17 Kasım 2008 Pazartesi 00:00
107 Okunma
Dünya kriz üstüne kriz yaşamaktadır
Nitekim dünya üzerinde çok sayıda finanssal kriz yaşanmıştır. O kadar ki, küçüklü büyüklü krizler göz önüne alındığında; Paul Krugman'ın da altını çizdiği üzere "her 19 ayda bir krizin olduğu" anlaşılmaktadır. ~|~

 

Sistem gelişmiş ülkeler lehine işliyor
Gelişmekte olan orta gelir grubu ve altındaki ülkeler, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını global şirketlere devretmelerine rağmen; kendi ürettikleri malları gelişmiş ülkelere satmaya kalktıklarında ise başta kota, gümrük, telafi edici vergiler ve vergi dışı engellemeler olmak üzere birçok engellemelerle karşılaşmaktadırlar.

IMF ve Dünya Bankası tavsiyeleri zararlı
Yeri gelmişken somut bir tecrübeyi ifade etmek kabilinden belirtmek gerekir ki; günümüzde ekonomi kuralı olarak, gerek IMF, gerekse Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar vasıtası ile kalkınmaya çalışan veya geri kalmış olan "ülkelere dayatılan uygulamaların hiçbirinin o ülkelere zarardan başka fayda"sı yoktur. Gelişmiş kabul edilen ülkelerin bu uygulamaların tam tersini yapıyor olmaları bile; bugün kabul gören ekonomi kurallarının teorik izahlardan çok, politik sömürü hesaplarına dayandığını göstermektedir.

Gelişmiş ülkeleri kendi pazarlarını koruyor
"Küresel egemenlik peşindeki büyük devletler denetim altına aldıkları az gelişmiş ülkelere, dışsatıma dayalı kalkınma modelleri, serbest piyasa ekonomisi, özelleştirme programları, korumacı yasaların kaldırılmasını ve devletin küçültülmesini önerdiler; ama kendi ülkelerinde bunları yapmıyorlar. Ulusal pazarlarını, tarife dışı engeller ve kotalarla koruyorlar. Nitekim ABD, Latin Amerika ülkelerinin ihraç ettiği 1051 tür mamul maldan 400'üne; AB ise, 479 tür mamul maldan 100'üne tarife dışı engeller koymaktadır. 1980?1983 arasında ABD'nin korumacılık uygulamaları yüzde 100; AB'nin uygulamaları ise yüzde 387 oranında artmıştır. ABD Temsilciler Meclisi'ne, yalnızca 1985 yılında, 400 adet korumacı yasa teklifi verilmiştir. OECD ülkelerinde ortalama üretici sübvansiyonları (devlet destekleri), 1979?1981 döneminde yüzde 32 iken; 1986?1987 yıllarında yüzde 50'ye çıktı?".


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş


MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER:

Prof. Dr. Patric Boulogne / Paris Üniversitesi
Milli Devlet ? Sosyal Devlet tezi dikkatle incelenmelidir
Eski Sosyalist Dışişleri Bakanı Hubert Verdine'in, Eylül 2007'de Cumhurbaşkanı'na sunduğu raporda küreselleşme karşısında Fransa'nın iki özel durumunu öne çıkarmaktaydı: Bunlardan birincisi serbest pazar ekonomisine yönelik zayıf halk desteği, öteki ise serbest pazar ekonomisine duyulan güvensizlikti.
İşte tam bu noktada yani Fransa da ve diğer Avrupa ülkelerinde bir taraftan ahlaki değerler , bir taraftan ekonomik pazarlar kaybedilirken Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet teziyle hem ortak değerleri koruyor, hem de Pazar kavgalarındaki haksız rekabeti önlüyor.
Prof. Dr. Haydar Başın tezine göre, bugün Avrupa Birliği kendi içinde oturmamışken, AB yöneticileri problemleri çözmekte yetersiz kalırlarken  ve dahası nasıl bir Avrupa sorusuna tam ve nihai cevap verilmemişken Sayın Baş'ın Milli Devlet ve Milli Ekonomi Modeliyle her toplumun ve her devletin problemlerini başka devletlerin ve halkların problemleriyle çoğaltmadan kendi içinde çözüyor.Dünya yeni oluşumlara giderken Baş'ın Milli Devlet / Sosyal Devlet tezi çok anlamı ifade etmektedir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100