22 Temmuz 2016 Cuma 15:43
962 Okunma
Ümmetin tefrikasında rahmet yoktur
Prof. Muhammed Ticani, Doğrularla Birlikte isimli kitabında şöyle yazıyor:
Ehl–i Sünnet ve Şia bazen de şahıslarla ilgili olmayan hadisler hakkında ihtilaf etmiştir. Örneğin, “Ümmetimin ihtilafı rahmettir” hadisi…
Bu hadisi Ehl–i Sünnet alimleri, “Bir fıkhi hükümde mezheplerin ihtilafı Müslümanlar için rahmettir, zira o konuda herkes kendi haline uygun olan istediği hükme göre amel eder, bu da onun için bir rahmettir” şeklinde yorumluyorlar. “Mesela bir konuda İmam Malik şiddet ve katılık gösteriyorsa aynı konuda kolaylık gösteren Ebu Hanife’nin görüşüne göre amel edebilir” diyorlar.
Ama Şia bu hadisin başka bir anlamda olduğunu söylüyor. Çünkü Şia’nın hadis kaynaklarında geçen bir hadiste şöyle kaydedilmiştir:
İmam Ca’fer Sadık’tan (a.s), “Ümmetimin ihtilafı rahmettir” hadisi için “Bu nasıl olur?” diye sorulunca, Hz. İmam Ca’fer Sadık (a.s), “Allah’ın Resulü doğru söylemiştir” dedi. O zaman soruyu soran şahıs, “Eğer ihtilafları rahmet ise birlikleri bela mıdır?” dedi. İmam, “Hayır, senin anladığın ve onların anladığı şekilde değildir. Bundan Hz. Resûlullah (s.a.a), Müslümanların karşılıklı ilim almak için birbirlerinin nezdine gitmelerini kastediyor” diyerek Tevbe suresinin 122. ayetine istinad etti. Bu ayette Allah–u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Onlardan her bir fırkadan bir grup yok mu, gidip ilim öğrensin ve döndüklerinde kendi kavimlerini korkutsunlar, belki onlar sakınırlar.”
Daha sonra imam Ca’fer Sâdık (a.s) sözlerine şöyle devam ettiler: “Eğer dinde ihtilaf etseler şeytanın hizbi olurlar.” Yani, hadiste geçen “ihtilaf” kelimesi Arapça’da birçok anlamda kullanıldığı gibi “gidip–gelmek” anlamındadır. Bu hadiste ise ümmetin ilim için sefere çıkması anlamındadır, tefrika ve görüş ayrılığı anlamında değildir.
Görüldüğü üzere bu açıklama doyurucu bir tefsir olup inanç birliğine davet etmekte ve tefrikayı reddetmektedir. Dolayısıyla da tek bir inanç etrafında toplanmaya davet eden Kur’an–ı Kerim’in ayetleriyle bağdaşmıyor. Allah Teâlâ, Mü’minun suresinin 52. ayetinde şöyle buyuruyor: “Bu sizin tek ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim, benden sakının.”
Âl–i İmran suresinin 203. ayetinde de buyuruyor: “Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın ve tefrikaya düşmeyin.”
Yine Enfâl Suresinin 46. ayetinde de buyuruyor: “Birbirinizle çekişmeyin, sonra zayıflarsınız ve kuvvetiniz kalmaz.”
Bir ümmetin, fertlerini birbirlerine düşman kılan ve neticede birbirlerini küfre düşmekle suçlamaya ve hatta başkalarının kanını dökmeyi bile helal saymaya sebep olan tefrikadan yani mezhebî bölünmelerden daha kötü bir ayrılık düşünülebilir mi? Tarih boyunca vuku bulan olaylar bunun en büyük şahitleridir. Oysa Allah Teâlâ Müslümanları, bölündükleri takdirde ne gibi korkunç sonuçlarla karşılaşacaklarından haberdar etmiştir.
Âl–i İmran suresinin 105 ayetinde şöyle buyuruyor: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra da gene bölük–bölük olanlara, gene ayrılığa düşenlere benzemeyin.”
En’am Suresi’nin 159. ayetinde buyuruyor ki: “Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur.”
Rum Suresi’nin 21 ve 22. ayetlerinde de buyuruyor ki: “Müşriklerden olmayın; onlar ki dinlerini böldüler ve grup–grup oldular, her bir hizip kendi sahip olduğuyla sevinmektedir.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100