Bu haber kez okundu.

Başbakan halkı yanıltıyor
İktisatçı Mustafa Sönmez, Başbakan Erdoğan'ın IMF borçlarını azaltıp net dış borç ödeyicisi olduğu yönündeki sözlerini hatırlatarak, bunların "Kamuoyunu yanıltmacı" olduğunu söyledi ~|~








İktisatçı Mustafa Sönmez yaptığı açıklamada, Türkiye'nin kamu?özel dış borç yükünün azalmadığını, tersine tehlikeli bir biçimde arttığını belirterek, "Kamunun dış borç stoku azalmamış, büyümesi yavaşlamıştır. Bu da, tek başına marifet değildir" dedi. Sönmez, Başbakan Erdoğan'ın 2001 kriziyle birlikte, IMF'den alınan kredilerin geri ödendiğini söylediğine işaret ederek, "Türkiye toplumuna neler ödetmek bahasına bu borcun geri ödendiğinin de açıklamasını yapmalıdır" dedi.

Sönmez, Türkiye'nin, IMF'ye borcunu geri ödemeye başlamış bir ülke görünümüne karşın, Brezilya ve Arjantin'le birlikte IMF'den en çok kredi kullanmasına rağmen karşılık olarak da IMF'nin reçetelerinin en katı biçimde uygulandığı bir ülke olduğunu vurguladı.

Dış borç stoku 68.6 milyar dolar
Türkiye'nin dış borç stokunun bir bütün olduğuna işaret eden Sönmez, bu nedenle de resmi istatistiklerde önce toplam dış borç stoku verildiğini, sonra kamu?özel ayrımı yapıldığını kaydetti. Sönmez, "Bu yapıldığında dış borç stokunun AKP döneminde azalmadığı, 2002'de 130 milyar dolar iken 2006'nın 9 ayında 198 milyar dolara çıktığı görülür. Bu, dış borç stokunun yüzde 52 artması demektir" saptamasında bulundu.

Kamunun AKP döneminde dış borç stoku azalmadığını vurgulayan Sönmez, 64 milyar dolardan 68.6 milyar dolara çıktığını belirtti. Sönmez şöyle devam etti:
"Bu, azalma değil yavaşlamadır ve doğaldır, çünkü bu dönemde kamu dış borç almayışı gerektirecek icraatta olmamıştır. Bir kere büyümeye katkısı olmamıştır. Borcu borçla kapatmayı hedef almış, bütçede faiz dışı harcama hedeflerini gerçekleştirmek için sürekli kamuya kemer sıktırmış, borç ödemiştir.
Nedir kemer sıkmalar? Memurlara düşük maaş ödemiş, yeni kamu personeli almamıştır. Sosyal devleti askıya alıp sosyal harcama yapmamış, toplumu kötü kamu hizmetine maruz bırakmış, kamu varlıklarını yok bahasına özelleştirmiş ve bunlarla faiz ödemesi yapmış, dolayısıyla yeni borçlanma yerine sosyal devlet olmaktan vazgeçerek kamunun borçlanmasını yavaşlatmıştır."

"Erdoğan 'bana ne' diyemez"

Bu uygulamalara karşın kamu borç stokunun 5 milyar dolar arttığını belirten Sönmez, daha da önemlisinin özel sektörün dış borç yükü olduğunu kaydetti. Sönmez, "Başbakan Erdoğan, 'Bu borçtan bana ne' diyemez. Çünkü bir kriz anında bu borçlar özel sektörce ödenemezse, fatura kamunun önüne konulacaktır, nitekim 2001 yılında bu yapılmıştır" hatırlatmasında bulundu.

Kartopu gibi büyüyen borç
Sönmez, özel sektörün dış borçlarının kartopu gibi büyüdüğüne dikkat çekti. Türkiye ekonomisinin geçen yıl yaşananlarla birlikte kırılganlığını en çok artıranın bu kez, finans kesimi değil, reel kesim olduğunu ifade eden Sönmez, Türkiye'nin dış borcunda "özelleşme"nin, geçen yıl iyice belirginlik kazanarak yeni bir sıcak para krizinin yaşandığı mayıs?haziran döneminde bile azalmadığını anlattı.
Türkiye'nin dış borç stokunun 2001 yılından sonraki dönemde yüzde 74.5 büyüyerek geçen yıl eylül ayı sonunda 198.3 milyar dolara kadar yükseldiğini hatırlatan Sönmez, bu dönemde Merkez Bankası da dahil kamu sektörünün dış borcunun yüzde 19.5 arttığını, özel sektörün borcunda ise yüzde 164.5'lik büyüme yaşandığını vurguladı. Sönmez, 2001 yılı sonunda 43.1 milyar dolar olan özel sektörün toplam dış borç stokunun da geçen yıl eylül sonunda 114.1 milyar dolara çıktığını belirtti.
Özel sektör dış borcunun 76.9 milyar dolarlık kısmının şirketler kesimi, 37.1 milyar dolarının ise bankalara ait olduğunu kaydeden Sönmez, özel sektörün dış borçlanmasındaki artış yüzünden Türkiye'nin dış borçlarının GSMH'ye oranının yeniden kritik sınır olan yüzde 50'nin üzerine çıktığını belirtti. Bankacılık sektörünün şirketler kesimine yabancı para cinsinden açtığı kredilerin geçen yıl eylül ayı sonunda 36.9 milyar dolar düzeyine yükseldiğine dikkat çeken Sönmez, şirketlerin 2005 sonunda 28.8 milyar dolar olan döviz pozisyon açığının ise 2006 eylül sonunda 43.4 milyar dolara kadar yükseldiğine işaret etti.

Sönmez, "Bankaların dış borçlanmada daha ihtiyatlı giderken, şirketlerin dış borca sıkı sıkıya sarıldıkları gözlendi. Özellikle yüksek büyüme yaşanan son 3 yılda, özel sektörün hızla dışarıdan borçlandığı; Tüpraş, Erdemir gibi özelleştirmelerin de dış borçlanmayla gerçekleştiği dikkati çekiyordu. Dolayısıyla, büyümenin sıcak para girişinin yanı sıra, dışarıdan sağlanan kısa ve orta?uzun vadeli kredilerle gerçekleştirildiği söylenebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle şirketlerin önemli kur risklerine rağmen borçlanmalarında "ucuz kur, yüksek faiz" politikasının önemli bir rol oynadığını hatırlatan Sönmez, IMF destekli politikaların etkisiyle kura baskı yapılacağına güvenen şirketlerin, dışarıdan borçlanarak içerideki yüksek faiz yükünden de kurtulmuş göründüğünü ifade etti. Sönmez, bu doğrultuda şirketlerin 2002 sonrası dışarıdan yaptıkları borçlanmalar sayesinde faiz giderlerinin azaltıldığının görüldüğünü belirtti.

En büyük 500 sanayi şirketinin, net katma değerinin kar?faiz?ücret arasındaki dağılımına bakıldığında da, ucuz dövizle borçlanmanın şirketlerin faiz giderini azalttığının görüldüğünü anlatan Sönmez, "Faizlerin zirvede olduğu kriz yılı 2001'de net katma değerlerinin yüzde 48.2'sini faize ayırmak zorunda kalan şirketlerin, dışarıdan borçlanmalar sayesinde bu payı 2005'te yüzde 8'e kadar azaltıp, bu sayede faiz giderlerini düşürüp karlarını artırabildikleri görülüyor" dedi.

Ucuz kur lobiciliği
Sönmez, özel banka ve şirketlerin dış borçlanmada paylarının kısa sürede yüzde 57'yi geçmesinin, bu kesimin "ucuz kur" lobiciliği yapmasını da beraberinde getirdiğini vurguladı. Sönmez şöyle devam etti:"İşte önemli olan durum da budur. Marifet IMF'ye aldıklarını ödemek değildir. Ülke dış borç stoku azaltılamamış, hatta yüzde 52 oranında büyültülmüş ve çok önemli bir kırılganlığa katlanılmıştır. Şimdi bu borç yükünün baskısı altındadır Hükümet. Bu kırılganlığın altında düşük kur politikasından vazgeçilememekte, sıcak paraya fahiş faizler ödenmeye devam edilmekte, ucuz döviz ülke ekonomisini içten çökertmekte, hızla uydulaştırmakta, küçük ve orta işletmeler çökmekte, tarım iyice çözülmekte, kentlerde 5 milyon işsize her gün yeni işsizler eklenmektedir. Esas bu durumun hesabı verilmelidir."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100