‘Rabbim bana bundan kaçmamı emretti’ dedi ve ondan kaçtı. Geri döndü. Rüyasında kendisine şöyle söylendi: ‘Sen emredildiğin şeyleri yaptın, onların ne olduğunu biliyor musun?’ ‘Hayır’ dedi. Kendisine şöyle denildi: O dağ gazap sembolüydü, insan gazaplanınca kendini görmez, aşırı gazaptan dolayı kendi değerini unutur. Ama kendini koruyup, değerini tanıyıp gazabına hakim olunca akıbeti yiyeceği tatlı bir lokma gibi olur. O altın leğeni ise salih amelin sembolüdür. İnsan onu gizleyince Allah onu açığa vurur. Böylece, Allah'ın kendisine hazırladığı sevap yanı sıra o amelle de bunu süsler. O kuş ise sana nasihat eden kimsenin sembolüdür. Onu ve nasihatini kabul et. O kartal ise yanına gelen muhtaç biridir. Asla böyle birini ümitsiz etme. O kötü kokulu leş ise gıybetin sembolüdür. Ondan sürekli kaç.”

(Uyun-u Ahbar’ir-Rıza (a.s), Şeyh Saduk İbn-i Babeveyh).

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100