Bu haber kez okundu.

‘O sarayı hangi parayla diktin?’
Halife Osman Hz. Ebuzer’in ve Yahudi dönmesi Kâ’b’ın olduğu bir toplantıda şöyle bir soru yöneltti: “Bir kimse malının zekâtını verirse, yine başkasının hakkı var mıdır?”
Kâ’b halifenin hedefini bilmeden hemen cevap verdi: “Hayır.”
Halife ikinci soruyu şöyle sordu: “Biz, biraz Beytü’l-maldan alıp, bir kısmını işçilerimize ve bir kısmını da size verirsek bir sakıncası var mı?”
Kâ’b, hemen, “Hiç sakıncası yoktur” dedi.
Hz. Ebuzer, asasını Kâ’b’ın göğsüne dayadı ve ona şöyle dedi: “Yahudi tohumu! Hangi cesaretle bizim dini hükümlerimizde fikir yürütüyorsun?” Daha sonra şu ayet-i Kerime’yi okudu: “... Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitab’a ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren... kimseler(in tutum ve davranışlarıdır).” (Bakara, 177). Ayet-i kerime zekâtı belirtmekle beraber, başka bir görevi daha açıklıyor. (Murucu’z-Zeheb, c.2, s.345).
Hz. Ebuzer, Emeviler hükümetinin mahiyetini biliyordu. Eğer şimdiden bunların önü alınmazsa gelecekte bu servetler hakkı ve haklıyı yok etmek için kullanılacak ve adil hükümetin icra edilmesine mani olacaktı.  
Zamanın akışı Ebuzer’in görüşünü haklı çıkardı. Çünkü Cemel ve Sıffin savaşlarının asıl hedefi, Hz. Ali’nin (a.s) adil hükümetini yıkmaktan başka bir şey değildi. Hadis uyduranların maaşları bu parayla ödeniyordu. İslam mücahitlerinin kanıyla ele geçen paralar şimdi İslam’ın yıkılması ve Resûlullah’ın (s.a.a) gerçek sünnetinin saptırılmasında harcanıyordu.
Evet, Ebuzer bu durumları tahmin ettiğinden, bu gayri meşru işleri ortadan kaldırmak için zikrolunan ayeti okuyordu. Bu vesileyle onların, İslam’ın kanunlarıyla asla bağdaşmayan işlerine mani olmak istiyordu.
Bu olaylar, Hz. Ebuzer’in sürülmesine zemin hazırladı. Çünkü Ebuzer’in Medine’de kalması tahammül edilemezdi. Onun için Şam’a sürüldü.
Ebuzer, Şam’a vardığında gördü ki orası Medine’nin benzeridir. Muaviye halifelik hazırlığı yapıyor; Rum’a yakın olduğu, Rumların gelip gittiği ve onların karşısında zayıfladığımız belli olmasın bahanesiyle de kendisine saray yaptırıyordu. Yüzlerce insanı da bu sarayın yapımında çalıştırarak mahvolmalarına sebep oluyordu.
Hz. Ebuzer, halkın malının dağılmasına ve hainlik yapılmasına asla dayanamazdı. O bu sefer de Muaviye’nin fasit işlerine karşı mücadele başlattı. O, Muaviye’nin Beytü’l-maldan yapılan güzel sarayını gördüğünde kızarak ona şöyle dedi: “Eğer bu saray Müslümanların Beytü’l-malından yapılmışsa onlara hıyanettir bu. Yok eğer şahsi malından yapılmışsa israftır.”
Resûlullah’ın (s.a.a) yardımcısı bununla yetinmeyip, Osman’ın hükümetinin aynısı olan Muaviye hükümdarlığını rezil etmek için şöyle dedi: “Ben yersiz ameller ve harcamalar görüyorum ki Müslümanlar arasında bunlara asla rastlamadım. Allah’ın Kitabı’nın ve Resûlullah’ın (s.a.a) sünnetinin hilafına işlerdir bunlar. Bunların hükümetinde hak ayaklar altına alınıp, bâtıl diriliyor. Sadıklar yalanlanıyor, birtakım insanlar salâhiyeti olmadığı halde, Müslümanların mallarını kendilerine ayırıyor, iyiler ve haklı olanlar ise mahrum bırakılıyorlar.”
Bu sözler, Muaviye’nin hükümeti için çok tehlikeliydi. O, Ebuzer’in sözlerinin ne derece etki bırakacağını bildiğinden, onu susturmak için üç yüz dinar yolladı. Ebuzer, onun hedefini iyi biliyordu. Muaviye’nin temsilcisine şöyle dedi: “Eğer bu para Beytü’l-maldan bu yıl benim maldan kesilen paraysa kabul ediyorum, yok eğer hediye ise benim ona ihtiyacım yoktur”, dedi ve parayı geri çevirdi. (Ed-Derecâtü’r Rafia, s.243; Şerh-i Nehcü’l-Belağa, İbn-i Ebi’l-Hadid, c.3, s.54).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.