25 Ağustos 2017 Cuma 17:07
127 Okunma
Herkes bir görüşte birleşmez

(dünden devam)

Şeyh Saduk, Uyun-u Ahbari’r-Rıza isimli eserinde şöyle anlatıyor:

Memun daha sonra orada bulunanlara dönerek şöyle dedi: “Ben mi sorayım, siz mi soracaksınız!”

Onlar: “Biz senden soracağız” dediler. Sonra içlerinden biri şöyle dedi: “Acaba Ali’nin imameti Allah tarafından değil midir? Bakınız, Resûlullah’tan vacip amelleri naklederken örneğin şöyle diyorlar: Öğle namazı dört rekâttır, iki yüz dirhemin zekâtı beş dirhemdir veya Hac Mekke’dedir vs...”

Memun: “Evet, Allah tarafındandır.”

Aynı şahıs: “Öyleyse neden bunların hiçbirinde ihtilaf yoktur da sadece Ali’nin velayetinde ihtilaf vardır.”

Memun: “Çünkü diğer vaciplerde, hilafette olduğu gibi rekabet, siyaset ve koşuşturma yoktur.”

İçlerinden bir başkası: “Sizler Peygamber (s.a.a)’in ümmetine olan lutuf ve sevgisinden dolayı kendisinden sonra yerine birini halife olarak karar vermeksizin kendi istekleriyle içlerinden birini seçmelerine göz yumduğunu ve böylece kendisinin seçmiş olduğu halifeye, halkın itiraz ederek azaba duçar olmasını önlemiş olduğunu neden kabul etmiyorsunuz?”

Memun: “Allah, yarattığı mahlukatına Peygamber’den daha mihriban olduğu için ben bu meseleyi inkâr ediyorum. Zira, Peygamberini ümmet için kendisi mebus etti; kimin karşı geleceğini ve kimin itaat edeceğini biliyordu. Bu, kendisinin peygamber göndermesine engel olmadı. Bunun başka bir sebebi de şudur ki: Eğer içlerinden birisini sevmeyi emretseydi, şu iki şıktan hariç değildi: Ya ümmetin tamamına ya da bazılarına emretmiştir. Eğer tamamına emretmiş olsa, bu konuda hepsi görevli olur. Artık kimse kendi isteğine bırakılmamıştır. Ama eğer bazılarına birilerini seçmeyi emretmiş olsa bu durumda onların tanınıp bilinmesi gerekir. ‘Bunlar fakihlerdir’ diyecek olursan, onlar da tanıtılmalıdır.”

Bir başkası: “Resûlullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Müslümanların güzel gördüğü her şey Allah katında güzeldir ve kötü gördükleri her şey de Allah katında kötüdür.”

Memun: “Bu sözlerden bütün müminler mi kastediliyor yoksa bazıları mı? Bunu bilmek zorundayız. Eğer bütün müminler kastedilmiş iseler bu, imkânsızdır. Zira herkes hiçbir zaman bir şeyde birleşmez. Ama eğer bazıları kastedilmiş ise her grubun, kendi sahibinin ve uymuş olduğu kişinin güzelliği ve iyiliği ile ilgili rivayet naklettiğini görüyoruz. Örneğin; Şia’nın Ali (a.s.) hakkında söyledikleri ve Haşaviye’nin (Şia dışındakilerin) başkaları hakkındaki sözleri vs… Öyleyse sizin irade etmiş olduğunuz imamet nasıl ispatlanabilir?”

Bir başkası: “Dolayısıyla, Muhammed (s.a.a)’in ashabının hata yaptığını düşünüyorsun, öyle değil mi?”

Memun: “Onların hata yaptığını ve dalalette birleştiklerini nasıl düşünebiliriz ki, onlar imameti ne vacip ne de sünnet biliyorlardı. Zira sen imametin Allah tarafından vacip ve peygamberler tarafından sünnet olmadığını düşünüyorsun. Öyleyse vacip ve sünnet olmayan bir şeyde nasıl hata yapabilir?” (bu bahis devam edecek…)  OKAN EGESEL

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100