Batı medeniyetinin eseri olan ekonomi modelleri, belli bir süre varlıklarını sürdürmüşler, sonra da arkalarında kan ve gözyaşı bırakarak çökmüşlerdir. Büyük bir iddia ile yerlerine konulanlar da, aynı akıbetle karşı karşıya kalmışlardır.

Gerçek böyle olmasına rağmen Francis Fukuyama,“Tarihin Sonu ve Son İnsan” adlı kitabında ideolojiler savaşının liberalizm ve demokrasinin zaferiyle sonuçlandığını ilân etti. Fukuyama’ya göre, artık yeni bir model arayışına gerek kalmadığı için tarihe nokta konulmalıydı.

Ne var ki, Fukuyama da, kısa bir zaman sonra bu tezinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Nasıl kalmasın ki, liberalizm de zıddı sosyalizm gibi tarihin çöplüğüne doğru hızla yol almaktadır.

Liberalizmin çöküşünden, küresel sömürücüler hariç, hiç kimse üzüntü duymaz. Tam aksine ezilen ve sömürülen büyük çoğunluklar bayram ederler. Ancak şunu da unutmamak gerekir: Ekonomik modellerin çöküşü, beraberinde savaşları da getirmektedir. O nedenle liberalizmin çöküşünün de küresel bir savaş doğurmasından korkulmaktadır.

Bu, haksız ve yersiz bir korku değildir. Çünkü Batılıların savaşlarının asıl nedeni sömürü ve haliyle onu sağlayan ekonomi modelleridir. Bunu, ABD’nin eski başkanlarından Woodrow Wilson, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra şu sözlerle açıklamıştı: “Söyleyin modern dünyadaki savaşın gerçek nedenlerinin endüstriyel ve ticari rekabetin olduğunu bilmeyen herhangi bir erkek, kadın ve hatta çocuk var mıdır?”

Fukuyama’nın son dediği liberalizmin, bırakınız savaş çıkarmasını, aslında bizatihi kendisi savaş anlayışıyla işletilmektedir. Bunu anlamak için Batı sermayesinin nasıl oluştuğuna bakmak yeterlidir. Bilindiği üzere, söz konusu bu sermaye sömürü, köle ticareti ve faizle oluşmuştur. Bir başka deyişle Batı sermayesi savaşla oluşmuş ve savaş için kullanılmaktadır.

Liberalizmin dünyaya getirdiği içler acısı manzaraya kısaca bir göz atalım: Dünyada 795 milyon insan aç, 2,1 milyar insan da aşırı kilolu veya şişmanlık hastalığı ile boğuşmaktadır. Küresel tarım üretiminin yüzde 47’si insanların beslenmesi için kullanılıyor. Yüzde 40,1’i ise biyoyakıt ve hayvan yemi için kullanılıyor. 1,3 milyar ton yenilebilir gıda çöpe gidiyor. Çöpe giden bu gıda 795 milyon aç insanı doyurabilir. Böyle çarpıklık, haksızlık ve çelişkilerle dolu bir dünyanın savaş halinden farkı var mıdır?

Bundan dolayıdır ki, ünlü yatırımcı Jim Rogers, “Batı medeniyeti çökecek. Hayatınız boyunca yaşayacağınız en büyük çöküş olacak” diyor. Rogers, bu çöküşte Çin’in, ABD’den daha şanslı ve dayanıklı olacağını söylüyor. Niçin böyle? Çünkü Çin, üreterek para kazanıyor. ABD ise hâlâ paradan para kazanmanın peşindedir.

Çin ekonomisi üzerine gözlem ve inceleme yapan Dünya Bankası yetkilisi Ramgopal Agarwala şöyle demişti: “Çin’in başarısının temelinde Washington Mutabakatı politikalarına körü körüne uymaması yatmaktadır.” Ne yazık ki, Türkiye, bu politikaları, harfi harfine ilk uygulayan ülkelerden biridir. O nedenle liberalizmin çöküşünden en çok etkilenecek durumdadır.

Bu durumdan kurtulmak için yapmamız gereken iş, bir an önce Milli Ekonomi Modeli’ni hayata geçirmektir. Bunu ne oranda başarırsak, liberalizmin çöküşünden, o orada az zarar görürüz. Dahası savaşsız bir dünyanın da temellerini atmış oluruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100