19 Ocak 2015 Pazartesi 00:05
1385 Okunma
Çiftçinin sırtına binen binene
YENİ MESAJ/ANKARA
Türkiye’de çiftçiler dört bir koldan kuşatılmış durumda... Bir taraftan yüksek akaryakıt, gübre, ilaç ve tohum maliyetleri ile baş etmeye çalışması, öte yandan ürettiği ürünlerini düşük fiyatla satmak zorunda kalması çiftçilerin belini büküyor. Çiftçiler, bir başka büyük mücadeleyi ise ürünlerini düşük fiyata kapatmaya çalışan aracılara karşı veriyor. Öte yandan bazı fabrikalar da çiftçilerle sözleşme yaparak, ürünlerini alıyor. Ancak doğal afet yaşandığında çiftçi yüzüstü bırakılıyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu bağlamda yaptığı açıklamada, çiftçinin ürününü kolayca pazarlamasını, sanayicinin yeterince hammadde bulmasını ve tüketicinin de güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlayan sözleşmeli üretim modelinin bazı riskleri de beraberinde taşıdığını bildirerek, “Tarımda doğal afetlerden dolayı bir risk her zaman vardır. Böyle bir afet sonrası üretim düşüşü, standart ve kalite yetersizliği nedeniyle, çiftçimiz sözleşmeden dolayı mağdur olmamalıdır” dedi. Bayraktar, tarımda doğal afetlerin üretim miktarlarında büyük düşüşlere sebep olabildiğini, çiftçinin bütün gayretine rağmen taahhüdünü yerine getiremediği durumların meydana gelebildiğini, üretim düşüşleri nedeniyle birim maliyetler artmasına rağmen sözleşmeli tarımda alım fiyatlarının değişmemesi, üründe standart ve kalitenin düşmesi nedeniyle üreticinin sıkıntılar yaşayabildiğini belirtti.

Sözleşmeler çiftçi aleyhine olmamalı

Üretici ile alıcının karşılıklı menfaatleri doğrultusunda yapılan sözleşmeli üretimin çiftçi aleyhine olmaması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Üretici de alıcı da sözleşme koşullarını tarımsal üretimin doğasına ve ticaretine uygun tespit etmelidir. Sözleşmenin tek taraflı olarak alıcılarca dikte edilmesi kabul edilemez. Alıcılar da üretici kadar doğal afetlerden kaynaklanan ve kaçınılmaz şekilde ortaya çıkan zarar riskini paylaşmalıdır. Çünkü iki tarafta aynı gemidedir. Birbirlerini kollamak, korumak zorundadırlar. Çünkü sözleşme, üreticiye ürününü satmada garanti sağlaması, alıcıya da zamanında ve istediği miktarda mal temininde önemli kazanç sağlamaktadır. Sözleşmelerde fiyat yanında fiyatlandırma yöntemi de olmalıdır. Üretim düştüğünde, piyasa fiyatının altında kalan sözleşme fiyatı, maliyeti artan üreticiyi zorlamaktadır. Üretim düştüğünde, birim maliyetler artarken, piyasa fiyatından düşük kalan sözleşme fiyatı, maliyet açısından üreticiyi zorlamaktadır. İki fiyat arasında üretici aleyhine doğan bu farkın, bir kısmı da alıcı tarafından karşılanmalı ve bu oran olarak sözleşmeye yazılmalıdır.” Sözleşmeli tarımın önemli avantajları yanında çiftçi açısından dezavantajlara da sahip olduğunu bildiren Bayraktar, “Sözleşmeler alıcının hakkını koruyacak biçimde yapılıyor. Sermaye açısından yetersiz, doğa koşullarına bağlı küçük çiftçimiz, alıcının dikte ettiği sözleşmeye imza atıyor. Bu nedenle çiftçimizin tek olarak değil de, örgütünün sermaye sahibi alıcıların karşısına çıkması gerekiyor. Bunun için de sözleşmeli üretim yapan örgüte bağlı çiftçiye destekleme verilmesi gerekiyor” dedi. 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100