24 Mart 2016 Perşembe 16:42
764 Okunma
‘En son ölecek olan İmamdır’
İnsan, Allah’a itaat veya isyan etme konusunda özgür olarak yaratılmıştır. Eğer Allah’a itaati seçerse, varlıkların en eşrefi ve en efdali olur. Fakat diğer varlıklar, genelde böyle değildirler. Onlar, yaratılışları gereği Allah’a itaat eder ve O’nu tesbih ederler. Yüce Allah buyuruyor ki: “Ve hiç bir şey yoktur ki,  Allah’a hamd ederek O’nu tesbih etmesin.” (İsra/44).
Bu özelliğinden dolayıdır ki, insan diğer varlıkların yüklenemediği ağır bir vazifeyi yüklenebilmiştir. “Biz emaneti göklere, yeryüzüne ve dağlara sunduk ama onlar yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular; İnsan onu yüklendi. Şüphesiz insan çok zalim ve çok cahildir.” (Ahzab/72).
Ancak insanlar, irade sahibi özgür varlıklar oldukları için her zaman Allah’a itaat yolunu seçmemektedirler ve dolayısıyla herkes bu emaneti taşıyamamaktadır. Bu sebeple, bu emanetin yerde kalmaması için insan yeryüzünde bulunduğu sürece onu taşıyabilecek, Allah’a karşı isyan etme zulmü ve cehaletine düşmemiş kâmil bir insanın var olması ve insanlara yaratılış gayeleri olan “yalnızca Allah’a ibadet” etmeleri noktasında kılavuzluk etmesi gereklidir.
Kerram’dan:
İmam Ca’fer Sâdık (a.s.) şöyle buyurdu: “Eğer yeryüzünde sadece iki kişi bile kalmış olsaydı, birisi mutlaka İmam olurdu.”
Yine buyurdu ki: “Kimse, Allah Teâlâ kendisini hüccetsiz bıraktı diye itiraz edemesin diye en son ölecek olan İmamdır.” (el–Kâfi, c.1, s.138)
Ebu Herase’den:
Muhammed Bâkır (a.s.) şöyle buyurdu: “Eğer İmam yeryüzünden bir saat çekilse, tıpkı denizin ehlini boğduğu gibi yeryüzü kendi ehlini yutar.” (el–Kâfi c.1, s.137; Şeyh Saduk, Kemalu’d–Din, c.1, s. 203).
Ebu Hamza’dan:
İmam Muhammed Bâkır şöyle buyurdu: “Allah’a and olsun ki, Âdem (a.s.) olduğu günden beri Allah, yeryüzünü Allah’a hidayet eden bir İmamsız ve kullarını da hüccetsiz bırakmamıştır. Allah’ın, kullarına hücceti olan İmam olmazsa, yeryüzü baki kalmaz.” (el–Kafi c.1, s.137).
Ebu Mahmud; İmam Rıza’ın şöyle buyurduğunu nakleder: “Biz Allah’ın mahlûkat arasındaki hüccetleri, kulların halifeleri ve sırrının eminleriyiz. Takva kelimesi ve sağlam kulp biziz. Bizler Allah’ın şahitleri ve insanlar arasındaki bayraklarıyız. Allah, gökleri ve yeri zail olmaktan korumak için, bizi vesile kılmıştır. Bizim vesilemizle yağmur yağdırır ve rahmet dağıtır. Yeryüzü açık veya gizli bir imamdan mahrum kalmaz. Eğer yeryüzünde bir gün dahi hüccet olmazsa, kendi ehlini tıpkı denizin yok etmesi gibi yok eder.” (Kemalu’d–Din, c.1, s.202).
‘Keşfu’l–Gumme fi Marifeti’l–Eimme’ kitabında Ali b. İsa b. Ebu–l Feth–i Erbili, Sünni alim Hafız Abdulaziz b. Ahzar Cenabezi’nin ‘Maalimu’l–İtre’ kitabından naklen İmam Rıza’dan (a.s.), o da babalarından, Emirü’l–Mü’minin Ali’nin (a.s.) şöyle buyurduğunu kaydeder: “Resûlullah (s.a.a.) yüce Allah’ın, ‘O gün bütün insanları İmamlarıyla çağıracağız’ sözü hakkında şöyle buyurdu: Her kavim kendi zamanının İmamı, Rabbinin kitabı ve peygamberinin sünneti ile çağırılacaktır.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100