Bu haber kez okundu.

Mâide, Kur’an’ın en son bölümüdür
 Allah Teâlâ Maide suresinin 67. ayetinde şöyle buyuruyor: “Ey Peygamber, bildir, sana Rabbinden indirilen emri ve eğer bu tebliği ifa etmezsen O’nun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan korur.”
Bazı Ehl–i Sünnet tefsir yazarları bu ayetin bi’set’in ilk zamanlarında Resûlullah’ın (s.a.a) saldırıya uğramaktan ve öldürülmekten korunmak için koruyucu bulundurduğu günlerde indiğini ve “Allah seni insanlardan korur” ayeti nazil olduğu zaman koruyuculara “Gidin artık, beni korumayı Allah Teâlâ’nın kendisi üstlenmiştir” buyurduğunu söylüyorlar.
İbn–i Cerir ve İbn–i Merduye’nin tahric ettikleri bir rivayette Abdullah ibn–i Şakik şöyle diyor: “Resûlullah’ı (s.a.a) ashabından bazıları takip edip korurlardı. ‘Allah seni insanlardan koruyacaktır’ ayeti nazil olunca, ‘Artık evlerinize gidin; Allah’ın kendisi beni insanlardan korumuştur’ buyurdu.” (Dürrü’l–Mensur, c.3, s.19). 
Yine İbn–i Hebban ve ibn–i Merduye’nin tahric ettikleri bir rivayette de Ebu Hureyre şöyle diyor: “Resûlullah (s.a.a) ile bir sefere gittiğimizde en büyük gölgeliği O’nun için hazırlardık, bir gün Resûlullah (s.a.a) bir ağacın gölgesinde oturup kılıcını ağaca asmıştı. Birisi gelip O’nun kılıcını alarak, ‘Ey Muhammed, şimdi seni benden kim koruyabilir?’ dedi.
Resûlullah, ‘Beni Allah korur, kılıcını at’ diye buyurdu. O da kılıcı yere bıraktı. Bunun üzerine, ‘Allah seni insanlardan korur’ ayeti indi.” (a.g.e.).
Yine Tirmizi, Hakim ve Ebu Naim’in tahric ettikleri bir rivayette Hz. Aişe şöyle diyor: “Allah seni insanlardan korur ayeti nazil oluncaya kadar Peygamber (s.a.a) gözetleyiciler tarafından korunurdu. Bu ayet inince, ‘Artık gidin, beni Allah korumuştur’ diye buyurdu.”
Yine Taberani, Ebu Naim, ibn–i Merduye ve ibn–i Asakir’in naklettiği bir rivayette de ibn–i Abbas şöyle diyor: “Resûlullah’ı muhafızlar koruyordu. Amcası Ebu Talib her gün Ben–i Haşim’den bir kişiyi Resûlullah’ı korumak için gönderirdi. Bir gün Resûlullah (s.a.a) amcasına, ‘Ey amca, artık Allah beni korumuştur; benim senin gönderdiğin kişilere ihtiyacım yoktur’ dedi.”
Ama bu hadislere ve te’villere dikkat edip düşündüğümüzde onların doğru olmadığını ve ayetin anlam ve içeriği ile bağdaşmadığını görürüz. Çünkü bu rivayetlere göre; geçen ayet bi’setin ilk dönemlerinde nazil olmuştur. Hatta bazı rivayetler bunun Ebu Talib’in hayatında yani Hicret’ten yıllarca önce vuku bulduğunu bildirmektedir. Bu ise açıklanacağı üzere doğru değildir. Özellikle de Ebu Hureyre’den nakledilen hadisin uydurma olduğu apaçıktır. Zira Ebu Hureyre’nin kendisinin de itiraf ettiği (Fethü’l–Bari, c.6, s31; El–Bidayet’u ven–Nihaye, c.8, s.102; Siyer–u Elam’un, c. 2, s.436; El–İsabe, c.3, s.287) üzere o İslam’ı ve Resûlullah’ı ancak hicretin yedinci yılında tanımış ve inanmıştır. O halde bu hadis nasıl doğru olabilir?
Şia ve Ehl–i Sünnet müfessirleri; Mâide Suresinin Medine’de nazil olan en son sure olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Ayrıca Ahmed, Ebu Ubeyde (Fezail’de), Nuhas (Nasih” adlı kitabında), Nesai, İbn–i Münzir, İbn–i Merduye ve Beyhaki (Sünen’inde) de tahric ettikleri bir hadise göre Cubeyr ibn–i Nefir diyor ki: “Hac seferine gittiğimde Aişe’nin ziyaretine gittim. O bana, ‘Ey Cubeyr, Mâide suresini okuyor musun?’ diye sorunca ‘Evet’ dedim. O bana, ‘Biliniz ki Mâide Suresi en son inen suredir; onda helal olarak bulduğunuz her şeyin helal olduğuna ve haram olarak bulduğunuz her şeyin haram olduğuna inanın’ dedi.” (Suyuti, Ed–Dürrü’l–Mensur, c.3, s.3).
Yine Ahmed ve Tirmizi’nin tahric edip Hakim’in doğruladığı ve İbn–i Merduye ve Beyhaki’nin naklettiği bir hadiste Abdullah ibn–i Ömer diyor ki: “En son inen sure Mâide suresidir.” ( a.g.e.).
Yine Ebu Ubeyde’nin tahric ettiği bir hadiste Muhammed ibn–i Ka’b Kurtubi diyor ki: “Mâide Suresi Resûlullah’a (s.a.a) Veda Haccında Mekke ve Medine arasında devesinin üzerinde iken nazil oldu. Deve (o zaman) omuzunu aşağı eğdi ve Resûlullah yere indi.” (a.g.e.)
Yine İbn–i Cerir’in tahric ettiği bir rivayette Rabi ibn–i Enes diyor ki: “Mâide Suresi Resûlullah’a (s.a.a) Veda Haccı yolunda bineğine bindiği bir zamanda nazil oldu. Vahyin ağırlığından o binek yere yatarak Resûlullah’ı (s.a.a) yere indirdi.” (a.g.e.)
Yine Ebu Ubeyde’nin tahric ettiği bir hadiste de Zemuret ibn–i Habib ve Atiye ibn–i Kays diyorlar ki: Resûlullah (s.aa) şöyle buyurdu: “Mâide Suresi Kur’an’ın en son inen bölümüdür; onun helal ettiği şeyleri helal ve haram ettiği şeyleri de haram olarak kabul ediniz.” (a.g.e.)
Bütün bunlardan sonra hangi insaflı ve akıllı bir insan bu ayetin bi’setin ilk dönemlerinde nazil olduğu iddiasını kabul edebilir? Özellikle de eğer bu iddia ayeti asıl manasından saptırmak için olursa! (Muhammed Semavi, Doğrularla Birlikte).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100