29 Temmuz 2017 Cumartesi 17:09
650 Okunma
‘Namazı Resûlullah gibi kıldırırım’

(dünden devam...)

Memun İmam'ın bizzat hutbe okumasını, böylece de halkın onun veliahtlık makamına atandığından emin olmasını onun ilmi ve ahlaki makamını tanımasını, böylece de kalplerin kendi devletine ısınmasını istiyordu. İmam bir kişi vasıtasıyla Memun'a şu haberi gönderdi: “Sen, benim bu işe girmek için aramızda belirlediğim şartları biliyorsun (öyleyse benden böyle bir istekte bulunman doğru değildir).”

Memun şöyle cevap gönderdi: “Ben bu vesileyle devlet erkânının, askeriyenin ve halkın genelinin Allah'ın sana bahşettiği faziletleri görmelerini ve bu vesileyle de sana ısınmalarını istiyorum.”

Bu karşılıklı tartışma uzayınca İmam (a.s) Memun'un bu işten el çekmeyeceğini anlayarak şöyle buyurdu: "Ey Müminlerin emiri! Eğer beni bu işten muaf tutarsan memnun olurum ve eğer bu namazı kıldırmamda yine ısrar edersen bil ki, eğer ben namaz kıldırırsam Allah'ın Resûlü ve Ali bin Ebi Tâlib gibi kıldırırım."

Memun dedi ki: "Nasıl istersen öyle kıldır."

Daha sonra Memun, devlet görevlilerine ve halka sabah erkenden İmam (a.s)'ın kapısının önüne gitmeleri için destur verdi. Sabah erkenden kadın, erkek ve çocuklardan oluşan halk topluluğu ve devlet memurları İmam (a.s)'ın evinin etrafını sardılar. Güneş doğunca İmam (a.s) gusül abdesti aldı ve pamuktan olan beyaz imamesini başına bağladı. Daha sonra imamenin bir ucunu göğsüne doğru sarkıttı, diğer ucunuysa arka tarafına attı, paçalarını topladı ve daha sonra yardımcılarına dönerek şöyle buyurdu: "Hepiniz benim yaptığım gibi yapın." Daha sonra eline bir asâ alarak evden dışarı çıktı, biz ise onun etrafındaydık. İmam (a.s) pantolonunun paçalarını yarısına kadar toplamıştı ve onun üzerinde de toplanmış bir elbise vardı. Bizim aramıza gelip biz de onun önünde yürüdüğümüzde başını göğe kaldırarak dört kez “Allah-u Ekber” dedi. Biz yerlerin, göklerin ve duvarların da onunla birlikte tekbir getirdiklerini sandık. Atlı askerler evin dış tarafında güzel bir şekilde sıraya dizilmişti. Hepsinin elinde de askeri silahlar olduğundan görülmeye değer, güzel bir manzara oluşturmuşlardı. Biz yalın ayak, imamenin uçları açık ve paçalar yukarı doğru toplanmış bir şekilde İmam ile birlikte dışarı çıktık. İmam (a.s) kapının çıkışında biraz duraklayarak şöyle buyurdu: “Allah-u Ekber, Allah-u Ekber, Allah-u Ekber ala mâ hedâna, Allah-u Ekber ala mâ razakana min behimet'il en'âm, ve'l hamdulillahi ala mâ eblâna.” İmam (a.s) yüksek sesle bu zikri tekrarlamaya başlayınca, bizler de İmam (a.s) ile birlikte bayram tekbirlerini okumaya başladık. Bir anda bütün Merv halkı ağlayarak tekbir seslerini haykırmaya başladılar. İmam (a.s) bu zikri tam üç kez tekrarladı. Onu bu halde gören atlıların tümü atlarından inerek ayakkabılarını çıkardılar. Merv şehri bir anda ağlama seslerine boğuldu. Halk gözyaşlarının önünü alamıyordu. İmam (a.s) on adım yürüyor, daha sonra dörtlü tekbiri okuyordu. Sanki yer, gök ve duvarlar İmam (a.s)'ın tekbirlerine cevap veriyordu. Halkın bu hali Memun'a ulaştı. Fazl bin Sehl dedi ki: "Ey Müminlerin Emiri! Eğer Ebul Hasan (İmam Rıza) bu şekilde namaz kılınan yere kadar ilerlerse, halk sana sırtını dönebilir ve böylece fitne çıkar. En iyisi sen ondan geriye dönmesini iste." Memun, memurlarını göndererek İmam (a.s)'dan geriye dönmesini rica etti. İmam (a.s) ayakkabılarını getirterek giyinip evine döndü.” OKAN EGESEL

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100