Bu haber kez okundu.

Çifte kaza Malezya Havayolları’nı tüketiyor
RECEP BAHAR / HABER-ANALİZ

Kuala Lumpur-Pekin seferini yapan uçağının bu sene 8 Mart’ta kaybolmasının etkisinden henüz kurtulamamışken Amsterdam-Kuala Lumpur seferini yapan uçağının Ukrayna’da düşmesi Malezya Havayollarını ekonomik olarak sarstı. Havayolu şirketlerinin benzer krizleri atlatmaları normalde en az altı ay sürerken Malezya Havayollarının dört ayda iki ciddi kriz yaşaması şirketi ekonomik açıdan zor durumda bıraktı, imajına da zarar verdi.

Çin pazarı darbe aldı

Uçağı Güney Çin Denizi’nde mart ayında kaybolan şirketin Çin’e yapılan rezervasyonlarının yüzde 60 düştüğünü belirten uçuş analistleri, Avrupa rotaları için de benzer oranlarda düşüş beklendiğini kaydetti. Amsterdam uçağının düşmesinin Malezya Havayollarıyla uçma korkusunu artırdığını ifade eden analistler, şirketin imajı zedelendiği için Amsterdam çıkışlı uçuşlarında da kısa süreli düşüş görülebileceğini söyledi. 2010 ve 2011 yılalrında Asya’nın en iyi havayolu şirketi seçilen Malezya Havayolları, İstanbul uçuşlarını planlandığı gibi sürdürüyor. Malezya Havayolları 2 elim kazaya rağmen bilet fiyatlarında indirime gitmedi. Şirket Asya kıtasında genelde zayıf olan uçak içi ikramdaki kalitesiyle ve hosteslerinin güler yüzlülüğüyle öne çıkıyor. Nitekim Malezya Havayolları 2001, 2002, 2003, 2004, 2007, 2009 ve 2012 yıllarında Skytrax’ın verdiği Dünyanın En İyi Kabin Ekibi ödülü ile 2012 yılında En İyi Havayolu Yemeği ödülünü almıştı. Malezya Havayolları ayrıca 2005, 2006, 2007, 2009 ve 2012 yıllarında 5 Yıldızlı Havayolu seçilmişti. Üst üste 4 kez Skytrax tarafından Avrupa’nın En İyi Havayolu seçilen THY, bu ünvana bugüne kadar erişemedi. 

Faaliyeti askıya alınabilir

Gözlemcilere göre, ekonomik açıdan zaten zararda olan Malezya Havayollarının dört ayda iki kriz yaşaması şirketin faaliyetlerini askıya almasına ve özelleştirilmesine neden olabilir. Uzmanlar, krizin havayolu şirketini yeniden yapılandırmaya sevk ederek faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya itebileceğini düşünüyor. Krizin sadece marka meselesi değil, uluslararası bir kimlik sorunu da olduğunu ifade eden uzmanlar, toparlanma sürecinin özelleştirme ve azami üç ay faaliyet durdurmayı gerektirebileceğini söyledi. 

Malezyalılara göre komplo var 

Malezyalılar her iki olayın arkasında da gizli bir takım örgütlerin olduğuna inanıyor. Nitekim Malezya’nın efsanevi başbakanlarından Mahathir Muhammed, kaybolan Malezya uçağı ile ilgili 18 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, CIA ve Boeing’in bazı bilgileri saklamış olabileceğine işaret ederek, olayda uçağın üreticisi Boeing şirketiyle ‘bazı belli istihbarat teşkilatlarının’ parmağı olabileceği ihtimali üzerinde durulmasını istemişti. Bunun alışılmadık bir kaza olduğunu ve “uçağın bir yerlerde, belki de Malezya Havayollarının amblemini taşımadan mevcudiyetini sürdürüyor olabileceğine” işaret eden Mahathir, uçağın yerini geride bıraktığı kalıntılara veya yakıt izlerine bakarak belirlemeye çalışmanın para kaybı olduğunu savunmuş, medyada “her nedense” uçağın üreticisi Boeing şirketi veya Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) bağlantısına değinilmemesini şaşırtıcı bulduğunu dile getirmişti. 

“Uçaklar güvenli bir şekilde iniş yaparlar veya düşerler ancak kaybolmazlar. Hele de neredeyse süresiz olarak çalışabilen, yüksek depolama kapasitesine sahip güçlü iletişim sistemlerinin olduğu bu günlerde” yazan Mahathir, uçağın izleme sistemlerinin kasten devre dışı bırakılmış olduğuna inandığını belirtmişti. Boeing şirketince üretilen MH370 sefer sayılı uçağın tüm iletişim ve GPS ekipmanının bu şirket tarafından uçağa yerleştirildiğini belirten Mahathir, “Eğer iletişim ve GPS ekipmanları bozulmuş veya kapatılmışsa Boeing’in bunun nasıl yapılabileceğini bilmesi gerekir ve tabii ki uçağın güvenliği ve çalışması açısından hayati öneme sahip olması nedeniyle bunların kolayca devre dışı bırakılamamasını temin edecektir” diye yazmıştı. Yazısında Flightglobal adlı bir internet sitesinde John Croft tarafından 2006’da kaleme alınmış bir yazıdan alıntılara yer veren Mahathir, teröristlerin uçuş güvertesinin kontrolünü ele geçirmeye çalışması durumunda uçaktaki ‘kesintisiz otopilot’ olarak adlandırılan sistemin, uçağın pilotları veya telsiz ve uydu linkleri aracılıyla CIA gibi devlet kuruluşları tarafından devreye sokulabileceğine işaret etmiş ve “Pilotların çalkantılı denizde yumuşak iniş yaptıklarını ve sessizce gömüldüklerini hayal edemiyorum. Boeing bu ‘terörle mücadele otomatik inişi’ olarak adlandırılan sistemi izah etmelidir” demişti.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100