Bu haber kez okundu.

Gelişmekte olan ülkeler her yönüyle sömürülüyor
Faizle alınan dolar karşılığı piyasaya yerli para sürülürken; her halükarda o ülkenin toplam üretimi karşılığı kendi parasını o topraklara gönderen ABD, böylelikle hem o ülkenin emeğini kendine transfer etmekte, hem de o ülkeyi faiz ve borç batağı ile önce ekonomik, sonra da siyasi olarak kendine bağımlı hale getirmektedir. ~|~

 

Bütün dünyayı nüfuz alanı yaptılar
Globalizasyon süreci, doların "nüfuz alanı"nı "bütün dünya" yapmaktadır. Özellikle orta ve dar gelir grubu ülkeler, bugün doların nüfuz alanı içerisindedir. Doların bu serüveni, aynı zamanda bu ülkelerin yer altı ve yerüstü kaynaklarının ve gelirlerinin ABD'ye, onun üzerinden de birkaç global odağa aktarılma hikayesinden başka bir şey değildir.

GAAT süreci önemlidir
İkinci önemli sürecin ise, GATT görüşmeleri olduğunu söyledik?Breton Woods'la birlikte başlayan bir diğer süreç ise IMF ve Dünya Bankası'nın kurulmasının yanında, GATT toplantılarının başlamasıdır. GATT anlaşması çerçevesinde bugüne kadar 9 ayrı ticaret raundu yapılmış, her raunt ta onlarca farklı  nlaşma imzalanmıştır: Orijinal Görüşmeler (1947), Annecy Raundu (1949), Turquay Raundu (1951), Cenevre Raundu (1955?1956), Dillon Raundu (1960?1962), Kennedy Raundu (1964?1967), Tokyo Raundu (1973?1979), Uruguay Raundu
(1986?1994) ve halen devam etmekte olan Millenium (Doha) Raundu (2001??). Bütün bu rauntlarda liberalleşme adı altında gelişmiş kabul edilen ülkeler ve global şirketler lehine dünyanın geri kalan ülkelerine bir çok siyasi ve iktisadi karar kabul ettirilmiştir.

Kamunun ayağı Tokyo'da kaydırıldı
Mesela 1979 yılında sonuçlanan Tokyo raundunda; kamunun ekonomik alandan çekilmesi, ithalatın önündeki engellerin kaldırılması ve tarıma verilen desteklerin azaltılması? vb kararlar alınmıştır. Ülkemizde 24 Ocak kararları olarak bilinen ve 1980 yılında uygulamaya konan "özelleştirme, ithalatın önünün açılması ve yabancı paraların içeride dolanımda olmasına imkan tanıyan uygulamalar, Maden Yasası'nın çıkarılarak yabancılara maden sahalarımızın satışının ilk temellerinin atılması, ilerleyen yıllarda DİBS çıkarılarak ülkemizin iç borç adı altında global sermaye sahiplerine yüksek faizle borçlanmasının sağlanması"? vs. karar ve uygulamlar, Tokyo raundunun neticesinde dünyada gelişmekte olan ülkelere kabul ettirilen ve "Reagan veya Theacher ekonomisi" olarak da bilinen anlayıştan başka bir şey değildir.


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş


MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Ata SELÇUK / Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi

Milli Ekonomi Modeli dünyanın kurtuluş reçetesi oldu
Bu ülkeye sahip çıkması gerekenlerin hiç vakit geçirmeden gerekeni yapmaları şarttır. İşte kurtuluşun şartlarından en önde geleni Tam bağımsız güçlü bir MİLLİ DEVLET olmaktır. Milli devletin ise en güzeli SOSYAL DEVLET yapısıdır. Fertlerini koruyan, gözeten, her türlü problemlerini anında halletmeye hazır, adaletli, herkese iş, ve kazanç sağlayan, fertlerini koruyan eksiksiz, baba bir devlet, elbette en ideal yapıdır. Bu devlet yapısı MİLLİ EKONOMİ MODELİ İLE tam bir uyum içinde olacaktır. Güçlü olduğu nedenle de Milli ekonomi modelini eksiksiz yerine getirecek ve her geçen gün, gücüne güç katmaya devam edecektir. Milli Devlet? Sosyal Devlet projesi mi Milli Ekonomi Modelinden çıkmıştır? Yoksa tersimi olmuştur diye düşünmek yersizdir. İkisi ayrılmaz bir bütündür. Her ikisi de dahiyane düşüncenin ortak mahsulüdür. Milli Devlet olmazsa sosyal devlet mümkün değildir.  Sosyal Devlet, Milli Ekonomi Modelinin hayata geçirilmesidir. Bu nedenle Milli Devlet şarttır. Yani tam bağımsız, kaynaklarına, topraklarına, bayrağına, kanunlarına, Parasına, inancına,  örfüne taşına toprağına, suyuna, ceddinin kutsal huyuna,  tarihine şehitlerine. Kırmızı çizgilerine sahip çıkan bir devlet.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100