Bu haber kez okundu.

‘Ebuzer’den daha doğru konuşan kimse yoktur’
Muaviye, Hz. Ebuzer'in sözlerinin ne kadar etkili olduğunu biliyordu. Ebuzer, tebliğine bu şekilde devam edecek olursa çok geçmeden aleyhine kıyam olacak ve daha sonra Medine'ye kadar yayılacaktı.
İbn-i Battal şöyle diyor: "Muaviye'nin ordusu, Ebuzer'in sözlerinden etkilenmiş ve ona meyillenmişlerdi. Onun için Ebuzer'in Şam'da kalmasından korkuyorlardı." (ed-Derecâtü’r-Rafia, s.243; Şerh-i Nehcü’l-Belağa, İbn-i Ebi’l-Hadid, c.8, s.257-258).
Diğer taraftan da Hz. Ebuzer gibi Resûlullah’ın (s.a.a) büyük sahabesini tutuklamak genel olarak halkın zihninde kötü sonuçlar doğuracaktı. Onun için Osman'a mektup yazarak, “Ebuzer'in Şam'da olması, kendi aleyhine kıyama sebep olabilir” diye tanıtıp şöyle rapor etti:
"Halk, Ebuzer'in etrafında toplanıyor. Ebuzer'in halkı, senin aleyhine kışkırtmasından korkuyorum. Bu bölgenin halkına ihtiyacın varsa Ebuzer'i buradan uzaklaştır."
Osman ona, cevabında şöyle yazdı: "Ebuzer'i zayıf, çıplak ve vahşi deveyle Medine'ye doğru yola çıkar."
Muaviye hiç beklemeden halifenin emrini icra etti. Ebuzer'e olan kini yüzünden onu kötü bir halde Medine'ye doğru yola çıkardı.
Mes'udi şöyle yazıyor: "Muaviye, onu yalısı kuru ağaçtan olan bir deveye bindirdi ve çok vahşi ve acımasız beş kişiyi de onu Medine'ye götürmeleri için görevlendirdi. Deveyi çarparak götürdüklerinden Ebuzer, devenin üzerinden zıplayıp düşüyordu. Öyle ki Medine'ye vardıklarında Ebuzer'in paçalarının eti dökülmüştü. Az kalsın bu acıdan ölecekti." (Murucu’z-Zeheb, c.2, s.349; Şerh-i Nehcü’l-Belağa, İbn-i Ebi’l-Hadid, c.8, s.358; ed-Derecatü’r-Rafia, s.244).
Hz. Ebuzer'i yaralı ve sızlar bir halde Osman'ın yanına getirdiler. Osman, onu görür görmez Kur'an'ın ayetinin hilafına -ki Müslümana küçümseyerek hitap edilmemelidir- ona dönerek şöyle dedi: "Ey Cuneydab! (Cundeb kelimesinin musağğarıdır. Arap dilinde karşıdakini tahkir etmede kullanılır) Seni görmekle hiç de gözümüz aydın olmadı."
Ebuzer, tüm azametiyle şöyle dedi: "Benim adım Cundeb'dir, Cuneydab değil ve Resûlullah (s.a.a), beni Abdullah diye çağırırdı. Resûlullah’ın (s.a.a) bana verdiği ismi daha çok seviyorum."
Osman, "Benim hakkımda şöyle dediğini duydum: Ben diyormuşum ki Allah'ın eli bağlıdır. Allah fakirdir, biz zenginiz. Ne zaman böyle dedim?" dedi.  
Ebuzer, "Eğer bundan başka bir mantığa sahip olsaydın Allah'ın malını zalimce belli kişiler arasında taksim edip, diğerlerini mahrum etmezdin? Ben Resûlullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: As'ın çocukları otuza ulaşırsa, Allah'ın malını sahiplenip, birbirlerine peşkeş çekecekler; Allah'ın kullarını kendilerine kul edinecekler ve Allah'ın Kitabını tahrif ederek tefsir edeceklerdir."
Halife bu hadisten çok incindi. Meclise dönüp, "Böyle bir hadis duymuş musunuz?" dedi. Hepsi birden, "Hayır" dediler. Halife şöyle dedi: "Vay haline senin ey Ebuzer, Resûlullah’ın (s.a.a) diline yalan bağlayıp hadis mi uyduruyorsun? Ebuzer'in savunucusu Ali'dir. Onu getirin." Az sonra Hz. Ali (a.s) meclise geldiler. Halife, Ebuzer'e az önce okuduğun hadisi oku dedi. Ebuzer, hadisi tekrar etti. Osman, Emirü’l-Mü'minin Ali'ye (a.s) sordu: "Resûlullah’tan (s.a.a) böyle bir hadis duymuş musun?" “Ben böyle bir hadis duymamışım. Ama Ebuzer'in sözleri doğrudur.” “Onun doğruluğunu nereden biliyorsun?” “Çünkü Resûlullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduklarını duydum: "Göğün altında ve yerin üstünde Ebuzer'den daha doğru konuşan kimse yoktur."
Bu sırada toplantıda olanlar, Hz. Ali'nin (a.s) zekâsının ve cesaretinin etkisinde kalarak şöyle dediler: "Evet, biz de bu hadisi Resûlullah’tan (s.a.a) duyduk."
O anda Hz. Ebuzer şöyle dedi: "Bir gün hadis uydurmakla suçlanacağımı aklımın ucunda bile geçirmemiştim. Hayatta kalıp da bu ithamı Resûlullah’ın (s.a.a) ashabından duyacağımı zannetmezdim!!" (ed-Derecatü’r-Rafia, s.244; Şerh-i Nehcü’l-Belağa, İbn-i Ebi’l-Hadid, c.8, s.258).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.