Bu haber kez okundu.

AB sürecinde, Türk kimliğine hakaret serbest bırakılmaktadır
Avrupa Birliği 2006 İlerleme Raporu'nda "301 madde kaldırılmamış, ama bu hususta olumlu adımlar atılmıştır" görüşüne yer verilmiştir. ~|~

 

Dünyanın hiçbir gelişmiş kabul edilen ülkesinde devleti ve milleti tahkir edecek birlik ve beraberliği zedeleyecek propagandalar yapmak mümkün değildir. Ama Türk devletinden istenen, milletin birlik ve beraberliğini zedeleyecek, kimliğini tahkir edecek açıklamalara müsaade edilmesidir. Bir taraftan Fransa'da "sözde Ermeni soykırımının aksini düşünmek bile suç" kabul edilirken, diğer taraftan Türkiye'den böyle bir talepte bulunulması demek, Türkiye aleyhine konuşmak serbest ama Türkiye'nin "kendisini savunması bile yasak" demektir.

AB etnik ayrımcılığı destekliyor
Aynı raporda "Türkiye, 'Culture 2000' programına katılmıştır. Bu olumlu bir adımdır" denilmektedir. Culture 2000 programı etnik ayrımcılığı destekleyen bir programdır. Ulus devlet yapısının parçalanması için ortaya atılan etnik ayrımcılık ile tek millet olan uluslar kendi içindeki renk farklılıkları kavga unsuru haline getirilerek bölünmek ayrıştırılmak istenmektedir.

AB, Türkleri askerliğe karşı soğutmak istiyor
AB raporunda "Türkiye, halen askeri hizmetin vicdani ret hakkını tanımamıştır" denilmektedir. Oysa Türk milleti, "asker bir millet"tir. Onun bu özelliği, vatanımız üzerinde bu kadar bölücü hesap olmasına rağmen Anadolu coğrafyasında varlığını ikame etmesine imkan tanımaktadır. Bu madde ile hedeflenen, asker sayısını azaltacak adımların atılması, dolayısıyla ülkenin savunmasının zaafiyete uğramasının sağlanmasıdır.

AB'nin amacı Kıbrıs'ı Rum'a vermektir
AB İlerleme raporunda  "Kıbrıs Cumhuriyetine yönelik somut adımlar atılmalıdır. Limanlar ve hava sahaları açılmalıdır" denilmektedir. AB, adada hiçbir zaman iki devletin olduğu gerçeğini kabul etmemiş; Rum tarafını 'adanın tek sahibi' olarak "Kıbrıs Cumhuriyeti" şeklinde tanımıştır. Elbette böyle bir AB'ci yaklaşım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ve adadaki Türk askerini işgalci konumuna itmektedir. Şimdi istenilen Türk askerinin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin işgalci olduğunun Türk Devleti tarafından kabul edilmesidir.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER


Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu / Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Tüketime teşvik Prof. Dr. Baş'ın projesi
Dünya ekonomisi, büyük bir krizin içindedir ve serbest piyasa ekonomisi çoktan çökmeye başlamıştır. Nitekim  ABD'deki konut kredilerinin geri dönmemesi, önce bankacılık kesimini sonra borsaları vurmuş olması, bu çöküşü su yüzüne çıkarmıştır. Sonra bu dalga dalga dünyaya yayılarak Asya ve Avrupa borsalarının da çökmesine sebep olmuştur. ABD'deki bu krizi Beyaz Saray, ekonomik paket ile tüketicinin cebine 157 milyar dolar koyarak çözmeyi planladı. Bundan başka ABD'nin emisyonu artırma, para basma veya borçlanma yoluna gidebileceği belirtiliyor. Halbuki  Prof. Dr. Haydar Baş "Milli Ekonomi Modeli"  adlı eserinde Türkiye'nin ürettiği mal ve hizmet karşılığı olarak senyoraj hakkını kullanarak para basması gerektiğini yıllarca önce yazmıştı. Ayrıca ABD yönetiminin bir defaya mahsus tüketiciyi desteklemesine karşılık Prof. Baş, herkese "Vatandaşlık Maaşı" ve Ev kadınlarına maaş verilerek tüketimin sürekli teşvik edilmesi gerektiğini  ifade etmişti. Prof. Baş, "Sosyal Devlet  Milli Devlet" adlı eserinde ise Milli Ekonomi Modelinin nasıl uygulanıp hayata geçirebileceğimizi kısaca şöyle açıklamıştır: "Herkese iş bulunacak, vatandaş aç ve açık bırakılmayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100