27 Ocak 2009 Salı 00:00
106 Okunma
Avrupa Birliği'nde sosyal güvenlik sistemi iflas etti
AB, iflas etmiş sosyal güvenliğini kurtarmak için işgücü oranını 2010 yılında % 70'lere çekmeye çalışmaktadır. Bu gerçeği de, hem Eylül 2000 AB Sosyal Politika Gündemi raporunda, hem de Avrupa Komisyonu 2001 AB'nin İstihdam ve Sosyal Politikası raporunda detaylı olarak bulmak mümkündür. ~|~

 

AB yüksek işsizlikle boğuşmaktadır
Görünen şu ki, AB ülkeleri, bırakın işgücü oranını arttırmayı, yüksek işsizlikle boğuşmak zorundadır. Çalışmayan her insan, kendi Sosyal güvenliklerinde ve bütçelerinde yük iken ve bu krizden nasıl çıkacaklarını bilmiyorlarken; Türkiye'yi güya AB'ye kabul edip Türkiye'deki işsizliği, iflas etmiş olan Sosyal Güvenlik sistemlerinin üzerine yeni bir yük olarak koymaları hiç mümkün değildir. Bu bağlamda AB'nin Türkiye'yi almasının asla mümkün olmadığını daha önce de ifade ettik. Hatta tek başına Sosyal Güvenlik meselesi bile, AB'nin Türkiye'yi içine kabul etmesinin mümkün olmadığını ispat etmek için yeterlidir.

Kapitalist modeller istihdam konusunda sınıfta kaldı
Gerek ABD için, gerekse Kıta Avrupası için, eğer "yarı zamanlı istihdam"ı işsizlik rakamlarına eklersek; ortaya çıkan rakamlar, gerçekte kapitalist modellerin bütün ekonomi sahalarında olduğu gibi, istihdam yaratmada da tam anlamı ile sınıfta kaldığını göstermektedir. Nerede ise her üç çalışandan birinin yarı zamanlı çalıştığı bir ekonominin, kendi fertlerine güvenli bir gelecek sunduğunu ve iş imkanı sağladığıni söylemek pek gerçekçi olmasa gerektir.
Sosyal Devlet/Milli Devlet'in tarif ettiği "Sosyal Devlet", her şeyden önce finansmanını ne işverenden, ne de işçiden sağlamaktadır; kendi kaynakları ile bunu sağlamaktadır. Bu kaynakları açıklamadan önce finansmanın işçi ve işverenden karşılanmasının ekonomide yarattığı bazı önemli tahribatlara işaret etmemiz gerekmektedir. Şöyle ki: İşverenden alınan pirimler veya yüksek vergiler, üretim maliyetlerini yukarı çekeceği için maliyet enflasyonunu tetiklemektedir. İşçiden alınan pirim veya yüksek vergi ise, piyasalarda zaten azalmış olan talebi daha da daraltacak, dolayısı ile piyasaları durgunluğa sokacaktır.

 

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER


Prof. Dr. Ata SELÇUK / Fırat Üniversitesi:
İlim sahibinin hakkı "bilinmek"tir
Şu anda tüm dünyanın duyduğu, ilim adamlarının kabul ve taktir ettiği global güçlerin görmezlikten geldiği Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in MİLLİ EKONOMİ MODELİ  tüm dünyanın kurtuluş reçetesi olmuştur. Rusya bu modelin içinde beyan edilen gerçekleri kabul ederek, ev hanımlarını emekli yapmış, doğum ikramiyesi olarak 9000 dolar vererek nüfusunu gençleştirmenin çaresini bulmuştur. Birkaç ay evvel yüzbininci doğum gerçekleşmiştir. Maaşların 30?50 dolarlar seviyesinde olduğu bu ülke 2000 dolar askeri ücret uygulamaya başlamış halkını refaha kavuşturmuş ve ekonomisini düzeltmiş ve de ABD ye Ortadoğu ve Kafkaslardaki faaliyetleri nedeni ile rest çekmeye başlamıştır. Güney Amerika ülkelerinden Arjantin, Brezilya ve Venezuela da uyanmışlardır. En enteresan olay da ABD'de ortaya çıkmış, halka para dağıtımı gerçekleşmiştir. Bu konuda Prof. Dr. Haydar Baş'ın Uyarısını duyan ABD Başkanı Bush "çabuk harcayacakların cebine" para koymuş ve ekonomisinin yıkımını bir süre daha geciktirmiştir. Elbette medeniyet ve dürüstlük ilme saygıyı gerektirir; hakikatler ilimde ortaktır; ilim insanlık içindir; yalnız ilim sahibinin hakkı olan "bilinmek"tir. Ahlaksızlık, aldığının kaynağını kendine mal etmektir. Çalınan mallar da olduğu gibi çalınan ilim de fayda yerine zarar getirir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100