14 Ekim 2016 Cuma 16:47
1128 Okunma
‘Onları vesile ederek Benden isteyin’

Gaybet döneminde mü’minlere düşen vazifelere devam ediyoruz:

Hz. Mehdi'nin işlerinin kolaylaşması ve zuhurunun çabuklaşması için sık sık dua etmek, İmam’a bizzat yardımcı olmakla eş değerdedir. Bu nedenledir ki, bizzat Ehl-i Beyt'ten ulaşan birçok sahih hadiste, salavatın -özellikle günlük farz ibadetlerden sonra- şöyle getirilmesi tavsiye edilmiştir: "Allahümme salli ala Muhammedin ve âl-i Muhammed ve accil ferecehum/Ey Allah'ım Muhammed ve O’nun Ehl-i Beyt’ine rahmet et ve onlarla gerçekleşecek kurtuluşu yakınlaştır.”

Aynı şekilde Hz. Mehdi için okunan ve Ferec Duası diye bilinen duayı devamlı okumak, hiç terk etmemek, bilhassa secde halinde bu duayı okumak önemle tavsiye edilmiştir. Mezkur dua şöyledir:

Allah'a hamd ve Resulüne salat ve selamdan sonra şöyle denilir:

“Allahumme kun li-veliyyike'l Hüccetibnil Hasan'il Askeri, salavatuke aleyhi ve ala âbâih, fî-hazihi's-sâeti ve fî kulli sâeh, veliyyen ve hafizen ve kaiden ve nasiren ve delîlen ve ayna, hatta tus-kinehu arzake tav'a ve tumettiahu fîha tavîla; birahmetike ya erhamerrahimîn.”

Hz. Mehdi'nin ayrılığına üzülmek ve faziletlerini anlatarak o İmam’ı hatırlamak.

Hz. Mehdi'nin (a.s) adını veya lakaplarından birini duyunca saygı için ayağa kalkıp ve sonra oturmak. Bizzat Ehl-i Beyt İmamları bu davranışı sergilemiş ve onun adı geldiğinde saygıyla yerlerinden doğrulup edeple oturmuşlardır. Bu konuda ulaşan bir rivayette şöyle geçer:

"Bir gün, İmam Sâdık'ın (a.s) yanında Sahibu’z-Zaman Hz. Mehdi'nin adı anıldı; İmam Sadık (a.s), ona saygı gayesiyle hemen yerlerinden doğruldular." (Biharu’l-Envar, c.44, s.276, hadis 1; Mikyalu’l-Mekarim'den naklen).

“Hz. İmam Rıza'nın yanında Hz. Kaim'in (Mehdi) adı getirilince, İmam Rıza bir elini başının üzerine koyarak saygıyla yerlerinden kalkıp, onun işlerinin kolaylaşması için duada bulundular.” (Mikyalu’l-Mekarim, c.2, s.594).

Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde ona yardımcı olmaya ahdetmek gerekir. Bu ahidleşme ve mü’minin kalben aldığı bu büyük karar, aslında iman ve yakîn etmiş olmanın alametlerindendir. Abdulhamid Vasıtî, İmam Bâkır'a (a.s), "Kaim'i göremeden ölürsek ne olur?" diye sorduğunda, İmam (a.s.) şöyle buyurdular: "Sizden biri, Âl-i Muhammed'in Kâim'ini gördüğü takdirde ona yardımcı olacağına karar verirse, tıpkı onun saflarında kılıcıyla cihad etmiş gibi olur." (Ravzatu’l-Kafi,  c.2,  s.322).

Yüce Allah'tan (c.c) İmam vasıtasıyla şefaat istemek ve ona tevessülde bulunmak da mü’minlerin Gaybet dönemindeki görevleri arasındadır. Hadislerde, Allah'ın has velilerine tevessülde bulunmak ve onların yüzüsuyu hürmetine Hak Teâlâ’ya yönelmek tavsiye edilmiştir.

Büyük sahabe Hz. Selman'dan şöyle rivayet edilir:

Hz. Muhammed'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: "Yüce Allah buyuruyor ki: Benim katımda mahlûkatın en üstünü Muhammed ile kardeşi Ali'dir, sonra da Allah'a doğru vesile olan İmamlar gelirler. Benden bir şey dileyen, Muhammed ve O’nun masum soyu (Ehl-i Beyt’i) vasıtasıyla dilesin.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100