22 Eylül 2009 Salı 00:00
136 Okunma
Emisyon devreye konmadan borçlardan kurtulmak mümkün değildir
Büyüme gayreti içinde olan ülkeler ihtiyaç duydukları sermayeyi kendi emisyonları ile karşılamak yerine maliyetli yabancı para ile karşılama yoluna gittikleri için zaman içerisinde kendilerini büyük bir borç batağının içinde bulmuşlardır. ~|~

 

İnanılmaz rakamlara ulaşan borçların ödenebilmesi, ülkelerin borç batağından kurtarılması için her şeyden önce, maliyetli yabancı para yerine emisyonun hakim kılınması gerekmektedir.
Kalkınmakta olan ülkelerin 1970 yılında global sermaye sahiplerine hemen hemen hiç borçları gözükmez iken; bu rakam 1990 yılında 1.459 trilyon Dolara, 2000 yılında ise 2.527 trilyon Dolara ulaşmıştır. Bu rakamların sadece dış borçlar toplamı olduğu ve iç borç rakamlarının dış borç rakamları toplamından daha fazla olduğu dikkate alındığında, meselenin boyutları daha net anlaşılacaktır. Yani kalkınmaya karar vermiş ülkeler, 1970 yılından günümüze kalkınmalarını maliyetli para ile yapmaya kalktıkları için adeta batma noktasına gelmişlerdir.

"Para basma enflasyon olur" sözünü kendilerine bir tabu yapanlar, bankacılık sisteminin gereğini anlatırken bu sistemin ekonomiye kaynak sağladığını, kaydi para ürettiğini söylerler. Bu mantığa göre Merkez Bankası emisyonu arttırınca enflasyon, aynı işi bankalar yapınca kaynak aktarımı olmaktadır. Uluslararası kredi kuruluşları, emisyonumuzu artırarak üretim yapmak yerine, faizle alınan yabancı para ile aynı üretimi yapmamızı tavsiye ediyorlar. Yani yerli para ile yapılan üretim enflasyon oluşturur ama maliyetli yabancı para ile yapılan üretim ülkemizi kalkındırır gibi mantık dışı açıklamalara muhatap olmaktayız.

MEM parayı özgürlüğüne kavuşturacak
Maalesef Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ekonomi politikaları adı altında uygulanan modeller esaret zincirinden başka bir şey değildir. O yüzden ekonomi modelimizde her şeyden önce maliyetsiz ve yerli para özgürlüğüne kavuşturulacak, önündeki tüm engeller kaldırılarak ekonomi küresel güçlere bağımlı olmaktan kurtarılacaktır. Günümüzde uluslararası kredi kuruluşlarının etkisinde ve yönetiminde olan ülkeler, hazinenin üzerine oturmuş dilenciler gibi yabancılar gelsin yatırım yapsın, bizi işe alsın diye bekletilmektedir.

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden



SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER:

Prof. Dr. Stanislav P. Kolosov / Rusya Bilimler Akademisi
"Kaynaklar sınırsızdır" fikrine katılıyorum
Devletin görevi kaynakları çıkarıp milletin yararına sunmaktır. Bu, finansal yükü olan bir çalışmadır. Bu büyük finans gerektiren çalışmada devlet güçlü imkanlarını mutlaka devreye koymalıdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın Modeli'nde kaynakların devlet eliyle işletilmesi önemle ifade edilmektedir. Rusya olarak geliştirdiğimiz tekniklerle yer altı kaynaklarına 30 kat daha hızlı ulaşabiliyoruz. Bu, MEM'in yer altı kaynakları konusunun pratik uygulamasına kolaylık sağlayabilir.
Petrol rezervleri 15-20 yılda yenileniyor
Hazar bölgesinde petrol kaynakları hususunda yaptığımız araştırmalarda, önemli bulgulara rastladık. Petrolün 15-20 yıl içinde yenilendiğini tespit ettik. Bu tespitimiz petrol konusunda sahip olunan eski "petrol kaynakları bitiyor" bilgilerinin yanlışlığını gösteriyordu. Kaynakların yenilenebildiğini gösteren bu çalışmalar neticesinde Sayın Baş'ın "kaynaklar sınırsızdır" fikrine katılmak artık benim için bir zorunluluk oldu. Burada, kaynakların sınırsız olduğuna bizzat şahit olduk.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100