Bu haber kez okundu.

‘O, ol der ve o da oluverir’
Hüseyin bin Beşşar diyor ki:

İmam Rıza (a.s)’a şöyle sordum: “Acaba Allah Teâlâ, vâr olmayan bir şeyin vâr olduğunda nasıl olacağını biliyor mu?”

İmam (a.s) buyurdu ki: “Allah Teala her şeye vâr olmadan önce alimdir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘Doğrusu Biz sizin yapmakta olduklarınızı yazıyorduk.’ (Câsiye/29). Yine cehennem ehli hakkında buyuruyor ki: ‘Eğer geri çevrilselerdi, mutlaka yasak edildikleri fenalığa yine dönerlerdi. Şüphesiz onlar, yalancıdırlar.’ (Enam/28). Ayette de görüldüğü gibi, eğer onlar dünya hayatına döndürülseler yine nehyedildikleri şeyleri yapmaya koyulacaklarını Allah Teâlâ biliyordu.

Allah Teâlâ meleklerin; ‘Sen orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? Hâlbuki biz Seni hamd ile tesbih ve noksan sıfatlardan tenzih edip duruyoruz’ sözüne karşılık şu cevabı verdi: ‘Şüphesiz Ben sizin bilmediğinizi biliyorum.’ (Bakara/30). Demek ki Allah Teâlâ, eşyayı yaratmadan önce daima onları biliyordu. Allah Teâlâ pak ve münezzehtir. Eşyayı nasıl istemişse öyle yaratmıştır ve yaratmadan önce de onlara alim idi. İşte bizim Rabbimiz alim, gören ve işitendir.”

Fazl bin Şâzan diyor ki:

İmam Rıza (a.s)’ın duasında şöyle dediğini duydum: “Allah her şeyden münezzehtir; kudretiyle varlıkları yarattı; yarattıklarını hikmetiyle sağlamlaştırdı; ilmiyle her şeyi kendi yerinde karar kıldı. Allah her şeyden münezzehtir; gözle yapılan hıyanetleri ve kalplerde saklı olanı bilmektedir. Onun gibisi yoktur. O, işiten ve görendir.”

Hüseyin bin Halid diyor ki:

İmam Rıza (a.s)’ın şöyle söylediğini duydum: “Allah Teala her zaman alim, kadir, canlı, kadim (ezelî), işiten ve görendir.”

Ben, “Ey Peygamber’in oğlu! Bir grup, Allah’ın devamlı ilimle alim, kudretle kadir, hayatla canlı, kıdemlikle (öncesizlikle) kadim, bir işitmekle işiten ve bir görmekle gören olduğunu söylüyorlar” dedim.

İmam (a.s) buyurdu ki: “Kim bunları söyler ve bu söylediklerine de inanırsa gerçekte Allah ile birlikte başka ilahların var olduğuna inanmıştır ve böyle bir şahıs da bizim dostlarımızdan sayılmaz. Allah Teala kendi zatı gereği her zaman alim, kadir, canlı, kadim (ezelî), işiten ve görendir. Allah-u Teâlâ’nın şânı, müşriklerin ve teşbih ehlinin söylediklerinden çok daha yücedir.”

Saffan bin Yahya diyor ki:

İmam Rıza (a.s)’a, “Allah’ın iradesiyle mahlûkların arasındaki fark nedir” diye sordum.

İmam (a.s) buyurdu ki: “Mahlûklar bir şeyi yapacakları zaman önce düşünürler ve daha sonra kendilerine göre en doğru olanı yapmaya karar verirler. Ama Allah Teâlâ’nın iradesi icat etmekten başka bir şey değildir. Çünkü O, düşünme ve daha sonra karar alma sıfatlarından münezzehtir. Bu sıfatlar mahlûklara aittir. Allah’ın iradesi fiilinden başka bir şey değildir. O, bir şeyin olmasını isterse ol der ve o da oluverir. Bu iş için ne bir kelimeye, ne konuşmaya ve ne de düşünüp karar almaya muhtaçtır. Allah Teâlâ nitelendirilemeyeceği gibi, O’nun işleri de nitelendirilemez. Allah Teâlâ’nın ne şekildeliği söz konusu olamayacağı gibi onun irade ve fiillerinde ne şekilde ve nasıllığı söz konusu olamaz.”

(Uyun-u Ahbar’ir-Rıza (a.s), Şeyh Saduk İbn-i Babeveyh).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100