Bu haber kez okundu.

BOP'un hedefi İslam ülkelerini paramparça etmektir
BOP, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslar'da yer alan 22 Müslüman ülkelesinin rejimlerini, sınırlarını ve kimyasını değiştirmek, kaynaklarını sömürmek; bütün bunları gerçekleştirebilmek için de bu ülkeleri misyonerlik faaliyetleri ile kendi inançlarından kopararak işgale karşı tepkisiz?ılımlı hale getirmektir. ~|~

 

Misyonerlik ile maksat da, içi boşaltılmış, dejenere edilmiş bir İslam anlayışını bu ülkelerde hâkim kılabilmektir. İşgale karşı çıkmayan, bilakis sözkonusu küreselci işgali destekleyen ve İslam ile hiç alakası olmayan bu yeni inancın adı "ılımlı İslam'"dır.

Hedeflerden biri de Türkiye'dir
BOP'un hedefindeki en önemli ülkelerden biri olan Türkiye'de açılan binlerce kilise evleri, din değiştiren yüz binlerce vatandaşımız, misyonerliğin kanunen suç olmaktan çıkarılması, sokaklarda alenen İncil dağıtılması ve misyonerlik faaliyetlerinin hızla artması bu projenin ülkemizde uygulamaya konduğunun işaretleridir.

Dinlerarası diyalog Vatikan projesidir
Misyonerliğin en tehlikeli şekli şüphesiz dinler arası diyalog adı altında yapılandır. Dinlerarası Diyalog, Vatikan menşeli bir misyonerlik projesidir. Bu yöntemle ülkemizde vatandaşların inançlarının içi boşaltılıp gönüllü işgal destekçisi haline getirilirken, bunun farkına bile varmamaktadırlar.

Bedeli Müslümanlar ödemektedir
BOP çerçevesinde başlatılan Irak işgali öncesinde ABD Başkanı, saldırıyı "Yıllarca sürecek bir Haçlı seferi" olarak nitelendirmiştir. Neticede Irak'ta insanlar can, mal, namus, din ve vatan emniyeti gibi her türlü emniyetlerini kaybetmişler ve bölgede büyük bir belirsizlik ve kaos ortamı doğmuştur. BOP ekseninde dış politikasına yön veren ABD, kitle imha silahı bulunduğu gerekçesiyle Irak'a girmiş; ancak, ABD'nin üst düzey yetkililerinin itiraf ettiği gibi, adı geçen silahlara rastlanılmamıştır. 1996'da Washington'da devlet sekreter yardımcısı R. Pelletreau "Petrolü de kapsayan uluslararası ticaret ve büyümeyi istiyoruz. Bununla birlikte Saddam Hüseyin'in Irak'ı, komşularına karşı güç kullanmaktadır. Ve geniş Ortadoğu'da kitle imha silahlarıyla tehdit oluşturmaktadır" diyordu. Ancak ABD işgalinin ardından bugün, Irak'ta kitle imha silahı olmadığı anlaşılmıştır.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Sabden Orazalı / Kazakistan Bilim Adamları Kurul Başkanı
Bu tezle müreffeh bir ülke oluşturmak mümkün
Globalleşme sonucu kazanan kim? Hakikatte kazanan gelişmiş ülkeler ve onların fertleridir ve aslan payını Amerika kazanmaktadır. G7 ülkeleri uluslararası kuruluşların siyasetini belirlemektedirler. Globalleşme sürecinde Türk devletleri, geri kalmış diğer ülkeler, bu sürece nasıl karşı koyabilirler? Büyüyen ve gittikçe hazımsızlaşan bu süreçle kendi iktisatlarımız ne derecede rekabet edebilirler? İşte bu noktada elimizde bir tez var. Milli ekonomi modeli tezi ve bu tezin sosyal devlet anlayışı: Ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının, kendi içlerinde dengeli ticareti geliştirebilmelerinin, iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmelerinin yollarına yapılan saptamaları burada görüyoruz. Burada, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının ayakta tutabilmelerinin, globalleşmenin kötü etkilerinden kurtulabilmelerinin yolları anlatılmaktadır. Bu sayede öncelikle devletin kendisi ayağa kalkacak ve sonrasında bu durum sosyal devlet anlayışıyla vatandaşa yansıyacaktır. Dengeli, müreffeh ve gelişmiş, dünya ile rekabet edebilen bir ülke oluşturmak mümkün olabilecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100