05 Ağustos 2009 Çarşamba 00:00
94 Okunma
Deniz seviyesi yükselmektedir
Güneşten gelen kısa dalga boylu radyasyon, toprak tarafından uzun boylu radyasyon dalgası olarak yansıtılır. Atmosferde bulunan sera gazları bu radyasyonu tutarak dünyanın ısınmasını sağlarlar. ~|~

 

Bu gazlar su buharı, karbondioksit, metan, ozon, kloroflorokarbonlardır. Eğer atmosferde bu gazlar olmasa idi dünyanın bugünkü sıcaklığı 30 derece daha soğuk olurdu. Bunun anlamı, dünyada yaşam şartlarının neredeyse imkansız hale gelmesidir. Ancak bu gazların atmosferde aşırı oranda bulunması da, atmosferin ısınmasına ve bir dizi çevresel felaketin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Atmosferin ısınması buzulların erimesine neden olmaktadır. 1860'dan beri deniz seviyesi 10 - 25 cm arasında yükselmiştir. Şu anda ise bu yükselme geçmişe göre çok daha yüksek bir ivme ile devam etmektedir. Bu, denize kıyısı olan birçok ülkenin sular altında kalması demektir.

Hastalıklar artacaktır
Sıcakların artması, bir taraftan göllerin ve temiz su kaynaklarının azalmasına neden olmaktadır. Örneğin eskiden dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral gölü, şu anda kurumaya devam ettiği için iki ufak göl haline gelmiştir. Sadece 2002 yılında bu gölün suları 4 metre çekilmiştir. Böyle giderse 2015 yılında haritadan silinecektir. Sıcaklığın artması, iklim üzerinde de çok ciddi değişikliklere neden olacaktır. Dünyanın ciddi bir kısmında kuraklık baş gösterirken; ABD ve AB bölgesinde "gulf stream" akıntısının, buzulların erimesi ile oluşan soğuk sularla karşılaşması sonucunda buzul çağı şartları baş gösterecektir.
Sıcaklığın artması mikro organizmaların hastalık taşımasını daha da arttıracaktır.
Sera gazlarındaki artıştan dolayı meydana gelecek zararlar, sadece bunlarla da sınırlı değildir; birçok felaketlere sebep olması kaçınılmazdır. Son iki yüzyıl içerisinde atmosferde karbondioksit, metan, azot monoksit ve kloroflorokarbon gazlarında ciddi artış yaşanmaktadır. Bunu önlemek için 1998 yılında nihai olarak Kyoto protokolü imzaya açılmıştır. Bu protokol ile 2012 yılına kadar sera gazı etkisi yapan başta karbondioksit olmak üzere gazların atmosfere salınımları yüzde 5.2 azaltılarak 1990 yılı seviyesine çekilecekti. Ancak kağıt üzerinde varılan bu antlaşma, diğer birçokları gibi hayata geçirilememektedir.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden



SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Patric Boulogne / Paris Üniversitesi
Milli Devlet - Sosyal Devlet tezi dikkatle incelenmelidir
Eski Sosyalist Dışişleri Bakanı Hubert Verdine'in, Eylül 2007'de Cumhurbaşkanı'na sunduğu raporda küreselleşme karşısında Fransa'nın iki özel durumunu öne çıkarmaktaydı: Bunlardan birincisi serbest pazar ekonomisine yönelik zayıf halk desteği, öteki ise serbest pazar ekonomisine duyulan güvensizlikti.
İşte tam bu noktada yani Fransa da ve diğer Avrupa ülkelerinde bir taraftan ahlaki değerler , bir taraftan ekonomik pazarlar kaybedilirken Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet teziyle hem ortak değerleri koruyor, hem de Pazar kavgalarındaki haksız rekabeti önlüyor.
Prof. Dr. Haydar Başın tezine göre, bugün Avrupa Birliği kendi içinde oturmamışken, AB yöneticileri problemleri çözmekte yetersiz kalırlarken  ve dahası nasıl bir Avrupa sorusuna tam ve nihai cevap verilmemişken Sayın Baş'ın Milli Devlet ve Milli Ekonomi Modeliyle her toplumun ve her devletin problemlerini başka devletlerin ve halkların problemleriyle çoğaltmadan kendi içinde çözüyor.Dünya yeni oluşumlara giderken Baş'ın Milli Devlet / Sosyal Devlet tezi çok anlamı ifade etmektedir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100