Bu haber kez okundu.

Bu kafayla kalkınma olmaz

YENİ MESAJ/İSTANBUL

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi, Nisan ayı toplantısını “Finansal İstikrar, Sanayinin Finansmanı ve Sürdürülebilir Ekonomi Bağlamında Bankacılık ve Reel Sektör İlişkileri” ana gündemi ile gerçekleştirdi. Meclis toplantısının bu ayki konuğu, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın oldu. Toplantıda konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ekonomisinin büyümesinde reel sektör için finansman kaynaklarına düşük maliyetle ulaşmanın önem taşıdığı konularına ağırlık verdi.

Şirketler geçen yıl bankalara 51.3 milyar TL faiz ödedi

Türkiye’de ekonominin lokomotifi olan reel sektörün en önemli sorununun, uzun vadeli kredi maliyetlerinin yüksekliği ve finansmana erişim güçlüğü olduğunu belirten Bahçıvan, 2013 yılında şirketlerin bankalara 51.3 milyar TL faiz ödediğinin altını çizdi. Bahçıvan, “Bir başka ifadeyle, şirketler faaliyet kârlarının yüzde 50’sini bankalara faiz olarak ödemektedirler. Muhtemelen bu oran artan faiz oranları ve kur farkları nedeniyle yüzde 60-65’e kadar çıkacaktır. Bankacılık sistemi halen daha ‘teminat ve ipotek bankacılığı’ anlayışında kalmış durumda. Bilanço, gelir ve sürdürülebilir iş modeli bazında bir anlayışa geçebilmiş değil. Burada bir anlayış değişikliğinin zamanı çoktan geldi ve geçiyor bile. Artık bizim fikirlerimizin, hayallerimizin ve girişimcilik ruhumuzun da teminat olarak kabul edilmesini arzu ediyoruz” diye konuştu.

Sanayi mutlaka desteklenmeli

Almanya’dan Japonya’ya, ABD’den Kore’ye sanayileşerek büyüyen tüm gelişmiş ülkelerde mutlaka kamunun geliştirici, kapsayıcı ve destekleyici bakış açısını olduğunu söyleyen Bahçıvan, Türkiye’de ise bankacılık ve finans kesiminin en zayıf halkasının bankacılık-sanayi ilişkisi olduğunu vurguladı. Bahçıvan, şunları söyledi: “Bugün bir kalkınma bankacılığı modeli olmadan sadece özel sektör bankalarıyla bu işin götürülebileceğini düşünmeye devam edersek, ‘Batı nasıl başarıyor da biz başaramıyoruz?’ sorusuna, bir yüzyıl daha cevap veremeyiz. Türkiye’nin mutlak surette sanayiyi destekleyen kalkınma bankacılığı modelini oluşturması gerekmektedir. Eğer bu model oluşturulur ve işlevsel kılınırsa, o zaman onun etrafında özel sektör bankaları da bir kümelenmeye gideceklerdir.”

Kalkınma Bankası kredi hacmi sadece 2.5 milyar TL

Kalkınma bankacılığının sanayi için önemini, gelişmiş ülkelerin kalkınma bankalarının milli gelirden aldığı pay ile açıklayan Bahçıvan, şunları kaydetti: “Almanya Kalkınma Bankası’nın sermayesinin, Almanya milli gelirine oranı yüzde 0.78 iken, Türkiye’de bu oran sadece onbinde 1’dir. Aynı şekilde kalkınma bankalarının toplam aktiflerinin, bazı ülkelerde milli gelire oranı yüzde 15 ve 19’lar düzeyinde. Bu oranın dünya ortalaması ise yüzde 7. Eğer Türkiye bu ortalamayı tutturabilseydi, yaklaşık 100 milyar TL aktif gücüne sahip bir kalkınma bankamız, böyle bir kalkınma bankamızın da piyasa yaklaşık 80 milyar TL kredi verme hacmi olacaktı. Şu anda Türkiye Kalkınma Bankası’nın kredi hacmi sadece 2.5 milyar TL. Türkiye Kalkınma Bankası, kuruluş amacındaki asli görevine bir an önce kavuşturulmalıdır.” Bahçıvan ayrıca bankacılık sisteminde gelecek dönemde Basel II ve Basel III kriterlerinin devreye girecek olmasının, kredi bulmakta zorlanan KOBİ’lerin de hayatını zorlaştıracağını belirtti.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100