07 Kasım 2016 Pazartesi 16:14
585 Okunma
‘Takva gibi yücelik yoktur’
Hz. Ali Efendimizin hikmetli sözlerinden bazıları şöyledir:

"Biz Ehl-i Beyt'i seven, fakirlik elbisesini giymeye hazırlanmalıdır."

"Akıldan daha faydalı bir mal, kendini beğenmekten daha korkunç bir yalnızlık, tedbir gibi bir akıl, takva gibi yücelik, güzel ahlak gibi arkadaş, edep gibi miras, başarı gibi önder, salih amel gibi ticaret, sevap gibi kazanç, şüpheli şeylerde durma gibi takva, haramlara itinasızlık gibi zühd, tefekkür gibi ilim, farzları eda etmek gibi ibadet, hayâ ve sabır gibi iman, tevazu gibi hasep, ilim gibi şeref, bilim gibi izzet, istişareden daha sağlam bir destek yoktur."

"İyilik ve doğruluk, zaman ve ehline galip olduğunda (yani zaman ve insanlar iyi olduğunda), eğer bir kimse, kendisinden bir günah görülmeyen birisi hakkında su-i zanda bulunursa, zulmetmiş olur; fesat ve kötülük, zaman ve ehlini kuşattığında, bir kimse biri hakkında hüsn-ü zanda bulunursa, şüphesiz kendini tehlikeye atmıştır."

“Kendini nasıl buluyorsun, ey Emir'el Mü’minin?" diye sorduklarında şöyle buyurdu: "Bekasıyla fani olan, sıhhatiyle hastalanan, güvendiği yerde ölüm kendisine ulaşan kimsenin hali nasıl olur?!"

"Nice insanlar vardır ki, kendisine ihsan edilmekle yavaş yavaş azaba yakınlaşır; günahlarının örtülmesiyle aldanır; övülmesiyle, fitneye uğrar (akıl ve malını elden verir). Allah hiçbir kimseyi insana verdiği fırsat gibi bir şeyle imtihan etmemiştir."

"Benim hakkımda iki kişi helak olur: İfrat eden dost ve buğzeden düşman."

"Fırsatı kaybetmek, keder ve sıkıntıya sebep olur."

"Dünya (zehirli) bir yılan gibidir; derisi yumuşak ama içinde öldürücü zehir vardır; aldanan cahil ona doğru yürür, akıl sahibi ise ondan uzak durur."

Kureyş hakkında sorduklarında şöyle buyurdular. "Mahzumoğulları'na gelince; onlar Kureyş'in gülleridir; erkekleriyle konuşmayı ve kadınlarıyla evlenmeyi severiz. Abduşşemsoğulları'na gelince; onlar ileri görüşlü ve arkalarında olanları (mal ve evlatları) daha çok savunandırlar. Biz Haşimoğulları'na gelince; elimizde olanı bağışlarız, ölüm anında (din yolunda) canlarımızı vermede cömert davranırız. Abduşşemsoğulları sayıca daha çok, hilekâr ve çirkindirler. Biz ise daha fasih, daha hayır isteyen ve daha güzel yüzlüyüz."

"İki amel arasındaki fark ne kadar da uzaktır (çoktur): Birinin tadı gider, kötü sonucu kalır; diğerinin ise zahmeti geçer, ecri kalır.”

Bir cenazenin peşinden giderken birinin gülmesini duyunca şöyle buyurdu: "Sanki ölüm bizden başkasına yazılmış ve hak (ölüm) bizden başkasına farz olmuştur! Sanki (her gün için) gördüğümüz ölüler, az bir zaman sonra bize dönüp gelecek olan yolculardır! (Oysa) cesetlerini kabirlere bırakıyoruz, miraslarını yiyoruz. Sanki biz onlardan sonra ebedi kalacağız! Daha sonra her öğüt veren (ölmüş) erkek ve kadını unutuyoruz ve her musibet ve felakete duçar oluyoruz!"

(Nehcü’l-Belağa’dan…)

Son Güncelleme: 07.11.2016 16:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100