Bu haber kez okundu.

O gün nimet tamamlandı
Mes'udi, Gadir-i Hum hadisini zikrettikten sonra şöyle yazıyor: "Ali’nin (r.a) evlatları ve onun yolunda gidenler, bugünü büyük bir gün olarak bilip ona çok önem vermişlerdir."
Sealibi de Gadir gecesinin ümmetin yanında çok meşhur olduğuna değinerek şöyle yazıyor: "O gün Resûlullah (s.a.a) Gadir-i Hum’da develerin semerleri üzerinde bir hutbe okuyup şunları buyurdu: ‘Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ey Allah'ım! Onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et ve onu terk edeni terk et.’ Şialar da bugüne çok önem verirler ve bugünün gecesinde yatmayıp ibadetle meşgul olurlar." (et-Tenbih ve'l-İşraf, s.221; Simaru’l-Kulub, s. 511).
Bunun sebebi ise onların, bunun nass oluşuna olan itikatlarıdır. Onlar bu günün Ali’nin (r.a) aralıksız hilafetinin ispatı olduğuna inanırlar. Her ne kadar bu inanç onlara mahsus olsa da bu gecenin ümmetin içerisinde meşhur ve bayram gecesi oluşu konusunda farklı düşünen yoktur. Meşhur olması, önemli bir inanç ve o günün faziletinden kaynaklanmıştır. İşte bu etkenler, o günün bayram günü olmasına sebep olmuştur.
Güzellik, sevinç ve sevilen şeyleri Gadir günü ve gecesine benzetmek, Gadir-i Hum'un faziletinden dolayıdır. Mısır'ın hakimi olan Temim b. Muiz 
(ö. h. 374) de bir kasidesinde güzellik ve sevinci Gadir'in gece ve gündüzüne benzetmiştir. (Baharzi, onun bu kasidesini Demiyyetu’l-Kasr kitabının 38. sayfasında zikretmiştir).
Onun için delil olan meselelerden birisi de, Resûlullah’ın (s.a.a) emriyle Ebu Bekir, Ömer, ümmü’l-mü'minin ve başka sahabilerin o günde Emirü’l-Mü'minin Hz. Ali'yi kutlamalarıdır. Kutlamalar, bayram ve sevinç günlerine mahsus olan bir şeydir.
Bugünün bayram olması, Resûlullah’ın (s.a.a) zamanına dayanmaktadır. Gadir olayını Veda Haccı’nda gerçekleştirmiş ve o günde önemli bir mesele olan hilafet meselesini açıklamıştır. Bu yüzden o gün, sevinç ve şenlik günü olarak Müslümanlar arasında meşhur olmuştur. O günde Şeriat-ı Ğarra ve onun münevver hükümleri beyan edildi, artık ondan sonra nefsi arzulara, cehalet ve bilmezliğe bahane için bir fırsat kalmadı. Bu durumda o günden daha önemli gün olabilir mi? O günde sünnet ve asıl yol açıklandı, din kamilleşti ve nimet tamamlandı. Bu mesele Kur'an-ı Kerim'de de beyan edilmiştir.
Dünyada her ulus hükümetleri, kuruluş veya özgürlük günlerini ziyafetler vererek, konferanslar tertipleyerek kutlamaktalar. O günler her ulusun bayram ve sevinç günleridir. O halde İslam hükümeti ve İslami velayetin istikrarı için bayram etmek, o günü kutlayarak törenler düzenlemek daha yerinde ve güzeldir. Ayrıca o günü, dini bayram olarak sevinç içerisinde kutlamaktan başka Allah'a yaklaştırıcı namaz, oruç, dua vb. gibi ibadetleri de yaygın bir şekilde gerçekleştirmek gerekir.
Allah Resûlü (s.a.a) bu meselenin gereği olarak, ümmetinden orada bulunanlara (Şeyheyn, Kureyşliler, Ensar'ın büyükleri ve ümmü’l mümininlere) emrederek; Emirü’l-Mü'minin Ali’ye (a.s) velayet makamı verildiğinden dolayı onu kutlamalarını buyurdu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100