29 Nisan 2016 Cuma 00:00
737 Okunma
‘Ehl–i Beyt’im hakkında Allah’ı hatırlatırım’
İmam Nesai “Hasais” adlı kitabında senediyle birlikte kaydettiği bir hadiste Zeyd ibn–i Erkam’ın şöyle dediğini nakletmiştir: Resûlullah (s.a.a) Veda Haccı’ndan dönünce Gadir–i Hum’da inerek, gölgelik bir yerin kurulmasını emretti ve daha sonra buyurdu ki: “Ben yakında Rabbim tarafından çağrılacağım ve ben de bu çağrıya icabet edeceğim. Ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum, biri diğerinden daha büyüktür; Allah’ın Kitabı ve ıtretimden olan (akrabalarımdan olan) Ehl–i Beyt’imi. Bakalım benden sonra onlara nasıl davranacaksınız; onlar Kevser Havuzu başında bana dönünceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır.”
Daha sonra buyurdu ki: “Allah benim mevlamdır; ben de her mü’minin mevlasıyım.”
Daha sonra da Hz. Ali’nin elinden tutarak buyurdu ki: “Ben kimin velisi isem Ali de onun velisidir. Allah’ım, onu seveni Sen de sev; ona düşman olana, Sen de düşman ol.” 
Ebu Tefeyl diyor ki: Zeyd’e, “Bunu Resûlullah’tan duydun mu?” diye sordum, O, “Ne diyorsun? Gölgeliklerde olan her şahıs iki gözüyle onu gördü ve iki kulağıyla (bu sözleri) duydu.” dedi. (Hasais–i Nisai, s.21).
Hakim Nişaburi Şeyheyn’in (Buhari ve Müslim’in) şartıyla sahih olan iki senetle naklettiği bir hadiste Zeyd ibn–i Erkam diyor ki: Resûlullah (s.a.a) Veda Haccı’ndan döndükten sonra Gadir–i Hum’da inip gölgelik bir yerin kurulmasını emretti. Gölgelik kurulduktan sonra şöyle buyurdu:
“Yakında ben çağrılacak ve o çağrıya icabet edeceğim. Ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum, biri diğerinden daha büyüktür. Allah’ın Kitabını ve ıtretimi. Bakalım benden sonra onlara nasıl davranacaksınız? Onlar bana Kevser havuzu başında tekrar dönünceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır.”
Sonra buyurdu ki: “Allah Teâlâ benim mevlamdır. Ben de her mü’minin mevlasıyım.”
Daha sonra Ali’nin elinden tutarak şöyle dedi: “Ben kimin mevlasıysam bu (Ali) onun velisidir. Ey Allah’ım, onu seveni Sen de sev; ona düşman olana Sen de düşman ol.” (Sahih–i Müslim, c.7, s.l22, Bab–u Fezail–i Ali. Bu hadisi İmam Ahmed, Tirmizi, ibn–i Asakir ve diğerleri de zikretmiştir).
Bu hadisi Müslim de Sahih’inde kendi senediyle Zeyd ibn–i Erkam’dan özet bir şekilde nakletmiştir. Müslim’in nakline göre Zeyd ibn–i Erkam şöyle dedi: “Resûlullah (s.a.a) bir gün Mekke ve Medine arasında, Hum diye adlandırılan bir suyun kenarında bize konuşma yaparak, Allah’a hamd ve sena eyledi; nasihatte bulundu ve (ilahi cezayı bize) hatırlattı. Sonra şöyle buyurdu: “Ama sonra, ey halk, ben sadece bir beşerim, yakında Rabbimin elçisinin (benim canımı almak için) gelmesi ve benim icabet etmem beklemektedir. Ve ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum; onların biri Allah’ın Kitab’ıdır. Onda hidayet ve nur vardır; o halde Allah’ın Kitab’ına sarılıp onu sımsıkı tutun.”
Böylece Allah’ın Kitab’ına sarılmak hususunda teşvik etti. Daha sonra ise şöyle buyurdu: “Ve benim Ehl–i Beyt’im. Ehl–i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım. Ehl–i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım. Ehl–i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım.” (Sahih–i Müslim, c.7, s.l22, Bab–u Fezail–u Ali b. Ebi Tâlib).

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100