15 Nisan 2016 Cuma 14:18
1140 Okunma
Ehl-i Beyt Allah’ın ipidir
Kur’an’da, Ehl-i Beyt kadar övülen başka bir zümre yoktur. İşte Ehl-i Beyt hakkında inen ayetlerden bazıları:
Onları (tahir) pak olarak vasıflandıran ayet (Ahzab/33), onlardan başka âlemde hiçbir kimseye kısmet olmuş mudur? 
Muhkem ayetler, onlardan başka kimin sevgisinin farz olduğuna hükmetmiştir? (Şûra/23).
Cebrail (a.s.), Mübahale ayetini (Âl-i İmran/61) tebliğ etmek maksadıyla onlardan başkası için gökten inmiş midir? 
Cenab-ı Allah'ın, "Hep beraber Allah'ın ipine sarılın, dağılmayın..." (Âl-i İmran/103) buyururken, Allah'ın ipi olarak kastettiği onlar değil mi? 
"Sadıklarla beraber olun" (Tevbe/119) diyen ayet onları kastetmiyor mu?
"Budur benim doğru yolum, onu takip edin" (En'am/153) ve "Türlü yollara sapmayın, Allah'ın yolunu şaşırırsınız" (En'am/153) diyen ayetler onların yolundan başkasını mı gösteriyor? 
"Ey inananlar! Allah'a, Resulüne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin" (Nisa/59) diye buyurduğu ayet yine onların hakkında değil midir? 
Yine onları "ehl-i zikir" olarak tanımlayan bu ayet değil mi: "Eğer bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun." (Nahl/43).
Yine onlar için "mü’minler" diyor Allah: "Huda yolu göründükten sonra, her kim Resûlullah'a muhalefet eder ve mü’minlerin yolundan saparsa onu cehennem ateşi ile yakarız." (Nisa/115).
Hâdiler (doğru yola götürenler) onlar değil mi: "Sen bir münzirsin (korkutucusun) fakat her kavmin bir de hâdisi vardır." (Ra'd/7)
Fatiha'daki şu ayet onları işaret ediyor: "Bizi, nimetini kendilerinden esirgemediğin kişilerin doğru yoluna irşat et." (Fatiha/7).
Onlar, "Allah'ın kendilerine nimetini lutfettiği peygamberlerle, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olan kimselerdir." (Nisa/69). 
Bu ayetle umumi velayeti, Peygamberden sonra onlara vermiş olmuyor mu: "Sizin veliniz ancak Allah ile onun Resulü ve iman edenlerdir ki, onlar namaza devam edenler ve rükûdayken dahi zekât verenlerdir. Kim Allah'ı, Resulünü ve müminleri kendine veli edinirse, şüphesiz ki galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır." (Maide/55).
Cenab-ı Allah, tevbe eden, iman edip salih amel işleyene "mağfiret"i onların yolundan gitmeyi bu ayetle şart koşmamış mıdır? 
Allah Teala'nın, Kitabında zikrettiği “emanet” onların velayeti değil midir? Buyuruyor ki: "Biz emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik, hepsi yüklemekten korkup reddettiler fakat onu insan yüklendi; zira o çok zalim, çok cahildir." (Ahzab/72).
Yine, tavsiye ettiği "barış" onların velayeti değil midir? Ayetin meali: "Ey insanlar hepiniz barışa girin, şeytanın adımlarını takip etmeyin." (Bakara/208).
Allah Teala'nın nimet diye isimlendirdiği; yine velayetleri değil midir? Ayetin meali: "O gün (Kıyamet günü) Allah'ın size ihsan ettiği nimetten sorulacaksınız." (Tekasür/8). (Allame Abdulhüseyin Şerefuddin, el-Müracaat).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100