Bu haber kez okundu.

AB, Türkiye'de etnik ayrımcılığı körüklemektedir
Asırlarca bir arada, bu muazzez topraklar üzerinde yaşamış yüce milletimizin, hepsi eşit haklara sahip kardeşler olan aziz fertlerinin hangi etnik gruba mensup olduğunun bir önemi kalmamıştır. ~|~

 

Bizim kendi içimizde hallettiğimiz bu mesele, günümüzde küresel güçlerin çomak sokmalarının yanı sıra, içeride özellikle AB'ye uyum bahanesiyle adeta zemin hazırlayan basiretsiz politikacıların ve kimi taşeronların gayretleriyle, parçalanmamızın önünü açabilecek "hassas bir nokta" olarak değerlendirilmekte ve farklı mecralara çekilmektedir.

AB'nin yaptığı, küresel bölücü yaklaşımın uzantısıdır
Bugün hiç alakası olmamasına rağmen, AB uyum çalışmaları adı altında Türkiye'den "etnik bölünme ve ayrımcılığın önünü açacak düzenlemeler"in talep edilmesi; bizim kendimizden asla ayrı?gayrı görmediğimiz kardeşlerimizin AB Parlamentosu kararlarında "hakları korunması gereken azınlıklar" olarak tarif edilmesi "küresel bölücü" yaklaşımın bir uzantısıdır.
Türkiye haricinde hiçbir devlet için "AB üyelik müzakereleri şartları" arasında yer almayan ve Türkiye dışında hiçbir ülkeden talep edilmeyen "azınlıklara ilişkin düzenlemeler", aslında "etnik çeşitlilikte birlik ve ahengi yakalamış" olan ve bu ahenkle var olan milletimiz içinde karışıklık ortamı yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.

Milli birliğimizi korumalıyız
Görüldüğü gibi iç güvenliğimizin temini konusu, sadece kolluk kuvvetlerimizin vazifesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Konu, iç güvenliğimizi tehdit eden ama uluslararası boyutu da olan siyasi bir mahiyet kazanmıştır. Bu noktada kolluk kuvvetlerimizin dikkatli çalışmalarının yanı sıra, milli birlik, beraberlik ve bütünlüğümüze halel getirecek tuzaklara ve manevralara karşı ayık olmak, tahriklere kapılmamak bir vatan borcu haline gelmiştir.
Devletimizin bekası ve Cumhuriyetimizin teminatı, milli birlik ve beraberliğimizdir; her zaman ve zeminde ifade ettiğimiz gibi sivil?asker ve devlet?millet birliği esastır. Bu bağlamda bizce asayişin sağlanmasında asıl sorumluluk, güvenlik güçlerimizin değil, bu birlik ve beraberlik şuurunu vatandaşımıza kazandırması gereken siyasilerimizdedir.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Suphi Saatçi / Mimar Sinan Üniversitesi
Sosyal Devlet ? Milli devlet ufuk açıcı bir eser
Dünyanın en medenî ve ekonomik yönden en güçlü toplumu olarak tarihte yaşayan milletimizin en büyük başarısı, bize göre güçlü devlet geleneğine sahip oluşudur. Bütün bu tarihî akışı çok iyi kavrayan ve belirli bir sistematik içinde ele alarak tahlil eden Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Sosyal Devlet Milli Devlet" adlı yeni eseri, bu açıdan bizlere zengin bir ufuk açmaktadır.
Milletimizin tarihini bilmeyenler, Tanzimat döneminden beri Batı karşısında yaşanan aşağılık kopleksinin ezikliğinden bir türlü kurtulamamışlardır. Kendine güveni kalmayan ve fikir adamı sıfatı ile ortada dönüp dolaşan sömürge aydınlarının yaşadığı sefalet, millî devletine yabancı olmasından kaynaklanıyor. Türklerin devlet geleneği ve bu geleneğin gücü hakkında fikir sahibi olmayan sadece sömürge aydınları değildir. Ne yazık devletin en önemli ve en yetkili makamında görev alanlar da, ne yazık aynı fikir sefaletinin içinde kıvranıyorlar. Onlara da ilk elden tavsiyemiz, Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu kitabını dikkatlice okumalarıdır.  
Prof. Dr. Haydar Baş, ömrünü Türkiye'nin sorunlarını çözmeye ve milletimizin daha iyi bir geleceğe kavuşmasına vakfetmiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100