Bu haber kez okundu.

Seni kızdırmam Allah’ı kızdırmamdan iyidir
Hz. Ebuzer, Resûlullah’a (s.a.a) verdiği ahdin hükmü ve de hakkı ve adaleti savunmak için İslam’ın onun boynunda olan risaleti gereğince, halife Osman’ın yanlış işleri karşısında direnip onu eleştiriyordu. Ayrıca halifenin bağışlarıyla mal servet sahibi olanları da, Allah’ın azabından korkutuyordu. O, gittiği her yerde çarşıda, pazarda, camide, sokakta, para ve mal stok edenleri kınayıcı şu âyet–i kerimeyi okuyordu: “Altını, gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanları elemli bir azapla müjdele.” (Tevbe, 34).
Osman, Ebuzer’in eleştirilerinden üzüntü duyduğunu ve bunlardan vazgeçmesini belirten bir mesaj yolladı. Hz. Ebuzer ise ona şöyle bir cevap yolladı: “Osman, beni Allah’ın Kitabını okumamdan mı alıkoymak istiyor? Eğer Osman’ı kızdırmam ile Allah’ı razı ediyor isem, onu razı edip Allah’ı gazablandırmamdan daha iyidir.” (ed–Derecâtü’r–Rafia, s.242; Şerh–i Nehcü’l–Belağa, İbn–i Ebi’l–Hadid, c.3, s.54).
Böyle açık sözlülük, Hz. Ebuzer’in ayrımcılık ve adaletsizlik karşısında yılmadan direnişinin simgesidir. O, halifelik makamına eleştirilerinden kesinlikle vazgeçmeyeceğini bildirdi. 
Bir gün Ebuzer’in de aralarında bulunduğu bir toplantıda halife, Kâ’bul Ahbar’a şöyle bir soru sordu: “Halife, Beytü’l–maldan borç alıp daha sonra gelen Beytü’l–maldan onu ödeyebilir mi?”
Kâ’b, “Bir sakıncası yoktur” dedi.
Hz. Ebuzer, halifenin hedefini biliyordu. Halife borç yoluyla Beytü’l–malı harcamak istiyordu. Ebuzer, Kâ’b’a kızarak şöyle dedi: “Yahudi tohumu! Bizim dinimizi bize sen mi öğreteceksin?!”
Hz. Ebuzer’in Yahudi tohumu diye azarladığı Kâ’bu’l–Ahbar kimdir ve halifelik  makamındaki rolü ne idi?
Bu soruyu cevaplamak için geriye dönüp Yahudilerin İslam aleyhindeki icraatlarına bakılmalıdır.
Yahudiler İslam ordusu karşısında yenildikten sonra, İslam’ı manevi yoldan zayıflatmak için âlimleri zahiri olarak Müslüman gibi gözükerek, İslam adına bazı hurafeleri dine sokup, İslam’a darbe vurmaya karar verdiler.                  
Üzülerek söylemek gerekir ki, yönetimin yetersizliğinden yararlanarak, alimlerini Müslümanların safına sokup, birtakım hakikatleri değiştirerek yerine hurafeleri yaymak suretiyle hedeflerine büyük ölçüde ulaşmış oldular.
Maalesef bazı tarihçi ve hadis âlimleri onların sözlerini incelemeden tefsir ve rivayetlerde yer vererek, kendilerinden sonrakilerin hakikati anlamalarını zorlaştırdılar.
Kâ’bu’l–Ahbar da bu Yahudi dönmelerinden birisiydi. İslam adına Müslümanları arkadan vurmakla görevlendirilmişti. İyi bir senaryo oynayarak, yalandan İslam’ı temsil ediyormuş gibi gözüküp, Müslümanlar arasında yerini aldı ve muhaddis ve fakih olarak tanındı. Hatta 3. halife onu İslam’ın en büyük âlimi biliyor, hükümetin siyasi meselelerini ondan soruyordu. Ama Kâ’b gibilerinin mahiyetleri, Hz. Ebuzer gibi uyanık Müslümanlara gizli değildi. İşte bunun için Kâ’bu’l Ahbar o toplantıda halifenin meyline göre fetva verdiğinde, Hz. Ebuzer hiç çekinmeden, “Yahudi tohumu! bizim dinimizi bize mi öğretiyorsun” demişti.
Şüphesiz halifenin müftüsüne olan saldırı, onun kendisine idi. Onun için bu hadise Hz. Ebuzer ile Osman’ın arasını daha da açtı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.