26 Eylül 2009 Cumartesi 00:00
149 Okunma
Fiyat artarsa, talep edilen mal azalır
Gelelim fiyatın talep edilen miktar üzerindeki etkisine... Bu bilinen bir olaydır. Eğer fiyat artarsa talep edilen miktar düşer. ~|~

 

Bunun aksi olan mallar da olabilir ama onlar genellemeyi bozmazlar. Fiyatın miktar üzerindeki etkisi gelir düzeyinden ve malın cinsinden bağımsız değildir. Eğer gelir düzeyi çok düşük ise, fiyatlarda meydana gelen düşüş, talepte hiçbir değişiklik yapmaz; eğer gelir düzeyi kısmen belli bir seviyede ise o zaman da fiyatlardaki düşüş kısmen talep miktarında artış sağlar. Yani gelir düzeyinde düşüş belli seviyenin altına inerse fiyatlar genel seviyesi ne kadar düşerse düşsün talep edilen mal miktarı eski seviyesini yakalayamaz.

Klasik anlayışın fiyat yaklaşımı yanlıştır
Bu sebeple klasik anlayışın ifade ettiği gibi fiyatların elastik olmasından dolayı piyasa dengesinin kurulabileceği iddiası doğru değildir.  Gelir düzeyi ve fiyatların talep üzerindeki etkisi aynı anda ele alındığında ve gelir ile fiyatları belirleyen değişkenlerin farklı farklı olduğu dikkate alındığında; piyasaların kendi kendine dengeye geleceğini iddia etmek hayaldir. Talep üzerindeki bu çift yönlü baskı ?değer konusunda değineceğiz? fiyatların esnekliğini engellemektedir.

Gelir düzeyi talep için çok önemlidir
Üçüncü konu ise gelir düzeyidir. Bir yönüyle hane halklarının eline geçen para da diyebiliriz. Bu konu belki de ekonomistler tarafından ve politika uygulayıcıları tarafından en fazla görmezlikten gelinen unsur olmuştur. Eğer bireylerin yeterince satın alma gücü yoksa piyasada olup bitenler onları çok da fazla ilgilendirmeyecektir.
Gelir düzeyine göre bireyler piyasadaki gelişmelere değişik tepkiler verirler.
Gelir düzeyine göre bireyleri sınıflandırırsak, açlık seviyesine kadar olan seviyede bireyler piyasaya karşı adeta ölü konumundadır. Burada olmazsa olmaz ihtiyaçlar dışında piyasa onları ilgilendirmez.

Geçim düzeyi tasarrufa başlanılan düzeydir
İkinci seviye geçim düzeyidir. Bu düzeyin bitişi bireylerin tasarrufa başladıkları düzeydir. Gelir tüketim eşitliğinin korunduğu sınıra kadar devam eden sınıftır. Bireylerin bu seviyeye kadar piyasaya olan tepkileri ise hasta adam gibidir. Bu bölgede talebin gelir esnekliği birdir. Bu seviyeye kadar gelirdeki artış ne olursa aynı miktarda tüketime aktarılır.

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden



SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER:

Prof. Dr. Ashraf Humbatov / Almanya
Prof. Dr. Haydar Baş, modeliyle siyasetin de üzerine çıkıyor
Mevcut ekonomi modelleri insanlığın yaşamış olduğu bir çok probleme çözüm bulamamıştır. Örneğin insanlar arasındaki gelir dengesizliği her geçen gün sürekli artmaktadır. Azınlık bir grup dünyanın kaynaklarından istifade ederken, çoğunluk açlık ve sefalet içindedir. Bu gelişmiş ülkelerin halkları arasında da böyledir.
Milli Ekonomi Modeli bu ve benzeri bütün problemleri kolaylıkla çözebilecek projelere sahiptir. Sunduğu orijinal çözümlerle Milli Ekonomi Modeli öyle bir ses ki, dünyadaki bütün modelleri kuvvetli bir rüzgar gibi kendi yönünde eğilmelerini sağlayacaktır.
Milli Ekonomi Modeli'nde ifade edilen sosyal devlet projeleri insanlara hiç kimseye muhtaç olmadan yaşayabileceği sağlıklı bir hayat standardı sağlamaktadır. Milli Ekonomi Modeli insanların sosyal yapısını son derece güçlü bir tabana oturtuyor.
Dünya ekonomilerini dize getirecek bilim adamının Türk dünyasından çıkması onur vericidir. Türk dünyası bu fikirlerle yeni bir dünyaya, yeni bir çağa girecektir. Kararları hep siyasiler belirler, ama bir bilim adamı siyasilerin de üzerine çıkıyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121