03 Temmuz 2009 Cuma 00:00
126 Okunma
ABD, insan haklarını ağır şekilde ihlal etmektedir
11 Eylül'den sonra özel güvenlik mahkemeleri kurulmuş, göz altı süreleri uzatılmış, temel hak ve özgürlüklere ciddi kısıtlamalar getirilmiştir. ~|~

 

Başta Guantomano gibi hapishanelerde ve Irak'ta Ebu Garip hapishanelerinde, değil insana, hayvana bile yapılmaması gereken insan dışı uygulamalar yapılmış, yapılmaktadır.

Devletlerin gücü zayıflatılmaktadır
Bir taraftan globalleşme ile dünyanın bütünleşmeye gittiğini iddia edenler, diğer taraftan "self determinasyon ve yerelleşme" adı altında, hedef olarak seçilen devletlerin siyasi - sosyal gücünü ve dokusunu zayıflatarak etnik parçalamaya tabi tutmak istemektedirler.

İnsan haklarından bahsetmek mümkün değildir
Maalesef bugün, dünyamızda, ne insan hakkından ne de devletlerin bağımsızlık hakkından bahsetmek mümkündür. Gücü olan devletler, gözüne kestirdiği devlete, kendisinin bile
inanmadığı bahanelerle müdahale edebilmektedir. Eğer bu devlet askeri olarak güçlü ise, bir taraftan terör örgütleri devreye konmakta, diğer taraftan azınlık hakları adı altında etnik parçalanmaya tabi tutularak insan hakları adı altında iç işlerine karışılmaya çalışılmaktadır. Herhalde ülkemizin son yıllarda yaşadıklarını bu açıdan görmek zorundayız.

Ulusalüstü adil hukuki yapı şarttır
Eğer gerçekten dünyada hukuktan bahsedecek isek, her şeyden önce hukukun önünde herkesin eşit olduğu bir uluslarüstü hukuki yapılanmaya ihtiyaç vardır. İnsan haklarından bahsederken unutmamamız gereken nokta, vatandaşlarına bu hakkı verecek olan devletlerin de dışarıdan gelecek her türlü saldırıya karşı kendisini koruma hakkının olduğudur. Milli Devlet'te hukuk yapılanması, hem devletlerin kendi vatandaşları ile olan ilişkilerine, hem de devletler arasındaki diyaloglara yepyeni bir yaklaşım getirmektedir.
Toplum düzenini sağlayan devletin gücü ile yaptırım kazanan yasaların tamamına hukuk diyebiliriz. Hukuk, "adalete yönelmiş toplumsal bir yaşama düzeni" olarak da tanımlanmaktadır.

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden



SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. İrina Hundt / Almanya, Dresden Üniversitesi
Milli Devlet'le her kesim memnun olacak
Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, sadece sömürülen halkları ve devletleri değil, aynı zamanda sömürenleri de dengeye taşıyacak kuşatıcı bir model ve tam bir denge ekonomisidir. Bu modelin ülke idaresine yansıması olarak oluşturulan Sosyal Devlet-Milli Devlet tezi, öyle bir ekonomi yönetimi ortaya koyuyor ki, hem millet zenginliğe kavuşuyor, hem devlet güçleniyor, hem üreten sermayedar memnun kalıyor, hem de tüketen kesim güçlendiriliyor. Devlet, halkına hizmet edecek sermayeyi, yabancılardan temin edilecek kredilerle değil, bizzat kendi emisyon hakkını devreye koyarak elde ettiği için, hem devlet sermayesizlikle kıvranmıyor, hem de milletin sırtına maliyet binmiyor, borç yükü binmiyor. Devlet ve millet arasında dengeyi sağlayan bu formül, işyerlerinde işveren ve işçiler arasındaki münasebetleri de dengeleyen bir mikro model getiriyor. Böylece hem makro planda hem de mikro planda adalet ve etik esaslar, mülkiyet, emek ve hak ekseninde kendiliğinden oluşuyor. Bu muhteşem ahenge başka hiçbir yerde rastlamak mümkün değildir. 


 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100