Bu haber kez okundu.

‘Sen, hüküm verirken zulmedensin’
Ebu Abdullah-i Şeybânî’den (r.a) rivayet olunur:
Ben, Zeyd b. Erkam’ın yanında oturmuşken adamın birisi gelerek şöyle dedi: “Hanginiz Zeyd b. Erkam’sınız?” Orada olan cemaat dedi ki: “Zeyd budur.” Adam ona yönelerek şöyle dedi: “Resûlullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu duydun mu: Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım! Onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol.” Zeyd b. Erkam, “Evet duydum” dedi. (Meveddetu’l-Kurbâ, Yenâbiu’l-Mevedde, s.249).
Allâme Genci-i Şafiî senedi ile Abdullah b. Muhammed b. Akil’den şöyle dediğini delille ortaya koyar:
Cabir b. Abdullah ile birlikte onun evinde oturmuştuk. Yanımızda Ali b. Hüseyin, Muhammed b. Hanefiyye ve Ebu Ca’fer de vardı. Iraklı birisi içeri girerek dedi ki: “Seni Allah’a yemin ettiriyorum, Resûlullah (s.a.a)’den duyduğun ve gördüğün şeyi bana anlat.” Cabir cevaben dedi ki:
“Gadir-i Hum’daki Cuhfe’de idik. Orada Cehine, Mezine ve Gıfar kabilelerinden birçokları vardı. Resûlullah (s.a.a) çadırından çıktı ve eliyle üç kez işaret etti. Sonra Ali b. Ebu Tâlib’in elinden tutarak, ‘Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır’ buyurdu. (Kifâyetu’t-Tâlib, s.16).
Aynı rivayeti Himveynî iki senet ile Abdullah b. Muhammed b. Akil’den nakleder. (Ferâidu’s-Simtayn, 9.Bâb).
Aynı rivayeti İbn-i Kesir, Abdullah b. Muhammed b. Akîl’den nakleder ki şöyle dedi:
Cabir b. Abdullah’tan duydum ki şöyle diyordu: “Gadir-i Hum’da Cuhfe’de idik. Resûlullah (s.a.a) çadırından çıktı ve Ali’nin elinden tutarak, ‘Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır’ buyurdu.
Şeyhimiz Zehebi der ki: “Bu hadis hasendir.” (El-Bidâyet-u ve’n-Nihâye, c.5, s.213).
Zemahşeri Ebu’l-Kasım Cârullah Mahmud b. Ömer şöyle diyor:
Muaviye hacda iken Ali’nin Şiilerinden olan Darimiyye-i Hacımiyye adlı zenci bir kadını çağırttı. Onu getirdiklerinde ona, “Nasılsın ey Ham kızı!” dedi
- İyiyim ama ben Ham değilim. Ben, Ben-i Kenâne kabilesinden bir kadınım.
- Doğru söylüyorsun, seni neden çağırttığı mı biliyor musun?
- Sübhanallah! Benim gaibden haberim yok.
- Sana şu soruyu sormak için çağırdım: Neden Ali’yi sevdin ve bana buğzettin? Neden onun velâyetine girdin ve bana düşman oldun?
- Bana eman veriyor musun?
- Hayır.
- Eman vermediğin halde diyorum. Benim Ali’yi sevmemin sebebi halkın içinde adaleti sağladığı ve malları eşit olarak taksim ettiği içindir. Sana buğzetmemin sebebi de, bu işe senden daha layık olana karşı savaştığın ve sana ait olmayan şeye tâlip olduğundan dolayıdır. Ali’nin velâyetini kabul etmemin sebebi de Resûlullah’ın (s.a.a) senin de gözünün önünde Gadir-i Hum’da onun velâyetini tayin etmesi, miskinleri sevmesi ve din ehlini yüceltmesindendir. Sana düşman olmamın sebebi de haksız yere kan döktüğünden, vahdeti bozduğundan, hüküm verirken zulmettiğinden, heva ve hevesine göre hükmettiğinden dolayıdır.” (Rebîu’l-Ebrâr, 41. bölüm. Aynı delil değişik cümlelerle Belâgatü’n-Nisâ, s. 72; İkdu’l-Ferid, c.1, s.162 ve Subhu’l-Â’şâc, c.1, s.259’da da geçer).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.