02 Aralık 2017 Cumartesi 02:05
396 Okunma
İmam’da Cabbar sıfatının nuru vardır

İmam Rıza (a.s.), imamet ile ilgili konuşmasını şöyle bitirdi:

“Allah Azze ve Celle bir kulunu, diğer kullarının işlerini idare etmesi için seçtiği zaman, onun göğsünü bu işin üstesinden gelebilecek şekilde açar, kalbine hikmet kaynaklarını yerleştirir, ona öyle bir ilim ilham eder ki, bundan sonra hiç bir soruya cevap vermekte zorlanmaz, asla doğrudan sapmaz, isabetsiz cevap ağzından çıkmaz. Bu bakımdan kulların işlerini yürütmesi için Allah tarafından görevlendirilen kimse masumdur, desteklenmiştir, başarılı kılınmıştır ve doğrultulmuştur. Hatalardan, sürçmelerden ve tökezlemelerden yana güvence altındadır. Allah onu, bu işe özgü kılar ki, kullarının üzerindeki eksiksiz kanıtı ve yarattıklarının arasındaki şahidi olsun. ‘Kuşkusuz bu, Allah'ın lütfudur ve bu lütfunu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.’ (Âl-i İmran, 74).

Peki şu insanlar, böyle birini seçebilirler mi? Ya da seçtikleri kimse bu niteliklere sahip midir ve onu bu özellikleriyle öne sürebilirler mi? Hakkı aştılar -Beytullah'a and olsun- Allah'ın Kitabını arkalarına attılar. Sanki hiç bilmiyorlarmış gibi bir kenara fırlatıp attılar. Hâlbuki Allah'ın Kitabında hidâyet ve şifa vardır. Ama onlar Allah'ın kitabını bir kenara atıp kendi tutkulu arzularının peşine düştüler. Allah, böyle kimseleri yermiş, bunları düşman ilan etmiş, onları helak etmiştir: ‘Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah zâlim kavmi, doğru yola iletmez.’ (Kasâs, 50). ‘Onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Allah yanında ve mü'minlerin yanında büyük bir nefretle karşılanır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini, işte böyle mühürler.’ (Mü'min, 35).

Allah'ın salât ve selâmı Peygamber Muhammed'in ve O’nun Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun.”

***

İshak b. Galib, İmam Ca’fer Sadık’ın (a.s.) imamların hallerini ve sıfatlarını anlattığı bir konuşmasında şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Allah Azze ve Celle, dininin, Peygamberimizin Ehl-i Beyt'inden gelen hidâyet imamları aracılığıyla apaçık olmasını sağlamış, yolunu aydınlatmıştır. Onlar aracılığıyla ilminin gizli kaynaklarını açmıştır. Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi) ümmetinden imamının gerekli olan haklarını tam anlamıyla bilen bir kimse, imanının tadına varır ve Müslümanlığının tazeliğinin faziletini bilir. Çünkü Allah Tebareke ve Tealâ, imamı, yarattıkları için bir bayrak, bir öncü ve rızıklanan canlılar âlemi için bir hüccet kılmıştır. Allah ona vakar tacını giydirmiş, onu Cabbar sıfatının nuru ile bürümüştür. Bir sebeple göklerle ilintilidir, bu yüzden gökten gelen feyizlerle bağlantısı kesilmez Allah katındaki nimetlere ancak onların sebepleri vasıtasıyla ulaşılabilir ve Allah, kullarının amellerini, ancak imamı tanımaları şartıyla kabul eder.

İmam, karışık ve karanlık sorunları, girift gelenekleri ve belirgin olmayan fitneleri bilir. Allah Tebareke ve Teâlâ, onları Hüseyin (aleyhisselâm)’ın soyundan, kulları için seçer ve her imamın ardından birini bu iş için görevlendirir. Onlar, Allah tarafından seçilip gözde kılınan önderlerdir. Kullan adına onlardan razı olmuş ve kullarına beğendirmiştir. İmamlardan biri görevini tamamlayıp bu dünyadan göçünce, onun ardından açık ve seçik bir önder olarak, yol gösterici bir alamet, nur saçan bir işaret, kâim ve bilgin bir hüccet olarak kullan için bir imam görevlendirmiştir.” (bu bahis devam edecek…)

OKAN EGESEL

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100