Bu haber kez okundu.

İki değerli şeye nasıl davranacaksınız?
 Taberani, El–Mecme’ül–Kebir adlı kitabında sahih senedle Zeyd ibn–i Erkam ve Hüzeyfe ibn–i Üseyd–i Gaffari’den naklediyor:
Resûlullah (s.a.a) Gadir–i Hum’da ağaçlar altında yaptığı konuşmada şöyle buyurdu: “Ey halk, benim (Allah tarafından) çağrılacağım ve benim o çağrıya icabet edeceğim zaman yakındır, Ben de suale (sorguya) tâbi tutulacağım siz de sorguya çekileceksiniz. O halde (Sizden benim hakkımda sorulduğunda) ne söyleyeceksiniz?”
Dediler ki: “Şahadet ederiz ki sen tebliğ ettin; cihad ettin ve hayrı tavsiye ettin, Allah sana hayırlı mükâfatlar versin.”
Yine Resûlullah şöyle buyurdu: “Acaba siz Allah’ın tek olduğuna, Muhammed’in O’nun kulu ve resulü olduğuna, cennetin ve cehennemin, ölümün ve ölümden sonra tekrar dirilmenin hak olduğuna ve kıyamet gününün şüphesiz olarak geleceğine ve Allah Teâlâ’nın, kabirde olanları tekrar diriltip mahşere getireceğine şahadet etmiyor musunuz?”
“Evet, bunların hepsinin hak olduğuna şahadet ediyoruz” dediler.
O zaman Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Allah’ım (bunların şahitliğine) Sen de şahit ol.”
Devamla buyurdu ki: “Ey insanlar, Allah benim mevlamdır; ben de mü’minlerin mevlasıyım ve ben onlar için onların kendi nefislerinden daha evlayım. Ben kimin mevlası isem, bu da (yani Ali de) onun mevlasıdır. Ey Allah’ım, onu seveni sen de sev; ona düşman olana Sen de düşman ol.”
Daha sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar, ben sizden önce gideceğim ve siz de Kevser havuzunda benim yanıma geleceksiniz. Bu havuzun genişliği Basra ile Sen’a arasından daha geniştir. Orada yıldızlar sayısınca gümüşten kadehler vardır. O zaman ben, sizden iki değerli şeye (Sekaleyn’e) benden sonra nasıl davrandığınızı soracağım. O iki değerli şeyin büyüğü Allah’ın Kitabıdır. O, bir vesiledir ki bir tarafı Allah’ın elindedir, diğer tarafı da sizin elinizdedir. Ona sarılın ki sapıklığa düşmeyesiniz ve O’nu değiştirmeyin.
Ve (diğeri) benim ıtretim Ehl–i Beyt’imdir. Latif ve her şeyi bilen Allah haber vermiştir ki onlar tekrar Kevser havuzunda bana kavuşuncaya kadar baki kalacaklardır.” (İbn–i Hacer, Savaiku’l–Muhrika, 25. sayfasından naklen Taberani ve Tirmizi).
İmam Ahmed de, Burra ibn–i Azib tarikiyle iki senetle naklediyor:
Resûlullah ile birlikteydik. Gadir–i Hum’da indik ve namaz kılmak için toplanmamız emredildi. İki ağacın altı Resûlullah’ın namaz kılması için temizlendi. Resûlullah (s.a.a) öğle namazına kıldıktan sonra, Hz. Ali’nin elinden tutarak; şöyle buyurdu: “Acaba benim mü’minlere onların kendi nefislerinden daha evla olduğumu biliyor musunuz?”
“Evet, sen evlasın” dediler.
Buyurdu ki: “Acaba benim her bir mü’mine onun kendi nefsinden daha evla olduğumu bilmiyor musunuz?”
“Evet, biliyoruz” dediler.
O zaman, Hz. Ali’nin elinden tutarak buyurdu ki: “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ey Allah’ım, onu seveni sen de sev; ona düşman olana sen de düşman ol.”
Ravi diyor ki: Bundan sonra Ömer, Hz. Ali’yle görüşerek, “Ey Ebu Tâlib’in oğlu, mübarek olsun sana! Bütün mü’min erkek ve mü’mine kadınların mevlası oldun” dedi. (Müsned–i İmam Ahmed, c.4, s.281; Kenzu’l–Ummal, c.15, s.117; Fazailü’l–Hamse min’es–Sihah’is–Sitte, c.l, s.350).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.