06 Şubat 2009 Cuma 00:00
141 Okunma
Devletin görevi her sahada milletin önünü açmaktır
Devlet üreticisini, tüketicisini, esnafını, memurunu, köylüsünü, gencini?yaşlısını koruyan ve gözeten; iktisadi anlamda önünü açan; eğitim, sağlık vs. hizmetlerden en üst seviyede faydalanmasını temin eden bir misyon üstlenmelidir. ~|~

 

Milli Devlet anlayışını ele almadan önce bugünün devlet anlayışını ve noksanlıkları ortaya koyarak işe başlayalım.
Mevcut dünya düzeninde geçerli olan sistem, kapitalist sistemdir. Kapitalizm, bugün sadece ekonomik düzen olmanın ötesinde, siyasi boyutu demokrasi, ekonomik boyutu piyasa ekonomisi ve sosyal boyutu da insan hakları olan geniş bir devlet anlayışına dönüşmüştür.
Kapitalist anlayışların devlet kavramına nasıl yaklaştıklarını, tarihsel olarak kapitalist düşünce içerisinde devletlerin nasıl
bir evrim geçirdiğini anlamak için öncelikle kapitalizmin üzerine oturduğu temelleri yeniden hatırlamamız gerekmektedir.
Bunlardan bir tanesi kaynakların sınırlı ihtiyaçların sınırsız olması diğeri de piyasaların kendi kendine dengeye ulaşabileceği yanılgılarıdır. "Kaynakları sınırlı, ihtiyaçları sınırsız" olarak gören anlayış, elbette bu kaynakların herkese yetemeyeceği, ancak mutlu bir azınlığı tatmin edeceği sonucuna varacaktır.
Bu düşüncenin ürünü olarak hayata geçirilecek bir devlet yapılanması ise, vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere değil, aksine mutlu azınlıkların ihtiraslarına cevap vermeye odaklanacaktır. Yukarıda ifade ettiğimiz kaygılardan dolayı kapitalist zihniyet hep üretime ve kazanca odaklanmıştır. Sömürgeci ve emperyalist anlayışlarda bu düşüncenin ürünleridir.
Çalışan kesimin ve işçi sınıfının ezilmesi, buna karşı sosyalist ve anarşist modellerin anti tez olarak kapitalizmin karşısına konması yine bu yanlış uygulamaların neticesidir. Kapitalist süreç içerisinde ulus devletlerin ortaya çıkması
ve çeşitli değişikliklere uğraması, hep bu temel kaygılara bağlı olarak gelişmiştir.

Kapitalizm, mutlu azınlığı korumaktadır
Bu mantık içerisinde devlet, hep kural koyucu; zaman içerisinde uluslar üstü bir kimlik kazanan mutlu azınlığı koruyucu
bir tavır içerisindedir. Bu anlayış içerisinde vatandaş olmak belli hakları elde etmekten ziyade, belli sorumlulukları kabul etmek manasına gelmektedir.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden

 


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Dr. Eric SHAYDULLİN / Harward Üniversitesi
Kötümserliğe gerek yok, Krizden kurtulmanın yolu var
Dünyadaki tablo ve ekonomistlerin yorumlarına baktığımızda dünyanın gelecek ekonomisine dair hemen hemen herkes kötümser ve iç karartıcı konuşuyor. Ama ne hazindir ki, kimse ne yapılması gerektiğini bilmiyor. Bu sorunların nasıl çözüleceğine dair de bu fikirleri bulunmuyor. Ben diyorum ki kötümserlik için bir sebep yok. Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş'ın fikirlerine bakın ve gözünüzü oraya çevirin.
Bence bu krizden kurtulmanın yolu orada. Sayın Baş'ın Ekonomi alanındaki fikirlerinden benim en ilginç bulduğum yer, paranın yeni bir tarife, yeni bir tamına kavuşturuluyor olması. Sayın Baş'ın tezinde, yeni bir tarif getirilen paraya, üretimin karşılığı olarak vazife veriliyor. Bence bu yüzyılın buluşu, hatta paranın icadından beri en ilginç buluşlardan ve tesbitlerden bir tanesidir. Paraya getirilen bu yeni tarif, bence çok önemli bir keşiftir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100