05 Ocak 2017 Perşembe 18:16
944 Okunma
Meveddet ayeti Medenî bir ayettir
Bazıları, Meveddet ayetiyle ilgili şöyle bir itirazda bulunuyorlar: “Bu ayet Şûra suresindedir. Şûra suresi ise Mekke’de nazil olmuştur. Hasan ve Hüseyin (a.s) ise Medine’de dünyaya gelmişlerdir. O halde ayetin onlara da şamil olduğunu söyleyemeyiz.”

Cevap olarak şöyle deriz: Ehl-i Beyt’ten nakledilen birçok rivayetlerde yer aldığı gibi, bu ayet kendinden sonraki üç ayet ile birlikte kesinlikle Medine’de nazil olmuştur.

Mecmeu’l-Beyan’ın sahibi de Katade ve İbn-i Abbas’tan bunu nakletmektedir. Ebu Hamza-i Somali ve Bağavi ile Sa’lebi’nin tefsirlerinde aynı husus vardır.

Keşşaf ve diğer tefsirlerde bu ayetin nüzul sebebi hakkında şöyle bir rivayet yer almıştır. “Ensar, Ben-i Haşim’in bazısına karşı büyüklük taslıyor iftihar ediyordu. Resûlullah bu yüzden onları kınadı. Onlar da diz çökerek, ‘Öyleyse biz tüm mallarımızı Allah ve Resulüne takdim etmek istiyoruz’ dediler. Daha sonra mezkûr ayet nazil oldu. Hz. Peygamber de onlara ayeti tilavet buyurdu.”

Bu rivayetler mezkur ayetin Medine’de nazil olduğuna delildirler.

“Ama sure Mekke’de nazil olmuştur” diyenlere gelince… Bir surenin bir bölümü Medine’de diğer bölümü ise Mekke’de nazil olmuş olabilir. Bunun hiçbir aykırılığı yoktur. Zira Kur’an’ın mevcut tertibiyle nazil olmadığı hususunda İslam âlimleri ittifak etmişlerdir.

Üstelik mezkur ayetin Mekke’de nazil olduğunu ispatlasak dahi yine de ayetin Hz. Hasan ve Hüseyin’e (a.s) doğumlarından önce şamil olmasının hiçbir sakıncası ve aykırılığı yoktur. Zira ayette geçen sevginin vacip kılınması için Resûlullah’ın (s.a.a) yakınlarının dünyaya gelmiş olmaları asla gerekmemektedir. Sevgi ve muhabbet vücubu ayetin nazil olduğu sıralarda mevcut olan kimselere münhasır değildir. Belki önceden değindiğimiz gibi maksad, muhabbetin Resulullah’ın yakınlarında sabit olması ve onların bu sevgiye mahal olmasıdır.

O halde Hz. Peygamber’in (s.a.a), “Ayet, Ali, Fâtıma ve evlatları hakkında nazil olmuştur” diye buyurması, ya ayetin nazil olmasından ve de Hz. Hasan ve Hüseyin’in doğumundan sonra vaki olmuştur ya da onların doğumundan önce vaki olmuş ve dolayısıyla da Hz. Peygamberin nübüvvetine delil sayılacak gaybi haberlerinden sayılmaktadır.

Hz. Peygamber’in gaybi haberleri vermesi şaşılacak bir hadise değildir. Kendisinden sonra on iki İmam’ın geleceğini, Cemel olayını, zalim grubun (Muaviye ordusu) çıkışını ve Ammar’ı öldüreceklerini, Hz. Peygamber hayattayken O’na karşı olan kinlerini gizleyen grupları, Ali’ye (a.s) karşı yapılacak olan düşmanlık ve adaveti, Fatıma-i Zehra’nın başına gelecek olanları, İmam Hasan’ın acı dolu geleceği ve zehirleneceğini Hz. Hüseyin’in dayanılmaz musibetleri ve İmam’ın Ehl-i Beyt’inin esir edilip şehirleri gezdirilmesi ve Kerbela’daki içler acısı durumunu, Ben-i Ümeyye ve Ben-i Mervan eliyle vuku bulacak olan şer ve fesadın boyutlarını... Bu ve buna benzer binlerce gaybi haberi Hz. Peygamber Allah’ın izniyle ve nübüvvet firasetiyle görmüş ve haber vermiştir.

(Kur'an ve Hadisler Işığında Hz. Fâtıma (a.s.), Abdulhüseyin Şerefuddin).

Son Güncelleme: 08.01.2017 14:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100