03 Mart 2017 Cuma 17:39
771 Okunma
Onları bizzat Allah evlendirdi
 (dünden devam…)

İmam Rıza (a.s.), yanlış bilgilerle peygamberlere dil uzatan İbn-i Cehm’e şöyle bir soru sordu: “Hz. Dâvud (a.s)’a gelince, sizin tarafta olanlar bu konuda ne diyorlar?”

İbn-i Cehm: “Diyorlar ki; Dâvud (a.s), mihrabında namaz kılmakta iken şeytan, kuşların en güzeli kılığında ona göründü. Dâvud (a.s) namazını bozarak kuşu yakalamak için ayağa kalktı. Kuş avluya çıktı, Dâvud (a.s) da onun arkasından dışarı çıktı, kuş daha sonra damın üzerine uçtu, o da damın üzerine çıktı. Derken kuş, Urya bin Hannan’nın evine uçtu. Dâvud (a.s) kuşun gittiği yere bakınca gözü yıkanmakta olan Urya’nın hanımına ilişti; onu o halde görünce âşık oldu. Öte yandan Dâvud, Urya bin Hannan’ı bir savaşa göndermişti. Derken savaş komutanının Urya’yı Tabut’un önüne geçirmesi için ona bir mektup yazdı. Komutan da Urya’yı öne geçirdi. Fakat o müşriklere galip oldu. Bu durum Dâvud’a çok ağır geldi. Yine Urya’yı tabutun önüne geçirmesi için bir mektup daha yazdı. Komutan Urya’yı tekrar öne geçirdi ve Urya da öldürüldü. Derken Dâvud (a.s) da onun hanımıyla evlendi.”

İmam Rıza (a.s) eliyle alnına vurarak şöyle buyurdu: “İnna lillah ve inna ileyhi raciûn! Siz Allah’ın peygamberlerinden birine namazı hafife almayı nispet verdiniz. Öyle ki, kuşun peşinden koşmak için namazını bozdu, diyorsunuz. Sonra da ona fuhşu nispet verdiniz, daha sonra da cinayeti!”

İbn-i Cehm: “Ey Resûlullah’ın torunu! O halde Hz. Dâvud’un hatası neydi?”

İmam(a.s): “Vay haline! Dâvud (a.s), Allah’ın kendisinden daha bilgili birisini yaratmadığını sandı. Bundan dolayı Allah Azze ve Celle iki meleği onun yanına gönderdi. Derken onlar mihraba sıçrayarak (duvardan çıkıp Dâvud’un ibadet ettiği yere inerek) şöyle dediler: ‘Biz iki hasımız. İçimizden birimiz, diğerinin hakkına tecavüz etmiştir, aramızda adaletle hükmet, hakkı aşıp adaletten çıkma ve bizi dosdoğru yola sevk et. Şüphe yok ki şu, benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu var ve benimse bir tek koyunum; böyleyken onu da bana ver dedi ve konuşmamızda beni alt etti.’ (Sâd/22-23). Burada Hz. Dâvud, acelede bulundu ve hakkında dava açılan kişinin zararına hükmederek şöyle dedi: ‘Senin koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle gerçekten de zulmetmiş sana.’ (Sâd/24) Hz. Dâvud, (gerekli olduğu halde) iddiada bulunan şahıstan bir şahit ve delil istemedi. Ayrıca aleyhinde iddia edilen şahısa, ‘Bu konuda sen ne diyorsun?’ diye de sormadı. İşte Hz. Dâvud’un hatası bu hakimlik usulü hakkındaki hata idi, sizin düşündüğünüz gibi değil. Allah-u Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu duymadın mı: ‘Ey Dâvud, Biz seni yeryüzünde halife kıldık, artık insanlar arasında adaletle hükmet ve dilediğine uyma.’ (Sâd/26).”

İbn-i Cehm: “Ey Resûlullah’ın torunu! Peki, Hz. Dâvud’un Urya ile olan hikâyesi nasıldır?”

İmam(a.s): “Hz. Dâvud (a.s)’ın zamanında, bir kadının kocası öldüğü veya öldürüldüğünde o kadın artık hiçbir zaman evlenmezdi. Allah’ın (c.c), ilk olarak kocası ölmüş kadınla evlenmesini mubah kıldığı kimse Hz. Dâvud (a.s) idi. İşte Hz. Dâvud (a.s) Urya öldürüldüğünde iddeti geçtikten sonra onun hanımıyla evlendi. Urya hakkında halka ağır gelen şey, işte budur.

Hz. Muhammed (s.a.a) hakkında Allah-u Teâlâ’nın şu kelamına gelince: ‘Ve Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan korkuyordun ve Allah’tan korkman daha doğruydu, o daha layıktı buna.’ (Ahzab/37). Allah-u Teâlâ, Peygamberine, dünyadaki ve ahiretteki eşlerinin isimlerini ve onların mü’minlerin anneleri olduklarını O’na bildirdi. O kadınlardan birisi Cehş kızı Zeyneb idi ki, o zaman Zeyd bin Harise’nin hanımıydı. Peygamber Efendimiz, münafıkların; ‘Peygamber başkasının evinde olan bir kadını kendi eşlerinden sayıyor’ dememeleri için onun ismini içinde saklayarak açıklamadı. Resûlullah, münafıkların böyle söyleyebileceklerinden çekindi.

Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu: ‘Ve halktan korkuyordun, oysa Allah’tan korkman daha doğruydu.’ Yani içinden bu sözün söylenmesinden korkuyordun. Allah Azze ve Celle üç kimsenin dışında kullarından hiç kimseyi bizzat kendisi evlendirmemiştir; onlardan biri Hz. Âdem ile Havva’dır, diğeri Hz. Peygamber ile Zeyneb’tir ki, bu konu hakkında şöyle buyurmuştur: ‘Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu (Zeyneb’i) seninle evlendirmiş olduk.’ (Ahzab/37). Üçüncüsü ise Hz. Fâtıma (s.a) ile Hz. Ali (a.s)’dır.”

Ali bin Muhammed bin Cehm ağlayarak şöyle dedi: “Ey Resûlullah’ın torunu! Ben artık bugünden sonra sizin beyan ettiğinizin dışında Allah’ın peygamberleri hakkında bir şey söylememek üzere tevbe ediyorum.”

(Uyun-u Ahbar’ir-Rıza (a.s), Şeyh Saduk İbn-i Babeveyh).

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100