06 Nisan 2018 Cuma 00:11
'Kimseye zuhur vaktini söylemedik'

Mufazzal bin Ömer şöyle der:

İmam Ca'fer es-Sâdık (aleyhisselam) ile birlikte tavaf ederken bana bakarak şöyle buyurdu: “Ey Mufazzal! Seni üzgün ve çehreni sararmış görüyorum? Ne oldu?”

Şöyle arz ettim: "Canım sana feda olsun. Abbasoğullarını düşünüyorum. Güç, kudret ve saltanat onların elinde. Eğer bunlar sizde olsaydı, biz de sizinle birlikte orada olurduk."

Şöyle buyurdu: "Ey Mufazzal! Eğer böyle olmasaydı geceler hep siyasetle gündüzler ise halkla uğraşmakla geçerdi ve tıpkı Emirü'l-Mü'minîn Ali (aleyhisselam) gibi tatsız yemekler yer ve sert elbiseler giyerdik. Aksi takdirde azaba uğrardık. Böylece bu işler bizden alındı, biz de rahatça yiyip içiyoruz. Böyle bir sitemi Allah’ın nasıl da nimete çevirdiğini görmüyor musun?”

Amr bin Şimr şöyle der:

İmam Ca'fer es-Sâdık (aleyhisselam)’ın evinde idim ve halk onun evini doldurmuştu. Sonra ona sorular sormaya başladılar. Ona sordukları her soruya cevap veriyordu. Oturduğum yerde ağlamaya başladım. İmam da şöyle buyurdu: “Neden ağlıyorsan ey Amr?”

Şöyle arz ettim: “Neden ağlamayayım ki. Senin gibi birisi bu ümmette olmadığı halde kapılar sana kapalı ve örtüler etrafını kapladı?"

Şöyle buyurdu: “Ağlama ey Amr! İyi yemekler yiyoruz ve rahat elbiseler giyiyoruz. Eğer senin istediğin olsaydı tıpkı Emirü'l-Mü'minîn Ali bin Ebi Tâlib (aleyhisselam) gibi tatsız yemekler yer ve sert elbiseler giyerdik. Aksi halde ateşten zincirlerle birlikte olurduk.”

Ebu Basir şöyle der:

İmam Ca'fer es-Sâdık (aleyhisselam)’a şöyle arz ettim: "Bu beklemenin biteceği ve bedenlerimizin rahatlayacağı bir vakit yok mu?"

Şöyle buyurdu: “Vakit vardı ama siz ifşa ettiniz Allah da onu erteledi.”

Ebu Halid-i Kabuli şöyle der:

İmam Zeynelabidin (aleyhisselam)’ın şehadetinden sonra İmam Muhammed Bâkır (aleyhisselam)’ın huzuruna çıkarak şöyle arz ettim: "Sana feda olayım! Benim babana olan yakınlığımı ve başkalarından uzaklaştığımı biliyorsun."

Şöyle buyurdu: “Doğru söylüyorsun ey Ebu Halid! Peki ne istiyorsun?"

Şöyle arz ettim: "Sana feda olayım. Baban bana Sahib'ul-Emr’in vasıflarından bahsetti. Eğer O'nu yolda görsem ayaklarına kapanacağım."

Şöyle buyurdu: "Peki ne istiyorsun ey Ebu Halid?"

Şöyle arz ettim: "Bana O'nun adını söyle de O'nu adı ile tanıyayım."

Buyurdu ki: "Allah’a and olsun ki, beni rahatsız edecek bir şeyi benden istedin ey Ebu Halid! Bana öyle bir şey sordun ki, (Bunu daha önce kimseye söylemedim). Eğer bunu önceden birine söylemiş olsaydım sana da söylerdim. Bana öyle bir şey sordun ki, eğer diğer Haşimiler onu tanısaydı, O'nu lime lime doğramak isterlerdi.”

Muhammed bin Müslim şöyle der:

İmam Ca'fer es-Sâdık (aleyhisselam) bana şöyle buyurdu: “Ey Muhammed! Birisi bizden taraf sana zuhur vaktini bildirirse onu yalanlamaktan çekinme! Şüphesiz biz hiç kimseye (Hz. Mehdi’nin zuhur) vaktini söylemedik.” (Gaybet-i Numanî, Şeyh Muhammed bin İbrahim-i Numanî).

OKAN EGESEL

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.