07 Şubat 2009 Cumartesi 00:00
140 Okunma
Emperyalizm mutlu azınlığın refahına dayanır
Kapitalist devlet anlayışını daha gerilerden ele almak mümkündür; ama 1648'de yapılan Westphalia antlaşması ile Batı dünyasında ulus devlet yapılanmasının temeli atılmıştır. ~|~

 

Bu tarihten sonra feodal yapıyı terk etmiş, içişlerinde bağımsız, uluslararası hukukta tek yetkili, vatandaşları ile olan hukukunu kendi belirleyen ulus devletler dönemi başladı.

Kapitalist zihniyet ulus devleti basamak olarak kullandı
Bu dönemin başlaması, esasında büyüyen ticaret hacminin kendisine güvenli ticaret bölgeleri aramasının bir sonucudur. Ulus devletlerin sınırları kapitalist zihniyet için güvenli bölgeler haline geldi. Bu ticareti elinde bulunduranlar için, "ulus devletlerin koruyuculuğu" güvenli bir liman vazifesi görmekte idi. 18. yüzyıla kadar devam eden sömürgecilik anlayışı ve ileriki yıllarda ortaya çıkan çağdaş sömürgecilik olan emperyalizm, ulus devletler üzerinden mutlu bir azınlığın dünyayı sömürmesinden başka bir şey değildir.

Ulus devlet himayesinden küreselleşmeye
Zaman içerisinde bu global odakların daha büyük kazanç elde etme hırsı, "daha büyük pazar" ihtiyacını ve yerel kaynakların ve gelirlerin kontrolünü sağlayacak küreselleşme sürecini başlattı. Bu süreçte artık ulus devletlerin geçmişteki misyonunu DTÖ, IMF, DB? gibi kuruluşlar üstlenmiştir. Kapitalist düşünce, kendi mantığı içerisinde hiçbir zaman devlet olgusuna karşı olmamış; aksine desteklemiştir. Bugün dahi küreselleşme sürecinde ulus devletler tasfiye ediliyor derken; bizim kastettiğimiz zaman içerisinde ulus devletlerin değişim geçirdiklerini anlatmaktır.

Hizmette küçük, vergi toplamada güçlü
devlet anlayışı
Nitekim "devleti küçültelim diyenler"in, devletin, yüksek kâr getiren kurumlarını global tefecilere devretmesini, madenlerini yok pahasına bu odaklara satmasını kastederler. Ama aynı devlet, vatandaşlarından vergi toplama noktasında olabildiğince güçlü ve zorlayıcı olmalıdır. Aksi taktirde global tefecilerin faiz gelirlerini karşılamak mümkün olmayacaktır. Yani globalleşme sürecinde devlet kabuk değiştirmektedir.

 

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER:

Prof. Dr. Ahmet Kaşamoğlu / Azerbaycan Bilimler Akademisi
Dünya kan dökmeden pekâlâ yönetilebilir
Burada mukayese için soruyorum, Prof. Dr. Haydar Baş'ın üstünlüğü nerededir? Sosyalizm ve Kapitalizm sistemlerinin esas dayanakları olan esas membaları olan teorileri bir gözden geçirelim. Kapitalist sistemin ve Sosyalist sistemin dayandığı teorilerin her biri, kısa bir zamanda yer almış ve ikisi de filozoflar ve siyasetçiler tarafından ortaya konulmuş iddialardır. Ayrıca bu iddiaların ortaya konuluş tarihi çok da uzun bir zaman değildir. Sosyalizm hangi teori üzerine dayanmıştır? Sosyalizm sistemini incelediğiniz zaman şunu görürsünüz. Sosyalizm, maddiyat bir teori, materyalist dünya görüşüne dayanan bir teoridir. Şimdi artık üniversite öğrencileri bile bu teorileri inceleyip, okudukları zaman, bu teoride çok gülünç şeylerin bulunduğunu ifade etmektedirler. Kapitalist sitemde ise merkezde duran paradır. Ve Bu teorilerde ve eserlerde yer almış bir şeydir. "Sosyal Devlet Milli Devlet" ve "Milli Ekonomi Modeli" kitaplarının özü nereye dayanmaktadır diye düşünürsek şunu görmekteyiz. Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu kitapları insanlık tarihine dayanır ve insanlık kültürüne dayanmaktadır. Bu kongre dünyanın her yanında kan döküldüğü bir zamanda dünyayı daha iyi yönetmek mümkün demenin adıdır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100