logo
18 AĞUSTOS 2026

Asgari ücrete dolar darbesi

Türk lirasının Amerikan doları karşısında yıl başından bu yana yaşadığı erime yüzde 29'a ulaştı. Bu durum asgari ücrette de kendini gösterdi. Buna göre asgari ücret 7 ayda yüzde 22 değer kaybetti. Asıl üzücü olan ise Türkiye ekonomisindeki kötü veriler bununla sınırlı değil

14.07.2018 00:00:00
 
EKONOMİ SERVİSİ

24 Haziran Seçimleri'nin hemen ertesi günü 4.53'e kadar gerileyen Amerikan Doları/TL kuru, 12 Temmuz'da 4.97 olan tarihi zirveyi gördükten sonra 4.86'lar seviyesinde dalgalı seyrini sürdürüyor. Buna göre 24 Haziran Seçimleri'nin üzerinden 3 hafta geçmeden Türk Lirası'nın dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 7'yi aşmış durumda. Yıl başında ise dolar kuru 3.78 TL seviyesindeydi.

Bu hesapla yıl başında bu yana dolar karşısında TL'nin yaşadığı erime yüzde 29. Geçen yıl 14 Temmuz'da 3.53 olan Dolar/ TL kurunun bir yıl içindeki kaybı yüzde 38'e ulaşırken iki yıl önce 14 Temmuz'da 2.89 olan Dolar/TL kurundaki değer kaybı yüzde 67'i buluyor. Bekar ve çocuksuz bir asgari ücretlinin 2018'deki aylık net geliri, 1.603 Türk Lirası. Bu yıl başında dolar kuru 3.78 TL idi.

Yılın ilk günlerinde asgari ücreti 424 dolara denk düşen bir asgari ücretlinin bugünkü maaşı ancak 329 Amerikan Doları'na tekabül ediyor. Bu durum asgari ücretin dolar karşısında yüzde 22 eridiğini gösteriyor.

'Türk tahvilleri elden çıkarılıyor'

Ekonomideki sıkıntı veren veriler şüphesiz bunlarla sınırlı değil. Batı medyasında yer alan Türkiye ekonomisinin durumuyla ilgili analizlerde hiç iyi konuşan yok. Reuters haber ajansında yer verilen Marc Jones imzalı analiz haberde, "Türkiye'nin mali piyasaları hırpalanıyor. Lira bu yıl yüzde 20'nin üzerinde değer kaybettikten sonra tarihin en düşük seviyesinde. İstanbul borsası 12 Temmuz'da iki yıl içindeki en kötü gününü geçirdi ve yatırımcılar ülkenin tahvillerini elden çıkarıyor" denildi.

Haberde, Türkiye ekonomisi Güney Afrika, Brezilya ve Meksika gibi gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldı. 'Durumun Türkiye açısından ne kadar kötüleşmekte olduğunu gösterdiği' belirtildiği Fathom Consulting adlı şirketin hazırladığı Mali Kırılganlık Bileşik Endeksi'ne göre kamu borcunun güvenliği bakımından Türkiye bu ülkeler arasında açık ara en kötü konumda bulunuyor.


Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?


 
TÜİK verilerine göre lisans mezunlarının yüzde 43.3’ü öğrenim gördüğü alanın dışında kalan bir meslek grubunda çalışıyor.
 

18.08.2026 01:35:00
Hasan Gündoğdu
 
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih dönemi 10 Ağustos'ta sona erdi. Üniversite adayları yerleştirme sonuçlarını beklerken tercih ettikleri bölümlerin staj, mezuniyet sonrası iş olanakları, kariyer gelişimi ve ücret düzeyini de şimdiden değerlendiriyor.

Bir de hayatın gerçekleri var

Ancak TÜİK'in 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, alınan eğitim ile yapılan iş arasındaki uyumun sınırlı kaldığını gösteriyor. Buna göre ücretli çalışan (SGK 4/A) lisans mezunlarının yüzde 43.3'ü, ön lisans mezunlarının ise yüzde 49.2'si öğrenim gördükleri alanın dışında bir işte çalışıyor.

Avrupa'da durum farklı

Eurostat'ın açıkladığı 2024 verilerinde ise AB'de yükseköğretim mezunu olan 34 yaş altı grupta bu oran yüzde 31.9 seviyesinde. Öte yandan yine TÜİK verilerine göre diploma-kariyer uyumunun en yüksek olduğu üç alan sağlık (yüzde 80.4); iş, yönetim ve hukuk (yüzde 79.6) ve eğitim yani öğretmenlik (yüzde 64.8) olarak sıralanırken en düşük olduğu alan yüzde 7.8 ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon olarak öne çıktı.

"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 4 ayrı "yeni nesil" suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalarda, 4 örgüt elebaşı, 20 örgüt yöneticisi ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 818 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulması kararı verildi

18.08.2026 00:46:00
AA
 
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Daltonlar, Barış Boyun, Gündoğmuşlar ve Şapkalılar suç örgütlerine yönelik yürütülen mali soruşturmalar devam ediyor.

Soruşturma kapsamında, bu örgütlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen şüphelilerin tüm banka hesaplarına, kiralık kasalarına ve kripto varlıklarına el koyulmasının ardından yeni bir karar daha alındı.

Bu kapsamda tüm şüphelilerin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulduğu kaydedildi.

Böylece Daltonlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Beratcan Gökdemir, yöneticiler Batın Can Gökdemir, Bünyamin Yıkar, Murat Küçükyavuz, Sinan Memi, Mustafa Aktürk, Ahmet Mustafa Timo ve Murat Özavşar ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 399 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulmasına karar verildi.

Barış Boyun suç örgütüne ilişkin soruşturmada, örgüt elebaşı Barış Boyun, yöneticiler Tolga Gültepe, Taha Kutay Karasoy, Gurur İşinçelik, Efe Kantık ve Batuhan Karaca ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 281 şüpheli için de aynı karar alındı.

Gündoğmuşlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Uğurcan Gündoğmuş, yöneticiler Şeyhmus Ergün, Murat Kuzucu, Furkan Kalıma, Ozan Cem Aksoy ve Umur Balkan Şit ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulması kararı çıktı.

Aynı karar, Şapkalılar suç örgütü elebaşı Volkan Ramazan Ayhan, yönetici ve koordine edici konumda oldukları belirtilen Ataberk Taşkıran, Emre Kılıçkaya ve Diyar Altunkaynak ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için de verildi.

Bakan Gürlek, şüphelilerin banka hesapları ve kripto varlıklarına el koyulduğunu açıklamıştı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmaya ilişkin NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, milletin güvenliğini ve huzurunu hedef alan organize suç örgütleriyle mücadeleyi, yalnızca sahadaki unsurlarıyla değil, bu yapıları ayakta tutan finansal kaynaklarıyla da kararlılıkla sürdürdüklerini belirtmişti.

Bu kapsamda 22 Haziran'da tüm illerdeki 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına "Organize Suç Örgütleri ile Mücadele" konulu genelge gönderildiğini aktaran Gürlek, genelgeyle ortaya konulan "topyekun mücadele" anlayışında önemli bir adım daha atıldığını ifade etmişti.

Bakan Gürlek, açıklamasında şunları kaydetmişti:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, 4 ayrı yeni nesil suç örgütüne yönelik yürütülen mali soruşturmalar kapsamında 818 şüphelinin kiralık kasaları dahil tüm banka hesapları ile kripto varlıklarına el konulmuştur. Genelgemizde açıkça ortaya koyduğumuz üzere, örgütlerin suçtan elde ettikleri gelirleri kripto varlıklar, yasa dışı bahis, kumar ve benzeri yöntemlerle gizleme veya aklama girişimleri mali soruşturmalarla titizlikle takip edilmektedir. Suç örgütlerinin yalnızca insan kaynağını değil, finansal damarlarını da keseceğiz. Sokaktaki tetikçiden örgüt yöneticisine, azmettiriciden finansörüne, banka hesabından kripto varlığına kadar suç örgütlerinin tüm yapısını hedef almaya devam edeceğiz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suçun karanlık ağına çekmeye, esnafımızı ve vatandaşlarımızı tehdit etmeye, suçtan elde ettikleri gelirlerle güç devşirmeye çalışan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz." 

2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı

Adana'da eşi ve 16 yaşındaki oğlunu bıçaklayarak öldüren tutuklu sanığa verilen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onandı

17.08.2026 17:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı
2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı
Adana'da eşini 39, oğlunu ise 49 yerinden bıçaklayarak öldüren sanığa verilen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onandı.

Olay, 19 Ağustos 2023'de merkez Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi 78101 Sokak'ta bulunan bir apartmanın 9'uncu katında meydana geldi. Sabaha karşı cinnet getiren Cem Suna, eşi Deniz'i (43) 39 yerinden ve oğlu Alperen'i (16) 49 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından yakalanıp tutuklanan Cem Suna 'canavarca hisle öldürme' suçundan hakim karşısına çıktı.

"Asıl mağdur benim"

Karar davasında hakim karşısında son savunmasını yapan Cem Suna, "Bugüne kadar sustuysam adalete güvenimden sustum. Herkes hükmünü vermiş. Asıl mağdur benim. Dünyası yıkılan, ailesi katledilen benim. Ne olduysa bana oldu. Eşim ve çocuğum sürekli gözümün önünde. Dışarı çıksam da bir şey değişmeyecek" dedi.

15 Ekim 2024'de Cem Suna'nın Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karar davası görüldü. Karar davasında Cem Suna'ya 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Karar Yargıtay'da onandı

Suna'nın avukatları Yargıtay'a başvurarak karara itiraz etti. Ancak Yargıtay'da cezada herhangi bir indirim yapmayarak 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, katıldığı bir yayındaki açıklamaları ve sosyal medyada paylaşılan video içerikleri nedeniyle başlatılan resen soruşturma kapsamında gözaltına alındı

17.08.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, dijital platformlarda ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan video içeriklerindeki ifadeleri nedeniyle adli takibata uğradı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen resen soruşturma kapsamında, Ertürk hakkında öğle saatlerinde gözaltı kararı uygulandı.

Soruşturmanın gerekçesi olan sözler

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ertürk'ün internet ortamında yayılan bir programda sarf ettiği iddia edilen siyasi içerikli ifadeleri üzerine inceleme başlattı. Kamuoyunda geniş yankı bulan ve soruşturma dosyasına giren açıklamalarda Ertürk'ün şu sözleri kullandığı belirtildi:

"Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de, ben de... Tabii ki herkes de... Onun için Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum."

Suçlamalar neler?

Başsavcılık tarafından yürütülen resen soruşturmanın detayları da netleşmeye başladı. Alınan bilgilere göre emekli Amiral Türker Ertürk'e, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" ve "suç işlemeye tahrik" suçlamaları yöneltiliyor.

Emniyete götürüldü, savcılığa sevk edilmesi bekleniyor

Hakkında başlatılan adli sürecin ardından harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Türker Ertürk'ü saat 14.00 sıralarında gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilerek savcılık makamına ifade vermesi beklenen Ertürk hakkında adli kontrol veya tutuklama talebinin gelip gelmeyeceği ise işlemlerin ardından belli olacak.

Sürece ilişkin güncel yasal ve idari gelişmeler yakından takip ediliyor.

Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi

Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, YENİ Parti'yi, çerçeve yasayı iptali için Anayasa Mahkemesine taşımaya davet etti. Yayımlanan yazılı basın açıklamasında, "YENİ PARTİ grubunda bu kanuna 54 milletvekili "ret" oyu vermiştir. Dolayısıyla ortada hukuken kullanılabilecek somut ve son derece açık bir yol vardır. 54 milletvekili bu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir araya gelerek grup kararı alması ve kanunu Anayasa Mahkemesine taşıması mümkündür" denildi  

17.08.2026 13:03:00 / Güncelleme: 17.08.2026 13:07:21
Haber Merkezi
 
Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi
Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi
Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, yayımladıkları yazılı basın açılamasında çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulması gerektiğini vurguladı. Avukatlar bunun için de YENİ Parti'ye çağrıda bulundular.

Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu Basın Açıklaması şöyle:

"Değerli Basın Mensupları, Türk Hukukçusu değerli meslektaşlarımız ve Büyük Türk Milleti. 

PKK'lı teröristleri affetme yasasına karşı tarihsel sorumluluklarının farkına varmaları, bir ulus devlet olan laik, sosyal ve hukuk devletimize karşı "etnik azınlık ırkçılığı" düşüncelerinin önünü açan bu çerçeve yasaya karşı Türk Milletinin yanında yer almaları gerektiği konusunda Ankara Barosu'nu ve Türkiye Barolar Birliği'ni 5 Ağustos tarihinde uyarmıştık. Ancak Anayasaya açıkça aykırılıklar taşıdığı kabul oyu veren milletvekillerince dahi sabit görülen bu kanuna karşı tek laf etmeyen bu iki kurum Avukatlık Kanunu'nun kendilerine yüklediği vazifeleri ihmal etmiş, bugün burada Türk Milliyetçisi Avukatlar olarak bu basın açıklamasını yapmamıza neden olmuşlardır. 

Ülkemizde 40 yılı aşkın süredir bölücü terör örgütlerinin saldırıları sonucunda binlerce vatandaşımız şehit olmuş, gazilerimiz çok ciddi bedensel zararlar görmüşlerdir. Kahraman gazilerimiz bugün hainler affedilmeye çalışılırken, dün yapılanlar bugün yokmuş gibi sayılırken Ankara Güvenpark'ta hak ettikleri konumu ve saygınlığı kazanmak için günlerdir nöbette beklemektedir.

Devletin birinci vazifesi terörü yok etmektir. Devlet terörle müzakere etmez. Devlet terör unsurlarıyla görüşmez. Devlet terör unsurlarını ancak teslim alır. Terör kahraman güvenlik güçlerimiz eliyle ezilip sindirilerek teslim alındıktan sonra, terör örgütüyle ilişkili kişilerin durumuyla ilgili düzenleme yapar. Böyle bir düzenlemenin temel amacı, olmazsa olmaz şartı "Türkiye Cumhuriyeti Devletinde ve Türk Ulusu varlığında bütünleşmedir". Böyle bir bütünleşmede olması gereken irade "Federasyon ve özerklik taleplerimizden vazgeçiyoruz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk Ulus Kimliğinin bir parçası olmayı kabul ediyoruz." olmalıdır. 

Yine böyle bir düzenlemede Türk ulus kimliği dışında etnik azınlık ırkçılığı fikriyle siyaset yapan bütün partiler yasaklanıp kapatılmalı, yine aynı amaçlarla faaliyet gösteren bütün sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine son verilmeli ve yasaklanmalıdır. Terör örgütü teslim olmadan güya olacağı varsayımıyla bugüne kadar olanları yok sayıp bu eli kanlı katil teröristlerin affını istemek toplumsal barış ve uzlaşı duygusundan değil, ancak ihanete ortak olmaktan doğan aşağılık bir davranıştır. 

Diğer taraftan ihanet karşısında sessiz durmakta ihanete ortak olmaktır. Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği!ni sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Çünkü; Devlet, kendi otoritesiyle mücadeleye girişen terör örgütlerini birbirinden ayırmaz, içlerinden birini ayırıp onunla ilgili özel düzenlemeler yapmaz, diğer terör örgütlerinin amaçlarına ulaşmak için eylemlerini artırma konusunda onları teşvik eden görüşmeler ve yasal düzenlemeler yapmaz. 



Bu çerçeve yasa koşullu özel af mahiyeti taşımaktadır. "1 Haziran 2005 tarihinden günümüze kadar terör faaliyetleri kapsamında suç işleyenler teklif hükümlerinden yararlanabilecek." demek suretiyle bebek katili terörist başının da bu tarihten sonraki suçları örtülü olarak af kapsamına alınmıştır. Zira İmralı'daki hücresinde avukatları ve kendisine gelen heyetler marifetiyle terör örgütüne verdiği talimatlarla işlenen suçlar, bu kapsam dışında bırakılmıştır. Her ne kadar kasten öldürme suçu teklif kapsamı dışında tutulmuş ise de, teklif hükümlerine göre; Kamu görevlisi, asker, öğretmen, mühendis, çocuk, genç, yaşlı, kadın ayırt etmeksizin binlerce insanın katledildiği terör suçlarının işlendiği süreçte örgütü yöneten kişiler haklarında hiçbir soruşturma işlemi olmadan serbest bırakılabileceklerdir. Terör örgütü yöneticilerinin haklarında soruşturma başlatılmış olsa bile, bunlar kasten öldürme suçlarının işlenişine herhangi bir şekilde iştirak edip etmedikleri araştırılmadan soruşturmaları Cumhuriyet Savcısının kararıyla ertelenebilecektir. Bu karara karşı sulh ceza hakimleri kararı inceleyip karara bağlayacaktır. Dolayısıyla kişilerin ağır suretle yaralanmaları ve sürekli engelli kalmaları sonucunu doğuran saldırıları gerçekleştiren örgüt mensupları haklarında soruşturma işlemi yapılmadan tamamen serbest bırakılacaklardır. 

Çerçeve yasasının 7. maddesinin 4. fıkrasının hukuk devletiyle bağdaşan hiçbir yönü bulunmamaktadır. Çünkü haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılanlarla ilgili olarak verilen erteleme kararı üzerine başlatılan denetim sürecinde terör örgütü mensupları hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir. Çerçeve yasası kapsamında kurulacak kurullara yargı organı konumu verilmekte ve 10. madde ile bu kurullarda görev yapan kamu görevlilerine yaptıkları işlerle ilgili hukuki, idari ve cezai sorumluluğun doğmayacağına ilişkin güvence sağlanmaktadır. Millet için yapılan bir hizmetle ilgili hukuki sorumluluktan kaçmak, cezai sorumluluktan korkmak, her şeyden önce yaptığı işin doğru olmadığını peşinen kabul etmektir. Yine çerçeve yasa kapsamında bir yürütme organı olan Milli Güvenlik Kuruluna yargı organı konumu verilmektedir. Terör örgütü üyesi teröristlerle ilgili bir karar verirken yargı organlarını Milli Güvenlik Kurulunun yapacağı tespitler bağlamaktadır. Bağımsız mahkemelerin kararları Milli Güvenlik Kurulu'nun tespitlerinin vesayeti altına alınmıştır. 

Çerçeve yasasının gerekçesinde "Milli egemenlik ilkesi ve ortak vatandaşlık bilinci etrafında şekillenen…" ifadesindeki ortak vatandaşlık bilinci bu çerçeve yasasından sonra gündeme getirilecek olan yeni anaysa çalışmalarındaki devletin kurucu unsurları adı altında Türk ulusunun egemenliğine ortak koşma çalışmalarının bir işaretidir. Gelinen noktada Türk Ulusu'nun bu hukuksuzluğa karşı haklarının korunması için önümüzde çok açık bir Anayasal denetim yolu bulunmaktadır. 

Anayasa'nın 150. maddesi, kanunların Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine götürülmesini üç ayrı yoldan mümkün kılmaktadır:

* Cumhurbaşkanı, 
* Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve
* TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri. 

Cumhurbaşkanının ve iktidar partisinin bu kanunu Anayasa Mahkemesine götürmeyeceği siyasi irade olarak ortaya çıkmıştır. 120 milletvekilinin imzasını toplamak da mevcut Meclis aritmetiği içerisinde son derece güç görünmektedir. Zira kanuna karşı çıkan milletvekillerinin sayısı dahi 120'ye ulaşmamaktadır. Ancak burada kamuoyunun bilmediği, son derece önemli bir anayasal imkan daha vardır: Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde 91 milletvekili bulunan YENİ PARTİ, en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubundan biridir. 91 milletvekilinin salt çoğunluğu olan 46 milletvekilinin grup kararı yeterlidir. Ve bildiğimiz üzere YENİ PARTİ grubunda bu kanuna 54 milletvekili "ret" oyu vermiştir. Dolayısıyla ortada hukuken kullanılabilecek somut ve son derece açık bir yol vardır. 54 milletvekili bu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir araya gelerek grup kararı alması ve kanunu Anayasa Mahkemesine taşıması mümkündür. 

Başlığıyla içeriği dahi birbirini tutmayan, terör örgütü PKK'lılar lehine infaz düzenlemeleri içeren kanunun Anayasa'ya uygun olup olmadığının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi gerekmektedir. 

Biz Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu olarak Türkiye Barolar Birliği ve Ankara Barosu'nun yapmadığı çağrıyı YENİ PARTİ milletvekillerine yapıyoruz. Milletvekillerinin görevi yalnızca kanunlara oy vermek değildir. Anayasa'nın üstünlüğünü ve hukuk devletini korumak da milletvekilliğinin asli sorumluluklarındandır. Sadece seçim bölgesindeki seçmen hassasiyetini gözeterek oy vermekten öte, gerçekten bahsettiğimiz milli kaygılarla hayır oyu verdiyseniz bir araya gelerek alacağınız grup kararıyla bu yasanın iptali için Anayasa mahkemesine başvurmalısınız. 

Türk süngüsü ve coşkun ırmaklar gibi akan Türk kanıyla elde edilen bağımsızlık ve ulusal egemenliğimiz, kimseye verilemez, kimseyle ortak koşulamaz.

Egemenliğimize zarar verecek her türlü terör örgütüyle müzakere ve yasal düzenlemelere karşı tek başımıza kalsak dahi mücadeleye devam edeceğiz. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere emanet ettiği laik, sosyal, hukuk devleti olan Türk Cumhuriyeti Devletini ve ulus kimliğimiz Türklüğü savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Ankara Barosu'ndaki Türk hukukçularının rehberi Ulu Gazi'nin yalnızca Gençliğe Hitabesi değil, her an yüreğimizde kor ateşiyle duran Bursa Nutku da olacaktır. Herkes sussa da Ankara Barosu'nda Türk Hukukçuları susmayacaktır.

Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı. Prof. Dr. Naci Görür, olası bir depreme karşı uyarılarını sürdürdü

17.08.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.

Türkiye tarihine bir "felaket" olarak geçen 7,4 büyüklüğündeki deprem, saat 03.02'de meydana geldi ve 45 saniye sürdü. Sarsıntı Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce'de yıkıma neden oldu.

17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı.

Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi farklı düzeylerde etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

İstanbul'da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük'ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981'e çıktı.

Binaların depreme dirençli hale getirilmesine ilişkin çalışmalar tüm hızıyla sürerken uzmanların uyarıları da sürüyor.

Türkiye'de kentsel dönüşüm destekleri başta olmak üzere bugüne dek birçok adım atıldı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da kentsel dönüşümü tamamlanan bağımsız bölüm sayısının 1 milyona ulaştığını belirterek "Şehrimizi afetlere hazırlamak için dönüşüme süratle devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

Konuyla ilgili olarak bakanlıktan yapılan açıklamada da Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nın, kurulduğu 2012'den bu yana Türkiye genelinde deprem ve diğer afetlere karşı riskli binaların dönüşüm süreçlerini yürüttüğü belirtildi.

Bugüne kadar 81 ilde 2 milyon 761 bin bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığı belirtilen açıklamada, 2 milyon 378 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığı, 383 bin bağımsız bölümün dönüşümünün ise devam ettiği vurgulandı.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığının iki kentsel dönüşüm projesinden birini deprem tehdidiyle karşı karşıya olan İstanbul'da hayata geçirdiği vurgulanarak "İstanbul'da 2012'den bu yana 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. Kentte 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor" bilgisine de yer verildi.

"Er ya da geç büyük bir deprem olacak"

Dr. Naci Görür de 17 Ağustos'un yıldönümü nedeniyle kişisel X hesabında yayınladığı mesajda Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin ülkeyi depreme dirençli hale getirmeye gücü olduğunu belirten Görür, şöyle konuştu:

"Arkadaşlar kendimizi aldatmayalım. Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir. Bırakın fayı, bırakın yeri, insanlar ölmesin istiyorsanız ülkenizi deprem dirençli yapınız ve depremi minimum zararla atlatınız. Bütün iş bir bakanlık kurup bunu en az 20 sene siyaset yapmadan ciddiyetle çalıştırmak gerekir. Türkiye'nin bunu yapmaya gücü vardır."

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında sosyal medyada paylaşılan video içeriğindeki ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatıldı

 

17.08.2026 11:48:00
Haber Merkezi
 
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan video içeriklerinde geçen ifadeleri nedeniyle Türker Ertürk hakkında resen soruşturma başlattı.

Soruşturmaya, Ertürk'ün videoda dile getirdiği "Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli... Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece..." şeklindeki açıklamaları neden oldu.

Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı

Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler için anma programı düzenlendi

17.08.2026 05:28:00 / Güncelleme: 17.08.2026 05:35:31
AA
 
Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı
Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı

Merkez üssü Gölcük olan depremin 27. yılı dolayısıyla Kavaklı sahilinde gerçekleştirilen programda, depremde yaşamını yitirenler anıldı.

Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, programda yaptığı konuşmada, 17 Ağustos'un yalnızca hayatını kaybedenleri anma değil, aynı acıların tekrar yaşanmaması için eksikliklerin değerlendirilmesi ve gerekli derslerin çıkarılması gereken bir gün olduğunu söyledi.

Türkiye'nin 1999'dan bu yana afet yönetiminde kurumsal yapılanma, müdahale ve afet sonrası iyileştirme çalışmalarında önemli mesafe aldığını belirten Aktaş, afet öncesi risklerin azaltılması konusunda ise yapılması gereken çalışmalar bulunduğunu ifade etti.

İl Risk Azaltma Planı kapsamında Kocaeli'de deprem başta olmak üzere deniz kazaları, büyük sanayi kazaları ve orman yangınları gibi risklerin belirlendiğini aktaran Aktaş, bunların azaltılması ve kentin afetlere dirençli hale getirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü dile getirdi.

Afetlere hazırlığın kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların birlikte hareket etmesini gerektirdiğini vurgulayan Aktaş, özellikle eski yapı stokunun yenilenmesinin önemine dikkati çekti.

Aktaş, 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan binaların yüzde 90'ından fazlasının 1999 depreminden önce inşa edildiğini belirterek, "Gerçekçi olmak gerekiyorsa bizim bu acı kayıplara son vermemiz, kayıplarla karşı karşıya kalmamamız için bu dönüşümü hızlı bir şekilde gerçekleştirmemiz lazım." diye konuştu.

"Bir saniyemizi bile boşa geçirmememiz gerekiyor"

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin Türkiye'deki afet yönetimi anlayışı açısından dönüm noktası olduğunu söyledi.

Depremin ardından bilimsel çalışmaların ve yasal düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirten Pehlivan, Zorunlu Deprem Sigortası'nın yaygınlaştırıldığını, bina deprem yönetmeliğinin güncellendiğini ve yapı denetiminin zorunlu hale getirildiğini anlattı.

Pehlivan, 2009'da AFAD'ın kurulmasıyla kriz odaklı anlayıştan afetleri öncesi, sırası ve sonrasıyla ele alan "Bütünleşik Afet Yönetimi" modeline geçildiğini ifade etti.

Türkiye Afet Risk Azaltma Planı ile 81 ilde hazırlanan İl Risk Azaltma Planları doğrultusunda çalışmaların sürdürüldüğünü dile getiren Pehlivan, Kocaeli'de de risklerin belirlenerek ilgili kurumlara sorumluluklar verildiğini vurguladı.

Afet gerçekleşmeden önce yapılacak çalışmaların önemine dikkati çeken Pehlivan, "Öncesinde atacağımız bir adım, öncesinde bertaraf edeceğimiz bir birimlik maliyet bizi afetler anında en az 7-8 birim yükten kurtarıyor. O yüzden 1 saniyemizi bile boşa geçirmememiz, 1 saniyemizi bile afetlere hazırlıklı olma konusunda değerlendirmemiz gerektiğini ifade ediyorum." diye konuştu.

Pehlivan, Zorunlu Deprem Sigortası oranının yüzde 58'e ulaştığını bildirdi.

Kocaeli'de yaklaşık 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ise depremden sonra kentteki yapı stokunun yaklaşık yarısının yenilendiğini, diğer yarısını ise 1999 öncesinde inşa edilen yapıların oluşturduğunu söyledi.

Kentteki yapı stokuna yönelik tarama çalışmalarının tamamlandığını belirten Büyükakın, yaklaşık 160 bin binanın depremden önce inşa edildiğini, zemin ve yapı özellikleri dikkate alındığında yaklaşık 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Dönüşümün yalnızca finansmanla çözülebilecek bir konu olmadığına dikkati çeken Büyükakın, Kocaeli'nin yıllık inşaat kapasitesinin yaklaşık 15 bin bağımsız birim olduğunu, mülk sahipleri ile kullanıcıların farklı beklentileri, hukuki süreçler, ekonomik kaygılar ve vatandaşların yaşadıkları bölgeyle kurdukları aidiyet bağlarının da dönüşüm sürecini zorlaştırdığını kaydetti.

Büyükakın ayrıca kentteki sivil toplum kuruluşlarını kentsel dönüşüm çalışmalarına destek vermeye çağırdı.

Programda, Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler için Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi.

Konuşmaların ardından, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, 6 Şubat 2023'te yaşanan ve "asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremlerde arama kurtarma faaliyetlerine katılan ekiplere teşekkür belgesi verdi.

Daha sonra, arama kurtarma kursunu başarıyla tamamlayan Gölcük Arama Kurtarma Derneği (GESOTİM) kursiyerlerine sertifikaları protokol üyelerince verildi.

Anma programına Kocaeli milletvekilleri Radiye Sezer Katırcıoğlu ve Veysal Tipioğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Mehmet Özgür Özömek, bazı siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri ile vatandaşlar katıldı.

 

Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama

Türkiye ve 7 ülke, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı

16.08.2026 22:01:00
AA
 
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye ve 7 ülke, İsrail'in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı. Hamas da bugün yaptığı açıkamada, İsrail'in Şarm El-Şeyh Anlaşması'na ve Trump'ın Gazze planına uymadığını ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını da reddettiğini belirterek, iatı Şeria, Gazze Şeridi, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmelerin ciddi tehdit oluşturduğunu bildirmişti.

Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,Halil el-Hayye başkanlığındaki heyet, Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Mısır Genel İstihbarat Bakanı Tümgeneral Hasan Reşad ile İstihbarat Teşkilatının merkezinde bir araya geldi. Görüşmede, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı.

Açıklamada, İsrail'in günlük ihlaller gerçekleştirdiği, Şarm El-Şeyh Anlaşması ile Trump'ın Gazze planını tanımadığı ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını reddettiği vurgulandı.

Görüşmede Hamas heyetinin Batı Şeria, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmeler hakkında da kapsamlı bilgi sunduğu aktarılan açıklamada, "İşgalin yaptığı, bölgede ve uluslararası düzeyde üzerinde durulması gereken tehlikeli ve yıkıcı bir politikadır." değerlendirmesine yer verildi.

Türkiye ve 7 ülke de İsrail'in  Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı.

'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı

"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 12 maddelik 'çerçeve yasa', PKK cephesinde yetersiz bulundu

16.08.2026 18:22:00
Haber Merkezi
 
'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı
'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı
"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 12 maddelik 'çerçeve yasa', PKK cephesinde yetersiz bulundu.

Terör örgütü elebaşı Murat Karayılan, yayımladığı Kürtçe video mesajda, Cumhuriyet tarihinde Kürt iradesinin tanınması adına bu yasanın yeni bir adım olduğunu belirtse de düzenlemenin yapısal eksiklikler taşıdığını ve sorunun özünü ıskaladığını iddia etti.

"Mesele Sadece Silah Bırakmaya İndirgenemez"



Yasanın çerçevesinin çok dar tutulduğunu ve yüzyıllık bir sorunu çözmekten uzak olduğunu savunan Karayılan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bu kanunun çok eksiği ve yanlışı vardır. İçinde Kürt kelimesi bile geçmiyor. Demokrasiden hiç bahsedilmemiş. Halkımızın hassasiyetleri ve hareketimizin görüşleri dikkate alınmamış. Meseleyi sadece gerillanın silah bırakmasına indirgemiştir. Oysa bu dar yaklaşım sorunu çözüme kavuşturamaz. Mücadeleyi silah zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşımaya hazırız ancak bunun için imkan yaratılmalıdır."

Ankara'ya "Öcalan'ın Fiziki Özgürlüğü" Şartı



Sürecin başlangıcında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Öcalan Meclis'e gelsin, DEM Parti grubunda konuşsun" çağrısını hatırlatan Karayılan, örgütün Fesih Kongresi kararlarını bu esas üzerine aldığını belirtti. Sürecin İmralı üzerinden yürütülmesi gerektiğini savunan terör örgütü elebaşı, "Sürecin mimarı zindandaysa bu iş yürümez. Öcalan'ın fiziki özgürlüğü bu sürecin olmazsa olmazıdır. O hapisteyken kimse silah bırakamaz, ancak kendisi devreye girerse bu durum gerçekleşebilir" diyerek Ankara'ya şart koştu.

Siyasi Partilere Eleştiri: "Halen Terör Diyorlar"

Karayılan, Meclis'teki yasal düzenlemeyi gerçekleştiren iktidar bloku (AKP ve MHP) ile sürece karşı çekimser veya yetersiz destek veren muhalefetin (CHP) mevcut yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:

Kalıcı barışın Türkiye halklarına ve Orta Doğu'daki Türkiye öncülüğüne büyük kazançlar sağlayacağını ifade eden Karayılan, devlet aklının halen güvenlikçi politikalardan sıyrılamadığını öne sürdü. "Biz demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz ancak karşı tarafın yaklaşımı böyle değil, halen bizi terörist ve suçlu sayıyorlar" diyerek iktidarın dilini eleştirdi.

Geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini belirten Karayılan, Meclis çatısı altında bir "Adalet ve Hakikati Açığa Çıkarma Komisyonu" kurulmasını talep etti.

Silahlı mücadele stratejisini sonlandırdıklarını iddia eden Karayılan, Ankara'daki tüm aktörlerin Kürt realitesini anayasal ve hukuki zeminde tanımadığı sürece "çerçeve yasa"nın tek taraflı bir dayatmadan öteye geçemeyeceğini savundu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.