Bu haber kez okundu.

‘Malik’in ölümüyle bir âlem yıkıldı’
 Hz. Ali, Mısır'daki karışıklığı duyunca, "Ancak Kays yahut Eşter düzene koyabilir" dedi. Ve Cezire valisi olup Nusaybin'de bulunan Eşter'i çağırdı. Ona birçok talimatı ihtiva eden bir emirname verip Mısır'a vali olarak yolladı.
Hz. Ali'nin Eşter'le Mısırlılara gönderdiği emir şudur:
"Allah'ın kulu, Mü'minlerin Emiri Ali'den, yeryüzünde Allah'a isyan edildiği, emri terk olunduğu, cevir örtülerini, iyinin de kötünün de yer yurt sahibi olanın da, misafir bulunanın da üstüne örttüğü, iyi işlerin yapılmadığı, kötülüklerin men edilmediği zamanda Allah için gazaba gelen topluluğa…
Bilin ki size, düşmandan ürkmeyen, kötü kişilere ateşten daha çetin olan Allah kullarından bir kulu gönderiyorum. O da Mezhic kabilesinden Haris oğlu Malik'tir. Hakka uygun olan emirlerini dinleyin, o emirlere itaat edin.
Bilin ki O, Allah'ın kılıçlarından bir kılıçtır ki keskinliği körleşmez, yüzü gedilmez. Barış zamanında halimdir, savaş vaktinde çetin. Reyinde isabet vardır, sabrında metanet. Sizi savaşa sevk ederse ona uyun, toplanıp savaşa gidin. Oturup işinizle meşgul olmanızı emrederse oturun, işinize sarılın. Çünkü o, benim emrim olmadıkça ne bir işe sarılır, ne bir işi bırakır.
Size karşı esirgeyici olduğundan, düşmanınıza karşı çetin bulunduğundan bilhassa onu seçtim, size vali tayin ettim. Allah sizi doğru yola sevk ederek, kötülükten korusun, Allah'tan çekinme hususunda size sebat versin, Allah'ın sevdiği ve razı olduğu şeylerde başarı ihsan etsin. Esenlik, Allah'ın rahmeti ve bereketi size." (Nehc'ül-Belağa, 2, 285; Muhammed Rıza e1-Hakim, Malik'ül-Eşter, Tahran, 1365 k. 1946, s.163-164). Mısır valiliğine tayin edilen Malik Eşter, bin beş yüz kişiyle giderken Muaviye, onun yiğitliğini, dürüstlüğünü, şiddetini ve zekasını bildiği cihetle, Osman'ın kölesi Nâfi'yi, onun işini bitirmek özere vaadlerle gönderdi. Nafi, Mısır'a gidiyormuş gibi, bir konak yerinde, Eşter'le buluştu. Eşter'e Muaviye'nin aleyhinde sözler söyledi; Hz. Ali'yi övdü, Medine'den Mısır'a gitmek üzere yola çıktığını anlattı.
Eşter, neden Mısır'a gitmek istediğini sordu, Nâfi dedi ki: "Medine'de karnım doymuyor, orada bir iş bulacağım karnımı doyuracağım, ekmek yiyeceğim." Eşter, "Ben sana iş bulurum, benimle gel" dedi. Beraberce yola düştüler. Nâfi, onun hizmetinde bulunmada, sırasını düşürüp sıkı sık Haşimoğullarını ve Hz. Ali'yi övmedeydi. Mısır'ın iskelesi sayılan Kulzüm şehrine geldiler. Orada Cuheyne boyundan bir kadının evine indiler. Kadın Eşter'e büyük bir saygı gösterdi. "Irak'ta hangi yemeği daha çok severler" diye sordu. Eşter, "taze balığı" dedi. Kadın hemen balık kızarttı, sofra yaydı. Eşter balığı yedikten sonra susadı. Bir hayli su içti. Hava da çok sıcaktı. Nafi, "Bu yemeğin zehrini ancak bal şerbeti alır. Balığı tatlı öldürür" dedi. Eşter, "Öyleyse git, biraz bal bul" dedi. Nafi, "Benim yanımda var" dedi, yanındaki balı suda ezdi, Mâlik Eşter'e bir bardak bal şerbeti sundu. Bal zehirliydi. Eşter içer içmez şiddetli bir sancıya tutuldu. Nafi'yi çağırdı. Nafi gece karanlığında çoktan kaybolup gitmişti. Eşter bir müddet sonra o zehirin tesiriyle şehid oldu. Yıkayıp kefenlediler, namazını kılıp oraya defnettiler.
Hz. Ali, Eşter'in şehadeti münasebetiyle, "Mâlik, ama ne Mâlik'ti? Tek, yüce bir dağ olsaydı, ne üstüne bir nal basabilirdi, ne yücesine bir kuş uçup konabilirdi" buyurmuştu.
"Vallahi senin ölümün yüzünden bir âlem yıkıldı, bir âlem ferahlandı" sözüyle, "Vallahi onun ölümü, Doğuyu alçalttı, Batıyı üstün etti" sözü de bu münasebetle söylediği sözlerdendir. İbn-i Ebi'l-Hadid, Hz. Ali'nin, "Ben Resûlullah'a ne mertebedeysem Mâlik de bana o mertebedeydi" dediğini senediyle bildirir. Muaviye, Eşter'in şehadetini duyunca pek sevinmiş, "Allah'ın ordusu var, bal da bu ordudan" demişti. Aynı zamanda Muaviye, "Ali'nin iki kolu vardı. Biri Ester, biri Ammar'dı. Biri Sıffin'de kesildi, birisi de şimdi" demiş, Şam'da bir hutbe okuyup bu olayı Şamlılara bildirmişti. O, Hz. Peygamber'in, Ammar'ın katilinin cehennemlik olduğunu bildirmiş olmasına rağmen onun şehadetine de fetihler fethi, en büyük fetih anlamına "Fetü'l-Fütüh" demiş ve "Ammar'ı Osman için değil, Osman'ın bir kölesi için bile öldürmekten çekinmem" sözlerini söylemişti.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100