Bu haber kez okundu.

‘O, Gadir Gününün sahibidir’
 Muaviye b. Ebu Süfyân, hilafet yıllarında İmam Hasan (a.s)’ın vefatından sonra hacdan sonra Medine’ye gitti. Medine halkı onu karşıladıktan sonra yüce sahabi Kays b. Sad b. Übade-i Ensari-i Hazreci ile Muaviye arasında uzun bir tartışma oldu.
O tartışmada, Kays’ın, “Canıma and olsun ki, Ali ve evlatları olduğu sürece Ensar, Kureyş, Arap veya Acem’den hiç kimsenin hilafette bir hakkı yoktur” sözünden sonra Muaviye sinirlenerek şöyle dedi: “Ey İbn-i Sa’d! Bu sözü kimden aldın? Kimden rivayet ettin? Kimden duydun? Baban mı haber verdi bunu? Ondan mı öğrendin?”
Kays cevaben şöyle dedi: “Bunu babamdan daha yüce olan ve benim üzerimde daha fazla hakkı olandan duyup öğrendim!”
Muaviye, “Kimdir o?” dediğinde Kays cevaben şöyle dedi: “Bu ümmetin âlimi ve sıddıkı Ali b. Ebi Tâlib! Allah onun hakkında şu ayeti nazil etti:
De ki benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında kitabın ilmi olan yeter.”
Kays daha sonra Hz. Ali hakkında nazil olan ayetlerin hepsini teker teker saydi. Muaviye de onun bu sözlerine karşılık olarak şöyle dedi: “Ümmetin sıddıkı Ebu Bekir ve Faruk ise Ömer’dir; yanında kitabın ilmi olan da Abdullah b. Selâm’dır.”
Kays da cevaben şöyle dedi: “Bu lakaplara daha layık ve evla olan, hakkında şu ayet nazil olan şahıstır: ‘Rabbinden bir delil üzerinde olan ve onu yine ondan bir şahid izleyen... (artık onlar) gibi midir?’
Resûlullah (s.a.a) onu Gadir-i Hum günü tayin ederek buyurdu ki: ‘Ben kimin mevlası isem ve ona kendi nefsinden daha evlâ isem, Ali de ona kendi nefsinden daha evlâdır.’ Ve Tebük Gazvesinde onun hakkında, ‘Sen bana nisbet, Harun’un Musa’ya olan nisbeti gibisin; şu farkla ki, ancak Benden sonra peygamber yoktur’ buyurdu.” (Kitab-ı Süleym –el-Hilâli)
Kûfe’nin müftü ve kadısı Şerik b. Abdullah-i Nahei, Ebu İshak-ı Seb’i’den, o ise Amr b. Meymun-i Evdi’den nakleder ki; onun yanında Ali b. Ebi Tâlib’in adı geçince şöyle dedi: “Bazı kavimler ona karşı düşmanlık beslerler, işte onlar cehennemin odunlarıdırlar.”
Ben, Muhammed’in (s.a.a) ashabından olan Huzeyfe b. Yemân ve Kâ’b b. Acre gibi birçoklarından duydum ki şöyle diyorlardı: “Hiçbir beşere verilmeyen faziletler Ali’ye verildi; o faziletler şunlardır: O, ilk ve son kadınların efendisi Fatıma’nın kocasıdır. Onun gibisini kim görmüştür? Veya onun gibi birinin böyle bir saadete erdiğini birisi duydu mu? O, bütün cennet gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyin’in babasıdır. Kimin o ikisi gibi evlâdı vardır? Resûlullah onun kayınpederidir ve o, Resûlullah’ın evlatları ve ehlindeki vasisidir. Onun kapısı dışındaki mescide açılan tüm kapılar kapatıldı. Hayber kapısının sahibi odur. Hayber günündeki bayrağın sahibi odur. Resûlullah o gün onun gözlerine ağzının mübarek suyuyla şifa verdi de artık o asla gözlerinden şikâyet etmedi ve o günden sonra soğukluk veya sıcaklık hissetmedi. Ve o, Gadir Gününün sahibidir. Resûlullah onun ismini diline getirdi ve ümmetini onun velâyetine bağımlı kıldı. Onun yüceliğini anlattı ve onun menziletini ümmetine açıkladı ve sonra, ‘Ey halk! Kim sizlere kendi nefsinizden daha evlâdır?’ buyurdu. Dediler ki: ‘Allah ve Resulü daha iyi bilirler.’ ‘Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır’ buyurdu.” (Allame Emini, el-Gadir).
Anahtar Kelimeler:
gadir gününün sahibidir
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.