Bu haber kez okundu.

‘Onlar savaşmadan siz savaşmayın’
Muaviye, Hz. Ali'nin yiğitliğini bildiği için Şam'da bir savunma savaşı yapmayı kuruyordu.

As oğlu Amr, “Ali'nin askeri azdır, Basralılar ona tamamıyla tâbi değildir. Kûfeliler de Cemel savaşında yorulmuşlardır” diye onu teşvik etti. Bunun üzerine Muaviye, ordusunu düzene koyup Şam'dan hareket etti. Yavaş yavaş Fırat kıyılarına doğru gelmeye başladı. Önden kuvvetli bir orduyla Ebü'l-A'ver'i yolladı. Kendisi de asıl orduyla arkadan geldi. Sıffin'e doğru yürüdü.

Kûfeliler, Muaviye’nin Sıffin'e gelmekte olduğunu duyunca sevindiler. Ancak bu sırada bir hâdise oldu. Kinde boyuyla Rabia boyunun ulusu Kays oğlu Eş'as'tı. Hz. Ali, Kays'ı reislikten aldı, Hassan adlı birini reis yaptı. İçlerinde Mâlik de olduğu hâlde bazı kimseler, Hz. Ali'ye, “Rabia boyu, bu işten hoşnut olmadı” dediler.

Gerçekten de Kays'la Hassân'ın arası açılır gibi oldu. Muktedir casuslar kullanan Muaviye, bunu haber alır almaz bir şaire bu işi kınar mahiyette bir şiir söyletti, yazdırıp Eş'as'a göndertti. Eş'as, “Böyle şeyler beni, Mü'minlerin Emirinden ayıramaz” dedi. Hz. Ali, Eş'as'ı Iraklıların sağ koluna kumandan tayin etti ve iş kapandı.

Hz. Ali, Hâris'ül-A'ver'e, halkın ordugâha gelmesi için nidâ etmesini emretti, inzibat âmiri Habib'ül-Yarbûi oğlu Mâlik'e de halkı ordugâha toplamasını söyledi.

Nuhayle'ye hareket edeceği vakit Nadr oğlu Ziyâd'la Hâni oğlu Şurayh'ı on iki bin askerle öncü olarak gönderdi, ikisine de aynı istekle aynı yola yürümelerini, birbirlerinden ayrılmamalarını emretti. Şurayh'ı bu ordunun bir kısmına kumandan tayin etti, Ziyâd'ı da öncü kumandanı yaptı.

Şurayh kendisine tâbi olan askerlerle ayrı bir yoldan hareket etmeyi uygun buldu. Ziyâd'dan ayrıldı. Ziyâd, adamlarından biriyle, “Şurayh bana itaat etmedi diye bir mektup gönderdi. Şurayh da, “Ziyâd bana uymaktan çekindi, ululandı fakat yerine başka birini tâyin edersen halk onu kabul etmez” mealinde bir yazı yazdı.

Hz. Ali, bu mektuplara karşılık her ikisine de şu emirnâmeyi gönderdi:

"Her biriniz, tayin edildiğiniz kısımlara kumandansınız. İyi bilin ki ordunun öncüsü, âdeta ordunun gözüdür. Öncülerin gözleri de onların önünden gidenlerdir.

Memleketlerinizden çıkınca her yana öncü ve keşifçiler yollamayı ihmâl etmeyin. Yolları açtırın, ağaçlık yerleri teftiş ettirin. Olabilir ki düşman bir pusu kurabilir.

Askeri, tâbiyeye uygun olarak yürütün. Düşmanla karşılaşınca ordugâhınızı onların yan tarafına yahut dağ eteğine yahut da ırmak kıyısına kurun ki korunabilesiniz, bir taraftan yahut iki taraftan savaşabilesiniz.

Düşmanı gözetlemek için gözcülerinizi dağ tepelerine, yüksek yerlere, ırmakların geçit yerlerine ve geçilemeyecek taraflarına yerleştirin. Çünkü düşman ya en umulmadık ve tehlikeli yerden gelir yahut da tamamıyla emin olduğunuz yerden.

Dağınık hareketten sakının. Bir yere kondunuz mu, beraber konun, göçtünüz mü beraber göçün. Geceleyin askeri silahlı yatırın. Gaflet etmeyin, kendinize güvenmeyin. Asker gece gündüz silahlı bulunsun. Askeri, kendinizi korur gibi koruyun. Aman, bilhassa geceleri uykuya dalmayın.

Her gün bana haber yollayın. Allah izin verirse ben de izinizden geliyorum. Bir de acele etmekten sakının; onlarla buluşunca delil ve hüccetle ilzâma uğraşın, onlar savaşa başlamadan siz savaşa başlamayın."

 

Okan Egesel

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100