Bu haber kez okundu.

Emaneti küçümseyen rezil olur

 Hz. Ali (a.s.), zekât toplamak için gönderdiği bazı memurlarına yazdığı mektupta buyuruyor ki:

"Ona gizli işlerinde ve gözlerden saklı fiillerinde, Allah'tan başka kimsenin görmediği ve O'ndan başka bir vekilin olmadığı yerlerde Allah'tan korkmasını emrediyorum.

Ona zahirde Allah'a itaat edip, gizlide, tam tersini yapmamasını emrediyorum. Zira gizli ve açığı; söz ve ameli bir olanlar Allah'ın emanetini eda etmiş,  ibadetlerinde ihlâslı davranmıştır. Halkı incitmemesini, yalancı saymamasını, iftirada bulunmamasını, onların emiri olduğu bahanesiyle onlardan yüz çevirmemesini emrediyorum. Zira onlar kendisinin din kardeşleri ve Allah'ın hakkını almada yardımcılarıdır.

Bu zekâtta, senin için de karar kılınmış bir payın ve bilinen bir hakkın vardır. Fakirlerden; takatten düşmüş, yoksul, zayıf kimselerden de ortakların var. Biz senin hakkına vefa göstermekteyiz, sen de onların hakkına vefalı ol. Eğer bunu yapmazsan, insanların pek çoğu kıyamet gününde düşmanın olur. Fakirler, miskinler, muhtaçlar, hakkından mahrum kalanlar, borçlular ve yolda kalmışların Allah katında düşmanı olduğu kimsenin vay haline! Emanete değer vermeyip küçümseyen, hıyanetle geçimini sağlayıp, kendini ve dinini bunlardan temizlemeyen kimse, dünyada kendini horlamış ve rezilliğe düşürmüştür. Ahirette ise, daha zelil ve daha rezildir. Hıyanetin en büyüğü ümmete hıyanet etmek; hile ve sahtekârlığın en kötüsü ise İmamlara ve önderlere yapılandır. Ve's-Selam."

Basra halkına yazdığı mektupta ise şöyle buyurdu:

"Birlik/vahdet ipinizin kopmasından ve ayrılıklarınızın nasıl olduğundan habersiz değilsiniz. Ben suçlularınızı affettim, arkasını dönüp kaçanların üzerinden kılıcımı kaldırdım. Bana gelenlerinizi de kabul ettim. Eğer helake sürükleyen işler, zayıf ve zalimane düşünceler sizi hataya düşürüp bana muhalefet ettirerek savaşa sürüklerse, bilin ki, ben ordumu hazırlamış, savaş için atıma binmişim. Eğer beni yanınıza gelmeye mecbur ederseniz, sizlere öylesine saldırırım ki Cemel savaşı bunun yanında çok küçük kalır. Bununla beraber, içinizde itaatkâr insanların faziletlerini, nasihat edenlerin haklarını bilerek, sınırı aşıp suçsuzu suçlamıyor ve ahdinde duran vefalıyı da ahdi bozmakla itham etmiyorum."

Muaviye'ye yazdığı mektupta şöyle buyurdu:

"Elinde olan şeylerden dolayı Allah'tan kork. Allah'ın senin üzerindeki hakkına bak. Hakkındaki bilgisizliğinin senin için özür kabul edilmeyeceği şeyleri tanımaya dön. Çünkü itaat için belirli alametler, aydınlık yollar, apaçık deliller ve arzu edilen bir sonuç vardır; akıllı olanlar o yoldan gider, kötü kişilerse ona muhalefet ederler. Kim o yoldan saparsa, haktan ayrılır ve şaşkınlığa düşer. Allah da onun nimetini elinden alır, ona azabını ulaştırır. Kendini kurtar, kendini! Allah sana doğru yolunu açıklamış, işinin nasıl sonuçlanacağını bildirmiştir; sen işlerini hüsranla sonuçlandırıp küfür mahalline ulaştırmışsın. Çünkü senin nefsin seni şerre sokup, sapıklık ve helake sürüklemekte, bozguna uğratmakta ve yolunu gitgide zorlaştırmaktadır."

(Nehcü'l-Belağa'dan…)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100