Bu haber kez okundu.

Batı’da işler kötüye gidiyor
RECEP BAHAR/İSTANBUL
Hong Kong’da yaşayan İsviçreli uluslararası yatırımcı ve çok sayıda kitabın yazarı ekonomist Marc Faber, gelişmiş ülkelerde yeni neslin ebeveynlerinden daha az para kazanacağına işaret ederek, “Oysa gelişmekte olan ülkelerde daha fazla para kazanacak” dedi. İstanbul’da düzenlenen Sermaye Piyasaları Kongresi kapsamında önceki akşam düzenlenen etkinlikte konuşan ve katılımcıların sorularını cevaplayan Faber, “Bugün küresel nüfusun yüzde 80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor” şeklinde konuştu.

Ekonomistler çıkmazda
Ekonomistlerin gelişmiş ülkelerde büyümenin durmasının önüne geçmek için çözüm bulamadığına işaret eden Faber, şunları söyledi: “Batı dünyasından geldiğim için kendimi depresyonda hissediyorum. Şimdi Asya büyük markalar çıkarıyor oysa bugüne kadar büyük markalar Batı’dan gelirdi. Gelişmekte olan ülkelerin dünya petrol tüketiminden aldığı pay son 20 yılda yüzde 34’ten yüzde 51’e çıktı. Batı ülkelerinin dünya ihracatından aldığı pay yüzde 30’a indi, gelişmekte olan ülkelerin payı yüzde 70’e tırmandı. Bu veriler gösteriyor ki, Batı ülkelerinin önemi gittikçe azalıyor. Çin, Batı’nın tamamından fazla alüminyum tüketiyor. 1970’lerde ‘ABD hapşırdığında, Çin hasta olur’ denirdi. Şimdi, ‘Çin hapşırdığında, dünya hasta oluyor.’ Çin, ABD ile karşılaştırıldığında daha fazla ülkenin en büyük dış ticaret ortağı...  ABD’nin 1990’nın ortalarında borcu 2.5 trilyon dolardı. Borç, 2000’de 5 trilyon dolara, şimdi ise 18 trilyon dolara çıktı. Halkın refahı da geriliyor. New York, Los Angeles gibi şehirlerde halkın gelirinin yüzde 50’si kiraya gidiyor. Mortgage krizinden sonra kirada oturanların oranı yüzde 8 arttı.”
ABD’nin davranışının savaş çıkarmak üzerine olduğunu ifade eden Faber, “Eski Başkan Bush, eski Arjantin Devlet Başkanı Kirchner’e şunu demişti: Ekonomiyi harekete geçirmek istiyorsan, savaş çıkar.” Suriye’ye 5 yıl önce gitmiştim, ülke istikrarlıydı. ABD, Ortadoğu’ya müdahale etmeseydi, her şey daha iyi olurdu. Öte yandan Çinliler başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmek istemiyor. İlaveten Çin’in Irak’ın güneyinde ciddi yatırımları var. Burada IŞİD tehlikesinden korkuyorlar. Bir de savaş döngüsü denen şey var. Süper güç, yükselen gücü dengelemeye çalışır. Bu durum kimi zaman savaşa yol açar. Eğer yükselen güç savaşı kazanırsa, onun para birimi rezerv para olur. Dolardan önce rezerv para İngiliz Sterlini idi, ondan önce Hollanda, ondan önce de Portekiz parası. 200 yılda bir bu döngü değişiyor. Doların bir müddet daha ömrü var. Çin para birimi Yuan, bugün Doğu Asya’da her yerde kullanımda. Çin, ABD’den daha fazla ülke ile ticaret yapıyor ve bu ticaretin çoğunu kendi para birimi üzerinden gerçekleştiriyor” şeklinde konuştu. 
Çin ekonomisi ile ilgili tespitlerde bulunan Faber, “Çin’de bankaların şüpheli alacakları yüzde 5’ten yüzde 20’ye çıktı. Dahası otomobil satışları son 10 yılda ilk kez bu sene azaldı. Ancak uzun vadede Çin’de işler iyiye gidecek. Çin tek bir ülke gibi düşünülmemeli. Bir eyalette işler iyiye giderken, bir başka eyalette ters gidebilir. Şimdi 100 milyon Çinli dünyayı ziyaret ediyor. Ben İstanbul’daki yöneticilerin yerinde olsam, bu görkemli şehre 10 milyon Çinli getirmek için çalışırım. Çin lokantaları, Çin otelleri açarım” dedi.

Batı’nın Rusya düşmanlığı büyük hata
Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımların bir anlam ifade etmediğine dikkatleri çeken Marc Faber, “Ruslar geçmişte kaçakçılıkla ün salmış bir millettir. Dahası Çin ile devasa bir sınırı var. İstediği malı alıp, istediğini satar. Batı ülkeleri dünyayı anlamıyor, hâlâ daha 19. yüzyıldan kalma sömürgeci yaklaşımlarını sürdürüyor. Batı dünyasının Rusya düşmanlığı büyük hata… Rusya da bunun üzerine Çin’e yakınlaştı. Şimdi Rusya ve Çin, ortak çıkarlarda da buluşuyor. Türkiye, bir gün Şanghay İşbirliği Örgütü’ne gireceğim yoksa NATO’da mı kalacağım diye düşünmek zorunda kalacak” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en büyük riski borcu
Türkiye’nin sürekli borç aldığına işaret eden Marc Faber, “Türkiye’de tahvillere ve menkul kıymetlere yatırım yaptım. Kaldıracı düşük hisselere yatırım yaparım. Fazla borçlanmayan aile şirketleri tercihimdir. Problemsiz olacak yatırım yaptığım kurumlar. Şimdi Türkiye’nin riski yüksek... İyi de yönetilmiyor. 
Cari açığı, dış ticaret açığını düzeltmelisiniz, paranızı istikrara kavuşturmalısınız” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100