26 Şubat 2009 Perşembe 00:00
149 Okunma
Batı, insanı yanlış sistemlerin sınırları içerisine hapsetmiştir
Eflatun, meşhur Devlet adlı eserinde bir sistem anlatmakta ve bu sistemin içinde insanın rolünü ortaya koymaktadır. ~|~

 

Ona göre, insan, devletin çıkarları, yani sistemin kendisi izin verdiği ölçüde adil, yardımsever, dürüst vs. olabilir. İnsan işini yapmalıdır. Her sınıf kendi rolünü devam ettirmelidir. Eflatun, "Bir devlet için yıkıcı olan, (toplumu oluşturan) 3 sınıfın birbirinin işine karışması, görevlerini değiştirmesidir. Bu en büyük suçtur" demektedir.

Batı, insanları acımasızca katletmiştir
Bizans imparatoriçesi Thedora ise, m. 532 yılında bir Hipodrom yarışı sonrasında galeyana gelen halkı bastırmak, tahtını kurtarmak için, 30 bin kişiyi hipodromda kılıçtan geçirtir. Bu, Batı tarihinde yetiştirilmiş bir hükümdar örneğidir. Haçlı seferlerinin başlatılmasındaki isim Papa 2. Urbain'in Lueques piskoposuna yazdığı mektupta şu cümleler yer almaktaydı: "Dürüst bir samimiyet coşkunluğu ile, birkaç aforozluyu öldürenleri cinayet işlemiş olarak telakki edecek değiliz".

Batı, ihtirasları uğruna her yolu denemiştir
Batının gelebildiği insan tanımı, tarihten bugüne yalnızca kendini düşünen, bencil, ihtiraslarının tatmini için her yolu deneyecek karakterde bir insan modeli oluşturmuştur. Batılı, insanın, ruhen bütün dünyayı kahramanca(!) karşısına alan, tek başına yaşayan bir fert olduğunu düşünür (Will Durant, Medeniyetin Temelleri).

Batı, vatandaşlarının haklarını gaspetmektedir
Bütün bu örneklerden de anlaşılacağı üzere kapitalist düşünce sisteminde devletler yönetim yetkisini elinde bulunduran ve onun çevresinde konumlanmış güç odaklarının çıkarlarına hizmet etmektedir.
Böyle bir devlet anlayışı kendi vatandaşlarının haklarını gasp etmekte ,mutlu bir azınlığın çıkarları için çalışmaktadır. Böyle bir devlet anlayışına karşı iki çeşit tepkinin ortaya çıktığını görüyoruz. Bunlardan birincisi, insanların özgürlüklerini kısıtlayan devlet anlayışının yerine can, mal ve özgürlükleri koruyan devlet tezini savunan Jhon Locke ve onun temellerini attığı liberalizm anlayışıdır.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden



SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Dr. Eric SHAYDULLİN / Harward Üniversitesi
Kötümserliğe gerek yok, Krizden kurtulmanın bir yolu var
Dünyadaki tablo ve ekonomistlerin yorumlarına baktığımızda dünyanın gelecek ekonomisine dair hemen hemen herkes kötümser ve iç karartıcı konuşuyor. Ama ne hazindir ki, kimse ne yapılması gerektiğini bilmiyor. Bu sorunların nasıl çözüleceğine dair de fikirleri bulunmuyor. Ben diyorum ki kötümserlik için bir sebep yok. Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş'ın fikirlerine bakın ve gözünüzü oraya çevirin. Bence bu krizden kurtulmanın yolu orada.
Sayın Baş'ın para tanımı yüzyılın buluşu
Sayın Baş'ın Ekonomi alanındaki fikirlerinden benim en ilginç bulduğum yer, paranın yeni bir tarife, yeni bir tamına kavuşturuluyor olması. Sayın Baş'ın tezinde, yeni bir tarif getirilen paraya, üretimin karşılığı olarak vazife veriliyor. Bence bu yüzyılın buluşu, hatta paranın icadından beri en ilginç buluşlardan ve tesbitlerden bir tanesidir. Paraya getirilen bu yeni tarif, bence çok önemli bir keşiftir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100